21 Ekim 2016 16:39

Fil Adamdan Mephistoya Bursa Uludağ Üniversitesi Oyuncuları

"Oynadığımız oyunda toplumun bir derdini anlatmamız gerektiğini düşünüyoruz, tiyatroyu toplumu değiştirmek için yapıyoruz.”

Paylaş

Can KAYLAN
Sennur UNAY
Uludağ Üniversitesi

Geçtiğimiz sene Fil Adam oyunuyla “öteki” konusunu irdeleyen Uludağ Üniversitesi Oyuncuları’nın bu sene de “Mephisto” oyunuyla sahnede olacaklarını öğrenip onlarla yeniden bir araya geldik. Hem gelecek dönem planlarını hem de memlekette tiyatronun halini konuştuk. Hiç sponsorları olmadan kendi imkanlarıyla sene boyunca hem diğer üniversitelerin festivallerinde hem de Bursa sahnelerinde etkin olarak görüyoruz Uludağ Üniversitesi Oyuncularını. “Sponsor meselesinin yaptığımız tiyatronun özüne uygun olmadığını düşünüyoruz.” diyorlar. Kapitalizmi eleştiren bir oyun sergilerken bu işi sponsorlarla yapmak onlara çelişkili geliyormuş. “Ayrıca kâr odaklı düşünce tarzlarını da beğenmiyoruz.” diyorlar. Onlara göre kolektif bir şekilde kendi imkanlarıyla bu işleri halletmek daha değerliymiş.

“FESTİVALLER DAYANIŞMAYI BÜYÜTÜYOR”

Arkadaşlarımız üniversiteden de diğer kuruluşlardan da yeterli desteği göremediklerini söylüyorlar. Geçen seneki buluşmamızda dile getirdikleri sorunları hala devam ediyor. Üniversite tiyatro yapmaya hiç elverişli olmayan bir oda tahsis ediyormuş onlara. Ama tüm olumsuzluklara rağmen gittikleri yerlerde dahi dayanışma ruhu ile her işlerinin çözüldüğünü söylüyorlar. “Örneğin geçen sene gittiğimiz bir festivalde gece beşte karşılandık. Topluluk tarafından da bizlere basit bir plaket yerine o sene oynadığımız Fil Adam oyununa ithafen Fil Adam büstü olan bir plaket verildi bizlere.” diyor Ammar ve gülerek devam ediyor. “Turne için gittiğimiz Denizli’de bizi kaplıcaya götüren arkadaşlarımız bile oldu.” Bu tarz tiyatro festivallerinin topluluklar arasındaki dayanışmayı ve kardeşliği büyüttüğünü söylüyorlar. “Zaten onlar da biz de aynı sıkıntıları yaşıyoruz.” diyorlar. “Mesela onlar da ödenek alamıyor, sansüre uğruyor, biz de.” 

SANATIN DÖNÜŞTÜRÜCÜ YANI

Sohbet ilerlerken Metin arkadaşımız topluluğa girdikten sonra hayatının değiştiğini söylüyor. Eskiden tiyatroyla ilgili hayatında bir şey olmadığını fakat toplulukla birlikte tiyatronun hayatını değiştirğini, kendi kalıplarının dışına çıktığını belirtiyor. Onların tiyatro anlayışının da bu yönde olduğunu öğreniyoruz. “Elbette estetik kaygımız var ama oynadığımız oyunda toplumun bir derdini anlatmamız gerektiğini düşünüyoruz, tiyatroyu toplumu değiştirmek için yapıyoruz.” diyor. O sırada Mehmet giriyor söze; “Eskiden belli kalıplar içinde olsam da tiyatro beni değiştirdi. Ben de çevremi değiştirmeye başladım. Bu yolla ülkemizi de neden değiştiremeyelim?” diye soruyor. Koray ise gülerek, “Devlet tiyatrolarına girip kısıtlanmaya başlamadan önce ne kadar insanı değiştirirsek o kadar iyidir.” diye onaylıyor Mehmet’i.

MEPHISTO’YA YENİK DÜŞEN İKTİDAR

Bu sene oynayacakları oyun hakkında konuşmaya başlıyoruz sonra. “Goethe’nin Faust’unda dünyalık için ruhunu şeytana satan bir doktor var.” diyor Cevher. Bu şeytanın adı da Mephisto’ymuş. Oyunun adı da buradan geliyormuş. “Bizim oyunumuzda ise bir tiyatrocu var, Hendrik Höfgen.”
Arka planda Hitlerin iktidara gelmesi ve faşist rejimin inşa sürecini ve bu süreçte Höfgen’in Nazilere karşı çıkan biriyken hayalleri için nasıl bu rejime hizmet ettiğini görüyoruz. 
Oyunda aynı zamanda rejimin Alman sanatçılara yaptığı baskı karşısında bu sanatçıların rejime karşı sergiledikleri duruşu görüyoruz. Bu sanatçılardan bazıları taraf değiştirirken bazıları buna karşı direnmişler. Oyundaki bir diyalogda, “Tiyatro ne için yapılmalıdır?” sorusu işleniyor. Kimi diyor ki tiyatro hayatın içinden bir şeyler anlatmak zorunda değil. Kimi içinse tiyatronun halka dokunması gerekiyor. Oyunda, aydınların toplumdaki rolü, kapitalizm eleştirisi, ırkçılık gibi pek çok şey bir arada görebiliyoruz.


Konu devlet tiyatrolarında “yerli ve milli oyun” tartışmalarına gelince, “Türkiyefde tiyatro hayatta kalmak için mücadele ediyor.” yanıtını alıyoruz. Sanatın milleti olmadığını belirtip “Bizlere bazı şeyler dayatılmak isteniyor.” diyorlar. “Örneğin Ragıp Yavuz 97 yılında Mephistofyu oynamak için izin istiyor fakat yanılmıyorsam 2009 yılında izin alabiliyor. Türkiyefde tiyatronun gelişmesi için çok yol kat etmemiz gerekiyor.” Onlara göre başta eleştirel düşüncenin olması gerekiyormuş. Bireylerin yok sayılarak baskılanarak yok edilemeyeceğini söyleyen arkadaşlarımız; “Örneğin eşcinselleri yok sayarak onları yok edemezsin.” diyorlar.

ÖNCEKİ HABER

Sarayın hikayesi

SONRAKİ HABER

Hakkari Valiliği, 30 gün süre ile kentte eylem ve etkinlik yapılmasını yasakladı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa