01 Ekim 2016 14:45

Katlanmanın sevgiyle alakası yok 

Şiddete maruz kalan bir kadın yaşadıklarını anlatıyor...

Paylaş

Nişanlımla el eleyiz. Yürürken aniden, “Evlenince ben kapanmam, bunu istemiyorum, hiç de düşünmedim” dedim. Şaşkın bir şekilde, “Nereden çıktı bu, böyle bir şey asla olmaz. Sen değil, kiminle evlenirsem evleneyim eşimi kapatmam” diye cevap vermişti bana. 
Şimdi evliyiz. Düğünden bir gün önce alışverişe gittiğimizde babası, “Başı açık mı çıkacak bu çarşıya?” diyerek kavga çıkardı. Düğün evi, kalabalık, rezillik çıkmasın diye herkes idare edip sustu. Düğünden birkaç gün sonra el öpmeye üst kata çıktık. (Aynı binada oturuyoruz, aile apartmanı) Kayınpederimin eline uzandığımda beni elinin tersiyle itti, savurdu. “Bu gözlüklerle elimi öpme, yaşlı gibi görünüyorsun” dedi. Sonra bağıra bağıra kapıya gitti ve “Kapının üzerindeki anahtarı asla içeri alma. Herkes istediği gibi evlere girip çıkabilecek. Bu bina bizim. Hiçbir evde anahtar içeri alınmayacak” dedi. O kadar hiddetliydi ki, neye uğradığımı şaşırdım. Ardından evime çok kitap getirdiğimi söyleyerek aşağıladı beni. O anda herkes, her şey dondu. Kalbimdeki acıyı, çığlığı ifade etmek mümkün değildi. 
Birkaç gün sonra da eltimle pazara gidip geldiğimde akşam evde kıyametler koptu. Başı açık nasıl pazara gidebilmiştim. Ve kâbus dolu günler artarak devam etti. O gece küfürlerle evimize daldı. (Kapının üzerinde anahtar vardı) Eşime, “Karını da al, çıkın evimden” diye bağırıyordu. Mahalleyi ayağa kaldırdı. Eşim “Yarın gideriz” dedi. Kapıyı üzerimize kilitleyip gitti. Eşimin yanında bana “Bu kadın orospu, orospular bile tövbe edip kapanıyor, bu kadın kapanmazsa evin eşiğinden içeri giremez” dedi. Eşime “Gidelim” dediğimde o da “Boş ver, sonra yatışır” cevabını verdi bana. 
Daha sonra kayınvalidemin baskıları başladı. (Ki o da teyzem olur.) “Bize uymuyorsan, isteklerimizi yerine getirmiyorsan, kapanmıyorsan boşanacaksın. Ya senin yuvan yıkılacak ya da benim” dedi. Eşim ise, “Benim yüzümden ailemin yuvası yıkılamaz. Benim yuvam yıkılsın” dedi. 
Yıllar önce anksiyete bozukluğu nedeniyle tedavi olmuştum. Bu stresli ortamda tekrar nüksetti hastalığım ve beni ‘deli’ diye babamın evine getirip bırakıp gittiler. Eşim daha sonra “Aileme karşı gelemem, onlar ne isterse o olur” demeye başladı. Eşim de ben de üniversite mezunuyuz. Düşündüğümde aklım almıyor, okumuş bir insan nasıl böyle olur!
Yedi aydır babamın evindeyim. Eşim ise bir aydır askerde. Bu süre zarfında hiç görüşmedik, çünkü telefonlarıma bile cevap vermiyor. “Beni sevseydi kapanırdı, babama katlanırdı” deyip duruyormuş. Ben ise bu durumun sevgiyle alakalı olmadığını aileme bile anlatamıyorum. Ailemin yanında da hayat o kadar güllük gülistanlık değil. Feodal bir aile içinde yaşıyorum. Ailemizde boşanma yok, her şeye katlanacaksın gözüyle bakıyorlar. Bir de sanki aileler evlenmiş gibi, yok onlar boşansın, onlar boşansın diyorlar. Evlendikten sonra bana dayatılan, ‘Ya kapanacaksın, işine gelmiyorsa da boşanacaksın’ şartını içime sindiremiyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum ve tekrar psikolojik tedavi görüyorum. 
İSTANBUL

ÖNCEKİ HABER

Akademiye lisansüstü kadın bakışı

SONRAKİ HABER

"Suudi Arabistan bir gazeteci öldürdü ve Trump bunu önemsemiş gözükmüyor"

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa