Kamp yaklaşırken

Kamp yaklaşırken

Gençlik yaz kampının bu yıl, ‘Emeği Kültürle, Yeniyi Tarihle, Barışı Gelecekle buluşturuyoruz!’ şiarıyla 14.sü gerçekleşecek.

KAYSERİ’DE GENÇLER KAMP HEYECANI YAŞIYOR! 

Murat ZEREN
Mehmet PEKER
Kayseri

1998 yılından itibaren, gelenekselleşen gençlik yaz kampının bu yıl, ‘Emeği Kültürle, Yeniyi Tarihle, Barışı Gelecekle buluşturuyoruz!’ şiarıyla 14.sü gerçekleşecek. Biz de Kayseri Kamp Komitesi olarak bu yıl kampa ilk defa katılacak arkadaşlarımız veya önceden kamp hakkında deneyimleri olan katılımcılar ile bir araya geldik. Anılarını anlatmak, birbirinin sözünü kesmemek için kendilerini zor tutan ve kampta geçirecekleri günlerin merakıyla onları izleyen gözlerden alıkoyamıyoruz kendimizi. 


KENDİ EMEĞİMİZLE GİTTİĞİMİZ KAMP


Daha önce iki kampa katılmış olan Uğurcan başlıyor söze. Kampa gelecek arkadaşların kampta sınav stresinden, günlük yaşamın monotonluğundan uzaklaşacaklarını, atölyelerde birçok şey öğreneceklerini, panellerdeki tartışamalarda kendilerini geliştireceklerini ve değiştireceklerini söylüyor. Uğurcan, katıldığı her kamptan önce çalışarak kamp masraflarını karşılamış, şimdi de bir kahvede çalışıyor. ‘Kendi emeğimle kampa gitmenin verdiği mutluluk bir başka.’ diyor son olarak.
Meslek lisesi mezunu Kaan söze giriyor. Kaan otomasyon bölümü, endüstriyel kontrol alanı mezuni bir işçi ve 18 yaşında. Önce bize çalıştığı yeri anlatıyor. Eskiden staj yaptığı küçük bir işletmede çalışıyor. Asgari ücretle çalışan Kaan, genelde makine panosu yapmakla uğraşıyor, arada da program yazıyormuş. Kaan, bu sene ilk defa kampa katılacak çünkü kampı bu sene tanıştığı arkadaşlarından duymuş. Daha önce kampa katılan arkadaşlarıyla konuşunca da kampta olması gerektiğini düşünmüş.


KENDİ ÖZGÜR DÜNYAMIZDAN BİR KESİT


AVM’ler saat 22:00’ı geçince kapandığı zannedilse de o işin öyle olmadığını bir yıl boyunca AVM’de çalışmış Alperen sohbete girerek açıklıyor. Alperen, iki seneden beri fabrikalarda, alışveriş merkezlerinde çalışmış, şu anda da bir çay ocağında çalışıyor. Alperen de bu sene ilk defa kampa katılacak, bu yüzden heyecanlı olduğunu dile getiriyor. Kamptan beklentisinin yapılacak panellerin, atölyelerin kendisine hem sanatsal açıdan hem de politik açıdan birikim sağlaması olduğunu söylüyor. Ayrıca, diğer birçok ilden gelecek kaygısı yaşayan gençler ve işçi gençler ile tanışma fırsatı elde edeceği için heyecanlı olduğunu belirtiyor.
Son olarak kampımıza daha önce katılmış olan Yiğit’le konuşuyoruz. Yiğit, ‘Yaşantımızın büyük bir kısmının kısıtlandığı şu dönemlerde, kendi özgür dünyamızdan bir kesit olarak gerçekleştirilen, gençlik kampımızda her türlü aktiviteyi birlikte ve özgür iradelerimizle yaparak, birlik ruhunu, dayanışmayı ve dostluğun ne demek olduğunu iyice pekiştiriyoruz.’ diyor. Yiğit de kampa katılmak için bir restoranda çalışıyor ve böyle bir amaç doğrultusunda çalıştığı için mutlu olduğunu belirtiyor. Yeni dostlar, kardeşler ve yoldaşlar kazanmak için en doğru adresin yaz kampı olduğunu da ekliyor. Sohbetimizi, Kayseri gençliğinin en kitlesel katılımına imza atacağına söz vererek kapatıyoruz. 


KAMP YAKLAŞIRKEN

Nilay ULAŞ
İstanbul 

‘Emeği kültürle, yeniyi tarihle, barışı gelecekle buluşturuyoruz!’ diyor bu sene Gençlik Yaz Kampı. İlk defa katılacak biri olarak şunu söyleyebilirim ki içinde bulunduğumuz şu zamanda geleceğe umutla bakabilmemiz için bana ve benim gibi karamsarlığa bulanmış arkadaşlara ağustosta bir çıkış kapısı aralanacak gibi gözüküyor. 20 Temmuz 2015’te Suruç Katliamı ile başlayan kaos ortamı yediden yetmişe hepimizi evimizde, iş yerimizde, okulumuzda, sokaklarımızda yalnızlaştırmak, sindirmek istedi. Ancak biz bunun farkına vardık ve oynanan bu oyunlara daha fazla seyirci kalmamak için harekete geçtik. Bir araya gelebileceğimiz daha çok ortam yarattık; yılmadık, susmadık, kalabalık olmaktan çekinmedik. Benim de özellikle bu sene kampa gitmeyi istememi sağlayan bu. Onlara stratejilerinin üzerimizde etkili olmayacağını göstermek istedim. Biliyorum ki ne kadar fazla olursak o kadar çabuk getireceğiz barışı. Bize sürekli bir ütopya olarak algılatmaya çalıştıkları yaşam tarzının aslında var olabileceğini ne zaman bir kamp anısı dinlesem fark ederim. Kampın bize beraber üretip beraber tüketebileceğimiz, beraber eğlenebileceğimiz bir alan yaratmış olması, kampa gitmeden çalışmasını yürüten biri olarak beni devletin üst kademeleri tarafından bize dayatılan bu düzeni yıkmayı istemeye itti. Bu yüzdendir ki kendimi sürekli “Şu an bunları deneyimleyebiliyorsam kim bilir orada neler deneyimlerim...” derken buluyorum. Ağustos’ta Dikili’de görüşmek dileğiyle...

www.evrensel.net