Uzanmışım kumsala, elimde kitabımla

Uzanmışım kumsala, elimde kitabımla

Buket Uzuner, Ahmet Büke, C. Hakkı Zariç, Karin Karakaşlı ve Nermin Yıldırım'dan yaz tatilinde okumanız için kitap önerileri aldık...

Ezgi GÖRGÜ

Yazın en iyi yanlarından biri, kişinin kendisine ayırdığı vaktinin bollaşması, işlerin durulması, e yıllık izinler ve tabii bolca okunacak kitaplar...
Kış boyunca evde odanın pencereye bakan duvarında biriken hacimli hacimsiz, ince kalın kitaplar yazın okunmayı beklemekte, okurun kafasında hayaller yaratmak için depreşmekte. Tabii ki depreşmek mecazen ancak kitapların içinde yaşayan bir şeylerin olduğunu düşünmek hepimizi mutlu eder, seviniriz. Bundandır ki kitap okumanın en hoşumuza giden yanı, okuru olduğu yerden alıp kişinin kendi kurduğu dünyaya gitmesidir. Ki bundan dolayı kaç sinema filmi beğenilmemiş, zihinlerde çekilen filmler hep başyapıt olarak kalmıştır.
Yazın gelmesini fırsat bilip değerli edebiyatçılar, Buket Uzuner, Ahmet Büke, C. Hakkı Zariç, Karin Karakaşlı ve Nermin Yıldırım’a mini liste hazırlattık... Yeni çıkanlardan tutun da birer klasik haline gelen kitap önerilerini sizler için sundular. Tabii siz yolculuğa çıkarken listeye uyabilir ya da uymayıp kendi listelerinizi hazırlayabilirsiniz. Biz sadece küçük küçük katkılar sunalım istedik... Şimdiden iyi okumalar...

ESKİMEYEN KİTAPLAR...

Yazar Karin Karakaşlı, yine yeniden eski, eskimeyen kitaplar diyerek önerilerini sıraladı;
Patti Smith’in Çoluk Çocuk’u, 20. yüzyılın İngeborg Bachmann’ın Malina’yı
İkinci Yeni akımından Edip Cansever’in Sonrası Kalır I-II ciltlerini tavsiye etti.

BUNLAR İYİ GELECEK

Yazar Nermin Yıldırım, bir yeni iki de klasik kitabı tavsiye etti. Seray Şahiner’in son kitabı Reklamı Atla’yı öneriyor Nermin Yıldırım ve kitabı şu cümlelerle anlatıyor; “Biz kimiz ve neden böyle olduk sorularının cevaplarını arayanlara tavsiye edilebilecek nefis bir kitap. Çocukluğumuzdan başlayarak kalbimizin geçtiği yolların özenli bir haritası. Sınıfımızdaki Kürt çocuğun neden hep arka sırada oturduğundan, Yeşilçam kötülerinin samimiyetine kadar, bildiğimizi bilmediğimiz çok şeyi hatırlamak ve yeniden anlamlandırmak için... Seray Şahiner’in mizahi, şekerli, dostane sesi de cabası.”
İkinci olarak Brezilya edebiyatının önemli isimlerinden Machado De Assis’in Asabiyeci kitabını tavsiye ediyor. Yıldırım, Assis’in “Bugüne kadar delilik, aklıselim okyanusunda küçük bir ada olarak düşünüldü. Ama ben artık onun hiç de bir ada değil, koskoca bir kıta olduğundan şüpheleniyorum” sözüne dayanarak kitap için şunları söylüyor;
“Yaşadığı küçük kentin ilk tımarhanesini kuran doktor Simao Bacamarte’nin ve tabii tımarhanenin içiyle dışı arasında gidip gelen kent sakinlerinin hikâyesini mizahi bir dille anlatan Asabiyeci, “deliliğin” ve “normalliğin” tanımını yeniden yapmamıza yardımcı olabilir. Özellikle yaşadığımız günleri, ruh hallerimizi, ruh hallerimize koyduğumuz isimleri ve hızla değişen bakış açılarımızı gözden geçirmemize yardımcı olabilecek, nefis bir roman.”
Yıldırım, son olarak aynı dönemde farklı bir coğrafyada yaşayan Ferenc Molnar’ın Pal Sokağı Çocukları kitabını öneriyor. Son üç yıldır yeri yurdu korumakta ihtisas yaptığımız ülkemizde bu kitap iyi gelecektir. Pal Sokağı Çocukları’nı neden tavsiye Yıldırım’ın ağzından okuyalım.
“Çocukların ve büyüklerin okuması gereken bir çocuk romanı. Budapeşte’nin yoksul semtlerinden birinde yaşayan çocukların, yurt bildikleri oyun arsalarına sahip çıkmak için verdikleri mücadelenin hikayesi. Gözüpekliğin ve korkaklığın, dostluğun ve düşmanlığın, bencilliğin ve paylaşmanın, mücadelenin ve bedel ödemenin sevimli ama buruk sesi. İyilerin hep kazandığını değil, iyiliğin kazanmanın dışında anlamları olduğunu söyleyen, muhteşem bir kitap Pal Sokağı Çocukları. Bu yaz kendimizi hatırlamamıza güzel bir vesile olabilir.”

UNUTTUĞUMUZU SANDIĞIMIZ NE VARSA...

Şair Hakkı Zariç’in önerileri de şöyle; ‘Müstakil hayatlardan büyük dünyaya bir edebi okuma, tılsım ve şaşkınlık için’ diyerek Elena Ferrante’den Napoli Romanları’nı oluşturan Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım, Yeni Soyadının Hikâyesi, Terk Edenler ve Kalanlar, Kayıp Kızın Hikâyesi’ni;  Zeynep Uzunbay’ın Yokuş Aşağı Portakallar kitabını unuttuğumuzu sandığımız ne varsa yüzleşmek için okumamızı öneriyor.
“Tarifsiz kurguyla hayatın gerçek yüzü. Nerede yanılıyorsak oraya varmak için.” diye anlattığı Türker Ayyıldız’dan Vapurlara Küsmek kitabını; yangına yanıt vermek ya da kimliğimizi sorana açıp yaralarımızı göstermek için, A. Hicri İzgören’in Aşktan Alır Rengini ve “Bir kuşaktan bir sızıya...” A. Adnan Azar’ın Avare Çalı ve uzaKTan kitaplarını yazın okumamız için salık veriyor.

SİYASETE İLGİLİLER İÇİN...

Yazar Ahmet Büke’den henüz yeni okuduğu Deniz Yıldırım ve Evren Haspolat’ın hazırladığı
Türkiye’de Yeni Siyasal Akımlar (1980 Sonrası) kitabını “Türkiye üzerine son dönemde okuduğum en iyi siyaset bilimi kitabı” tavsiyesiyle alıyoruz. İkinci olarak da bütün dünyada tanınan Amerikalı yazar eleştirmen ve insan hakları savunucusu Susan Sontag’ın Mehmet H. Doğan’ın nefis çevirisiyle Yanardağ Sevdalısı kitabını öneriyor.

ROMANSIZ DA OLMAZ ÖYKÜSÜZ DE

Yazar Buket Uzuner, üç roman bir öykü kitabı öneriyor; Don Kişot, Küçük Prens, Ağaca Tüneyen Baron ve Gözyaşı Konağı.
Cervantes’in 400. yılı olan bu yılı dikkate alırsak, Don Kişot’u okuduğumuzda yazara saygı duruşunda bulunmuş olacağız. Uzuner’in cümlelerine dokunmadan dünya edebiyatının en bilinen eserine göz atalım; “Aylak Okura!” diyerek başlayan Don Kişot romanı, dünya edebiyatında okuru da içine dâhil ederek maceraya davet eden ilk roman olması kadar, insan kitle psikolojisinin bazen bir deliyi alkışlarla kral veya kahraman yapabilecek tehlikeli gücünü ironiyle anlatmasıyla da önemlidir. Don Kişot sadece yel değirmenlerine savaş açan bir hayalperest adam değildir, o aslında kendi kafamızda kendi imgelerimizle yarattığımız kişilere âşık olduğumuzu da gülmekten ağlatarak anlatır.
Uzuner, Antoine de Saint-Exupéry’nin 1943’te yayınlanan, “Küçük Prens” için de şöyle diyor: yetişkin olmak adına hayatlarını tüm oyunlara kapatan ve çocukluklarını unutan tüm büyükler için bir hatırlama kitabı olarak yazılmıştır. Sık sık yeniden okumak, her derde şifadır.”
İtalo Calvino’nun Ağaca Tüneyen Baron’un çevreci roman olduğunu vurgulayarak “Bir sivil direnişin aile boyuna indirgenmiş minyatür öyküsü sayılabilir. İlkelere bağlılık ile kuru inadın gerçeküstü macerası aynı zamanda çok ironik ve “AĞAÇ” üzerinden çevreci bir romandır.” diyor Uzuner.
Ve son olarak Buket Uzuner’in önerisi Şebnem İşigüzel’in son kitabı Gözyaşı Konağı.
Güncel edebiyattan son okuduğu roman “Gözyaşı Konağı Ada, 1876” olan Uzuner, ‘kadının adı’na atıfta bulunarak şunları söylüyor; “Memleketimizdeki “Kadının Hali”ne ironik bir ağıt olarak hüzünlü bir tatla okunuyor. Yazar, 1876’dan beri bizim ellerdeki “kadının adı” ve durumu hakkında düşünmeyi aşk üzerinden kurmuş. Romanın sembollerinden flamingo ve Büyükada.”

www.evrensel.net
ETİKETLER Ezgi Görgü