İkinci Yeni'nin birincisi üzerine düşünceler

İkinci Yeni'nin birincisi üzerine düşünceler

İsmail Afacan İkinci Yeni'nin birincisi Edip Cansever ile ilgili yazdı

İsmail AFACAN

Hem edip hem can sever bir şairle karşı karşıyaysanız, hazırlıklı olmanız lazım. Çünkü şiirini okurken zorlanabilirsiniz. Bu zorluğun nedeni “anlamsızlık-anlaşılmazlık” değil; kendini kolay ele vermek istemeyen bir şiir olması. Edip Cansever’in şiiri hesabı kitabı olan bir şiirdir. Rastlantısal değildir. Anlamsız hiç değildir. 

***

Edip Cansever şiiri Varoluşçu felsefenin dışa vurumudur. Özellikle “Ne Gelir Elimizden İnsan Olmaktan Başka”, “Umutsuzlar Parkı”, “Çağrılmayan Yakup” ve “Ruhi Bey” bu dışa vurumun ürünleri olarak karşımıza çıkar. Bu şiirlerde bireyin yaşadığı buhran ve özgürleşme ikilemi sıklıkla işlenir.   

***

Edip Cansever şiirinde bireyin durumunu ve şairin tutumunu Michelangelo’nun şu sözü özetliyor: “Mermere sıkışmış bir melek gördüm ve onu özgürlüğüne kavuşturuncaya dek mermeri oydum.” Edip Cansever şiirinde tabularını yıkamayan ve birbirine bezeyen bireyleri özgürleştirmeye çalışır. Açmazlar içinde boğuşan bireyi özgürleştirene kadar kalem sallar. Edip Cansever’in meleği özgürleşen bireydir. 

***

Edip Cansever şiirinde resim sanatının önemli bir etkisi vardır. Resim sanatına ilgisi oldukça fazladır. Akıllara kazınan “Masa Da Masaymış Ha” şiirini bir düşünelim. Pencereden gelen ışığı, ekmeğin, havanın yumuşaklığını, biranın dökülüşünü, dokuzun ve pencereden uzanarak aldığı sonsuzun masa üzerindeki halini... Sürrealist bir tabloyu andırmıyor mu? Dali’nin şiirdeki hali gibi...

***

Edip Cansever şiirinde tiyatro tekniğinden oldukça yararlanmıştır. Ruhi Bey şiirindeki şu dizelere kulak verelim: “KORO/ İyi biliriz sizi biz, iyi biliriz/ Nerdesiniz Ruhi Bey.// RUHİ BEY/ Gömdüm hepsini, geliyorum/ Bütün ölülerimi gömdüm, geliyorum.” Bu dizelerin de yer aldığı “Ruhi Bey” şiirinin son bölümünde tiyatral diyaloglara yer verir. Ruhi Bey’in içinde bulunduğu ortam müzikal bir tiyatro sahnesini andırır. Camal Süreya’nın Edip Cansever için “Tiyatroyla anlaştı demeyeceğim, tiyatro yapmak istedi” sözü tam da buraya denk düşer.

***

İkinci Yeni şairler şiiri düz yazı yaklaştırmış ve konuşma dilinin olanaklarından yararlanmışlardır. Bunu en fazla yapan şairlerden biri Edip Cansever’dir. Garip şiirindeki gibi halkın günlük konuşma dilinin şiire taşınması değil... İmgeli ve yoğun... Sınıfsal olarak orta sınıfın konuşma dili ama şairin imgeleme gücünün de içine girdiği daha çok kurgusal bir dil.  Ne Gelir Elimizden İnsan Olmaktan Başka şiirindeki şu dizelerdeki gibi: “Dönüşür içimizde az menekşe, bir sarmaşık/ Menekşe, hadi neyse, mor deriz sarmaşıklara/ Mor deriz, mor bilinir çünkü, bir yandan güneşler kurur”

***

İkinci Yeni’nin birincisi Edip Canseverdir. Felsefi alt yapısı, imge gücü, yarattığı karakterler ve biçimsel yönü Edip Canseveri akımdaşı şairler içinde bir adım daha öne çıkarmaktadır.

www.evrensel.net