25 Eylül 2016 10:23

Devletin gücü ve kararlılığı

Cerattepe’deki madencilik faaliyetine karşı açılan davanın duruşmasına tanıklık eden CHP eski milletvekili Melda Onur yazdı.

Paylaş

Melda ONUR

Başta davanın Avukatı Bedrettin Kalın olmak üzere, davacısıyla, avukatıyla, duruşmaya gelip rapor sunan bilim adamları, aktivistleriyle, Artvinlilerle 19 Eylül günü Rize İdare Mahkemesi olağanüstü bir gün yaşadı. 

Bu kitle, son derece haklı davalarını savundular; ama sırf bu celse için özel atanan mahkeme heyetinin “çaresiz frekansı”nın mahkeme duvarlarına çarpıp izleyicilere yansıdığı an, artık bu efsane duruşmayı tutanaklarda bırakarak salonu terketme vaktinin geldiğini andı.

Memleketin altına üstüne koyan iktidarın yeminli müteahhidi Mehmet Cengiz’e, Cerattepe altınlarını bakır tepside sunmaya çalışan “üst akıl” olmazı oldurtmaya çalışarak “şu günü kazasız belasız atlatın, gerisini biz hallederiz” talimatıyla halkın hukuk arayışını hukuksuzlukla savuşturmaya çalışıyordu besbelli.

KULİSTE YOK YOK

Mahkeme salonunda herşey normal seyrinde yürür gibiydi. Savunmaları ve kimi zaman kendisine yönelik sözleri mesafeli bir nezaketle dinleyen mahkeme başkanı bu tür davaları izlemeye alışık olmayanlar için bir umut verebilirdi. Oysa oynanan müsamerenin kulisinde, ihaleye fesat karıştırmadan ihsası reye, adil yargılanmayı önlemeden, peşkeş için her türlü yalana göz yummaya kadar pislikler ortalığa saçılmıştı. 

Bir ihale verme ustası olan AKP iktidarının Cerattepe’de bulunan madenlerin işletilmesi için “özel tasarım ihale şartnamesi”, Mehmet Cengiz’in şirketi için yapılmıştı. Şartnamede tanımlanan bütün taleplere cevap verebilecek tek şirket vardı; o da Cengiz’ Holding’in şirketi. Hani çok zorda kalsa ihale şartnamesine patronun adının başharfleri M ve C olsun diyecek kadar... 

HÜLLEYLE İHALEYE FESAT

Bunu açığa çıkaran CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, ihale şartnamesine uygun tek şirketin Cengiz olduğunu dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’nın ağzından bizzat almıştı. Ama sonra şeytanın aklına gelmez ama usta AKP bürokrasisinin aklına gelir bir gelişme oldu.

İhleyi, yine bir Artvinli olan (ne yazık ki bölgeye kıyanlar, kendi toprağının çocuklarıdır) Özaltın Şirketi almıştı. Enerji Bakanı, Bayraktutan’a nispet yapıyor “Bak gördün mü, nasıl Cengiz almadı, yanıldın, bilemedin yaa...” diyordu. Ama davasının delisi Uğur Bayraktutan, Özaltın’ın hülleci olarak devreye girdiğini açığa çıkarıyordu. Özaltın ihaleyi alıp Cengiz Holding’e devretmişti. Bunun adına redevans diyorlar. 

Yani ihaleye fesat karıştırmanın ustalık hali...

Derken uzun adıyla Cerattepe Bakır Madeni, Kırma, Eleme Tesisi ve Teleferik Hattı projesinin çevresel etki değerlendirmesi yani (ÇED) olumlu kararı 24 Aralık 2014 tarihinde iptal edilmişti. İşte bu iptali bypass etmek için usta AKP bürokratları, Orman Bakanlığı genelgesini dayanak yaparak ÇED raporunda dikkati çekilen eksiklikleri sözde gideren yeni bir rapora yol verdiler. İşte bu son dava bu ikinci ÇED raporuna karşı açılmıştı. Ama bu kez ÇED’in yeniden yargıdan dönmesinin önüne geçmek için mahkeme heyetini değiştirdiler. 

BAKIR TEPSİDE ALTIN

Şimdi okuyucunun burada dikkatini çeken bir kelime olmuştur mutlaka: Bakır. “Altın, altın deyip duruyorsunuz, adamlar bakır işleteceklermiş” diyebilirsiniz. Evet onlar da öyle diyor. “Altınla falanla ilgilenmiyoruz” diyor. Algı yönetmek isteyenler ne diyor? “Yahu siyanürle altın çıkarmak nerden çıktı. Bakır bu sadece” diyorlar. Bakır da olsa madeni çıkarırken etrafa yine zehir saçılıyor. Duruşmada sunum yapan uzmanlar bakırın çıkarılırken bulunduğu ortama daha fazla zarar verdiğini anlattılar.

Cengiz’in “bakırla ilgileniyoruz” demesine bakmayın. Güzelim Karadeniz’in ormanlarının altında neredeyse Kastamonu Küre’ye kadar altın madenleri olduğunu biliyoruz. Maden Mühendisi Cemalettin Küçük’ün de dediği gibi, Cengiz de bakır diye girip oradan yürümek istiyor. Tıpkı AKP gibi. Torbada bir delik açıp parmaklarını soka soka deliği büyütüyorlar. Avukat Mehmet Horuş işletmenin iyi niyetine güven duyulamayacağını ifade ederek “Hele Cengiz’e hiç güvenemeyiz, ÇED bunun için hazırlanır” diyordu. 

VALİLİKLERDE SEFERBERLİK

19 Eylül günü yapılan duruşmada ne karar çıkacağını kimse bilemezdi. Ama Artvin Valiliği çıkacak sonuçtan doğacak tepkiyi düşünerek Artvin’de bütün toplumsal muhalefet şekillerini yasakladı. Neredeyse sokağa çıkılamayacaktı. Zira Çayeli’de kaldığım otelden Rize’ye gidene kadar yol boyunca konvoyda 08 plakalar kenara çekiliyordu. İyi de Artvin Valiliği tepki olacağını nereden biliyordu? Davayı Artvinli kazansa, Cengiz’in adamları Artvin’in sokaklarına kepçelerini mi koyacaklardı? Yolda 6 kez çevrilerek mahkemeye 1 saat geç kalan Uğur Bayraktutan’ın dediği gibi bal gibi ihsası rey vardı.

Ya Rize Valisine ne dersiniz? Kendi kendine mahkemeyi vatandaşa kapamaya kalktı. Bu da ihsası rey üstü adil yargılamaya müdahale. Neyse ki mahkeme heyeti Rize Valisinin açtığı hukuksuzluk çukuruna düşmeyip salonu açtı. İyi ki de açtı. Böylece AKP’li Artvin Belediyesi’nin 2015 raporunda burada kamu yararının olmadığı belirtildiği ve kamunun elde edeceği gelirin 42.220.000 TL olarak hesaplandığını öğrenmiş olduk. Artvinliler bu parayı toplar veririz dediler.

Duruşma sonucu belki yaşam hakkı savunucularını mutlu etmeyecek, ama hukuk fakültesi öğrencilerine kaynak kitap olabilecek beyanlara sahne oldu. Bir de Avukat Bedrettin Kalın’ın “Biz buraya dosyalarımızla geldik, savaşmaya gelmedik, bu önlemler ne?” sorusu kaldı akıllarda. Belki de cevabı, Cerattepe yıkımının bir diğer uzantısı olacak Yeşil Yol’a karşı direnen 15 kişiye 150 güvenlik görevlisinin gelmesini “Devletin gücü ve kararlılığını göstermek için” diye açıklayan güvenlik görevlisinin sözlerindedir. 

ÖNCEKİ HABER

Musa Anter’i anarken

SONRAKİ HABER

Tecavüzle suçlanan profesörün iddianamesi kabul edildi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa