Egemenlik kayıtsız şartsız üç harflilerin!

Egemenlik kayıtsız şartsız üç harflilerin!

Hattı müdafadan sathı Malazgirt’e geçiş döneminde vatandaş cinle periyle üç harflilerle meşgul haldeyken her yerde fetih, her kurum ganimet.

Nuray SANCAR

Katıldığı bir TV programında Melih Gökçek, sunucunun Fethullah Gülen’in “bu kadar büyük bir kitleyi nasıl etkilediği sorusuna şöyle yanıt verdi: “Enteresan bir metotla yapıyor. Üç harflilerle yapıyor. İnsanları cinlerle esir alıyor. Haşhaşiler denmesinin nedeni bu. İnsanlar büyüleniyor ve esir alınıyor. Bana da getirdiler verdiler bir dönemde. Onun böyle ufak altın şeyi var. Altın değil de değerli bir metali var ondan dağıtırlar. Derler ki ‘bu üzerinde olduğu takdirde sen her şeyden korunursun.’ Bir de cevşeni var. içinde de belli bir takım formüller vardır. Bunlarla insanları etkileyip esir alıyor.” Şaka değil Gökçek inanıyor buna. Kısıklı’da Demokrasi Nöbeti’nde konuşturulan Cübbeli adıyla maruf Ahmet Ünlü de Fatih Altaylı’nın bıyık altı kıs kıs güldüğü sohbetlerinde bu üç harflilere dair derya-deniz malumat verenlerdendi.

Peki ne diyor paralel hoca: “Cinler, dalgıçlığın ötesinde, akıl almaz işler de becerebilmektedirler... haberleşme alanında cinleri kullanmak, hem daha süratli, hem de daha emin bir yol olabilir. Bilhassa bir kısım gizli haberleşmelerde telsiz, telgraf veya telefonların şifre ve kodlarının çalınma ihtimaline karşılık, cinlerin kullanılmasında böyle bir riziko söz konusu olmayacaktır. Faili meçhul cinayetleri bu yolla tespit etmek mümkündür.”

İlk ikisi darbenin savuşturulmasından mutlu, diğeri darbecilikten suçlu şahısların cinli, perili, ‘üç harfli’lerin cirit attığı bir metafizik alemde buluşmuş olmaları memleketin ve bölgenin altı oyulurken hepsinin birbirine komşu olduğunu gösteriyor.

Neredeyse egemenlik kayıtsız şartsız ‘üç harflilerindir’ diyecekler! Yalan da değil. Bundan ne anlarsanız artık.

Kürt kentlerinden birinde çekilen bir videoda yine üç harfliler geçiyor. Videonun çekildiği yer hiç de paralel bir evrende değil, tam da bu topraklarda. Tankların üstünden “Üç harfliler burda, JÖH’ler- PÖH’ler burada üç harflilerin şefkatine teslim olun” diye yapılan anons, şehri cin çarpmışa benzeten görüntüler eşliğinde servis edilmiş.

Gökçek’e göre cinler bir şeyi yapamamışlarsa Allah’ın kudreti engel olmuştur! Fethullah Gülen de “Allah’ın  tayin ettiği buudun dışında iş yapamazlar” diyor. Buna inanırsak darbenin hemen ertesinde Cizreyi, Roboskî’yi bombalayan, Rus uçağını düşüren komutanın darbeciler arasında çıkması cin taifesinin yine Allah’ın kudretine tosladığının kanıtı olarak görülebilir! Bütün yanlıları yapan FETÖ’nün cinleri misyonu tamamlayamamıştır. Ama FETÖ’ye düşman erkan da hallice değildir; kitlelerin seferber olduğu darbe sonrası günlerde üç harflilerin Gökçek’in ağzında bir referans olması üç harflilerle işretin sadece darbecilerin özelliği olmadığını gösterir.  

Vatandaş cambaza bakarken meğer neler olmuş!

Şu yakalanan darbeci askerlerin üstünden çıkan 1 dolarlar da sihirli metallere, cevşendeki formüllere eklenince iki yandan şahlanan metafiziği tutabilene aşk olsun demek gerekir.   

Bu metafizik kafayı aynı kudretle omuzlarının üzerinde taşıyanlar bir zamanlar dış politikaya ortak imza atmışlardı. Bu çılgın stratejinin sonucu az kalsın Suriye’de kendi türbesini bombalamak, beş dakikada ‘Emevi camisine ulaşacağım’ diyerek komşuyu işgal etmek olacaktı. Bu heves ancak, cin-min, metafizik dinlemeyen emperyalist üst aklın rasyonalitesine çarparak kendine gelebildi. Bu kadarı tarihle ilişkileri gelecek kuşaklara bir bilinç aktarırken laboratuvar malzemesi olmaktan ibaret Game of Thrones’taki barbarların bile aklına gelmezdi; onlar bile daha stratejik hesaplar yapmayı biliyorlardı.

Oysa bizdekilerin dönüp dolaşıp Malazgirt’ten başlamayı marifet saydığı; ilerleyen değil, kendi içine kapanan bir tarih anlayışı var. Malazgirt aynı zamanda geride kalan her şeyin karanlığa gömüldüğü, hesabın unutulduğu bir beyaz sayfa manasına geliyor. Bunu yapmadıkça, Malazgirt’tin kapılarına kefenle yüklenip oradan başkomutan olarak çıkmadıkça o tarih ne öngüden kurtulacak ne de gelecek ihya olacak! Krizi her seferinde kendisi için fırsata çeviren bir yönetme zihniyetinin, bütün suçları düşmanın hesabına kaydederek açtığı beyaz, Malazgirt sayfalarının haddi hesabı yoksa bu yüzden.  

Fakat Genelkurmay ve MİT’in Cumhurbaşkanlığına bağlanması talebi hiç de cinlik perilik bir durum değil. Basbayağı rasyonel, basbayağı bir militerleşme adımı. Oysa bundan birkaç yıl önce “AKP ve Gülen’i tasfiye etmek istiyorlar” diye darbe girişimi yakalayan gazete, genelkurmay başkanına “İndir o parmağını” diye seslendiği sıralarda hükümet de siyaseti asker vesayetinden kurtulma iddiasındaydı. Şimdilerde ise birer ‘FETÖ’ mağduru olarak Balyoz, Ergenekon, Sarıkız vb. davalardan yıllarca tutuklu kalmış komutanlar kanal kanal geziyor ve nedense vesayetin “sivil siyasete” üniforma giydirilerek katlanmasına katkıda bulunuyorlar. Bu cinlik elbette hiçbir şeyle yarışamaz.

SATHI MALAZGİRT!

Şu aşamadan itibaren Alpaslan’ın Malazgirt’teki kefenli resimleri mazide kaldı; cin Malazgirt’in ötesine geçti. Ancak fizikötesi dünyayı baş tacı eden, yaşam ile ölüm, bedenle ruh arasındaki sanal geçitlerde kendini büyüten metafizik tamamen iptal olmuş sayılmaz. Bu zihinsel  pratiğin gerçek dünyadaki tezahürü, sokakta anons yapan üç harflilerin Şırnak’ta bir annenin ölü bedenini günlerce sokakta bekletmesi olmuştu. Şimdilerde Gökçek’in İstanbul’daki mevkidaşı aynı kafada. Darbeye katılmış olup da ölenlere dini cenaze töreninin yasaklanmasından sonra açılan Hainler Mezarlığı ruh ile beden arasındaki asıl-suret ilişkisine eza çektiriyor aklı sıra. Geriye kalan ölü beden uçup giden kötücül ruha ev sahipliği yapmışsa metafizik kafa, ruha ulaşamayınca kalan bedeni cezalandırır.  

Bunun rasyonel dünyadaki karşılığı ise ölenin ailesini üzmektir. Neyse ki gelen itirazlar fazlasıyla rasyoneldi ve açtığı mezarlığı kendi elceğizleriyle kapatmak zorunda kaldı Topbaş.

Ne fayda, devlet reorganize edilirken “kurunun yanında yaş”ın yanmasından rahatsız olmayan siyasi kadro darbe sonrası cinnet ortamında toplumdan cin çıkarmaya soyundular: O yüzden gazeteciler, öğretmenler, akademisyenler, sağlıkçılar kamu kurum kuruluşlarından boşaltılıyor. Bütün kurumlar emir komuta zincirine bağlanıyor. Buna egemenlik kayıtsız şartsız milletindir denemez artık. Göğe bakalım, üç harflileri görelim!

Resmi gazetede yayınlanan kararname reorganizasyon kadrolarına gelecekteki beyaz sayfasını şimdiden açmış durumda: kimse yaptıklarından sorumlu tutulmayacak.

Hattı müdafadan sathı Malazgirt’e geçiş döneminde vatandaş cinle periyle üç harflilerle meşgul haldeyken her yerde fetih, her kurum ganimet.

Ne de olsa memleketi cin çarptı!

Gerekirse bir büyüyle gene çıkarılır; suç cinlerin üstüne atılır. Kandırıldık filan denir.   

www.evrensel.net
ETİKETLER Nuray Sancar