01 Ekim 2016 14:30

Yalnız değil, bir aradayız

Sincan Organize Sanayi Bölgesinde bir fabrikada çalışırken çeşitli sebeplerle işten ayrılan 4 kadının hikayesidir bu...

Paylaş

Ayşe ÖZ
Ankara Sincan Organize Sanayi Bölgesinde bir fabrikada çalışırken çeşitli sebeplerle işten ayrılan ya da çıkarılan ve üç aydır iş bulmakta zorlanan, bulsa da çalışamayan dört kadın; Fatma (33) Canan (27) Emine (31) ve Gül (34).
Fatma, çalıştığı fabrikanın sendikalaşması için komite kurmaya çalışan, fakat komite konusunda arkadaşlarını ikna edemeyen ve geç alınmış kararlar sonucu fabrika yönetiminin de sendika getirme planını öğrenmesiyle işten atılmış bir kadın. “Pişman mısın?” diye sorduğumuzda, “Evet daha hızlı hareket etmeliydik fakat arkadaşların ‘bir şey olmaz hallederiz’ diye işi savsaklamasına müsaade etmemiz, yenilmemize sebep oldu. On beşe yakın işçi işten çıkarıldı. Yaklaşık üç aydır iş arıyorum” diyor. 
Yaz sezonunun sonuna doğru üretim düştüğünden, fabrikalara kadın işçi alımının durduğunu, işçi alanların da Termikel, Elektromed, İLKA Tekstil gibi organizede işçiler açısından kötü üne sahip fabrikalar olduğunu belirtiyor. 
İLKA Tekstil’e Canan ve Gül’le birlikte yaptıkları iş başvurularını anlatıyor Fatma. “İşe alımdan sorumlu kişi, overlok makinasının önünde yaklaşık bir saat çalıştırıyor bizi, elimizin yatkın olup olmamasına bakıyor. Kötü de yapsak ya da yapamasak da yine bizi işe alacak, ama bir saat boyunca bildiğin üretim yaptırdı bize. Sonunda da ‘Tamam olur, yarın gelip başlayın’ deyince önce sevindik. Şartları sorduğumuzda ‘Ücretler haftalık, sigortayı bir ara yaparız. İşte hele bir çalışın, günlük ücretiniz 40 lira, her yere servis yok. Biz yerini söyleriz, siz ona göre ayarlayın, fazla mesai ücreti yok’ deyince hemen kaçtık. Sonradan öğrendik ki işçilerin ücretlerini çok gecikmeli veriyorlarmış. Organizede kadınların çalıştığı 20 fabrikaya başvuru yaptık, ama hala ses yok hiçbir yerden. Meğer patron her yere adımızı yollamış. ‘Bunlar sendikacı’ diye aramıyorlarmış bizi.”

ARKADAŞLARINI İSPİYON ETMEZSEN KAPI DIŞARISIN
Canan, fabrikada arkadaşlarının sendika için uğraştığını biliyor, fakat çok dahil olmuyor. Ama üç kez “Kim bu sendikacılar?” diye yönetim tarafından odaya çekiliyor, arkadaşlarını ispiyon etmediği için o da işten çıkarılıyor. Canan’ın daha önce fabrikada çalışmışlığı yok. Bu yüzden arkadaşlarından ayrılmak, iş bulamamak, onu depresyona sokuyor, bir süre evden çıkmıyor; zaten içine kapanık da bir kadın. İşten ayrılan arkadaşları iş aramaya giderken zorla onu da götürüyorlar. Organizede iş bulmak bu dönemde zor olduğundan bir okulun kantininde iş buluyor arkadaşları. Canan, “Fabrikanın gözünü seveyim, hiç değilse çalışma saatlerin belli. Burada sabah geliyoruz, akşam kaçta çıkacağımız belli değil. Yemek yok, yol sıkıntılı, fazla mesai ücreti vermiyorlar, kuru asgari ücrete talim ediyoruz” diyerek anlatıyor şimdiki çalışma koşullarını.

TACİZ EDİLMEMEK İÇİN ‘EVLİYİM’ DEMEK ZORUNDA KALDIM
Emine’nin işten ayrılması ise çok farklı bir sebeple. Bölüm şefinin çalışan işçi kadınlardan biriyle ‘yasak’ ilişkisine tanık olması nedeniyle şefi tarafından apar topar o gün işten atılıyor. O da diğer kızlarla birlikte iş aramaya koyuluyor. Organizeyi talan ediyorlar; işi olan da olmayan da, üç dört kadın, haftada üç gün hep birlikte iş arıyor. Emine, diğer kızlardan daha sonra girmiş fabrikaya, çok kısa bir süre çalışmış. O da haksız yere işten atılınca kadınlar onu da hemen içlerine almışlar, “Nerdeyse her gün görüşüyoruz” diyor.
Gül, boşanmış ve bir çocuğu var. Fabrikadaki bir erkekle olan arkadaşlığı büyük dedikodulara sebep oluyor. Diğer erkeklerin “Dul işte” diyerek taciz etmesi istifa etmesiyle sonuçlanıyor. Bu arada mahallede eve yakın bir kasapta iş buluyor, ama orada da işyeri ortaklarından birinin ahlaksız teklifte bulunmasıyla Canan’la aynı okulun kantininde işe başlıyor. Bu kez “Evliyim” demek zorunda kalıyor, çünkü kendini böyle koruyacağını düşünüyor.

‘YALNIZ OLMAK SORUNLARI BÜYÜTÜR’
Kadınlara böyle olaylarla nasıl başa çıktıklarını soruyoruz. Cevap, “Yalnız değiliz, sorun yaşayan birçok arkadaşımız var. Fabrikadayken kurduğumuz bir whatsapp grubumuz var. Bir şey olunca oradan hemen haberleşiyoruz, paramız mı yok, sigaramız mı yok ya da başka bir şey mi, hemen bir çözümümüz oluyor.” 
Örnek veriyor Gül: “Ben sürekli taciz edildiğim için önceleri sorun bende mi diye çok düşündüm. Bir süre tesettüre bile girdim. Fakat arkadaşlarım sorunun bende olmadığını, tesettürün de beni koruyan bir şey olmadığını anlattı. Zaten yaşarken de gördüm, yine oluyor, yani her yerde! Ben de kendimden taviz vermemeye başladım. Seni anlayan insanlarla birlikte olunca her şey çözülüyor.” 
Fatma da başka bir örnek veriyor, “Sendika komitesi kurmaya çalışırken aramızda her şeyi konuştuğumuz ve güvendiğimiz bir kadın arkadaş vardı o da grubumuzun içindeydi. Hatta bir keresinde eşiyle cinsel birliktelik istemediği için şiddet görmüştü, kolu mosmor gelmişti işe. Hafta sonu yalnız hissetmesin diye hep birlikte evine kahvaltıya gitmiştik. Biz sendikayla ilgili ne konuştuysak yetiştirmiş yönetime, hepimiz whatsapp grubundan çıktık, sonra yeni bir grup kurduk. Bir daha da konuşmadık. Sonuçta ihanet etti bize.”

ÖNCEKİ HABER

Yaratıcılığın merkezlerini çoğaltan kadın: Sennur Sezer

SONRAKİ HABER

23 Haziran İstanbul seçiminin iktidar medyasındaki yansımaları

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa