Artvin’i güzellik, Cerattepe’yi direniş kurtaracak

Artvin’i güzellik, Cerattepe’yi direniş kurtaracak

Cerattepe’de bilirkişi keşfinin olduğu gün Artvin’deydik... Bile bile beklenen bir gelişmenin açıklamasıydı bilirkişi heyeti raporu.

Özer AKDEMİR

Cerattepe’de bilirkişi keşfinin olduğu gün Artvin’deydik. Keşiften bir gün önce, akşam saatlerinde geldiğimiz Artvin’de öncelikle Yeşil Artvin Derneği’ne uğradık. Bir iki hafta önce, 7 ilin polisi jandarması ile koca bir kenti karşı karşıya getiren Cerattepe direnişinin henüz sıcaklığı soğumamıştı. Kente başta avukatlar olmak üzere, birçok kurumdan temsilciler gelmiş, dernekte ertesi gün gerçekleşecek bilirkişi keşfi ile ilgili değerlendirmeler yapılıyordu.

Akşam, Yeşil Artvin Derneği yöneticilerinden Bilgehan ve Alev öğretmenlere, EGEÇEP Eş Dönem Sözcüsü Sevda Budak’la konuk olduk. Gece boyunca konuşmalarımız, Cerattepe, direniş ve polis-jandarma saldırılarında yaşanan olaylarla ilgiliydi.

Sabah, keşif heyetinin bekleneceği Kafkasör Yaylası’na çıkmadan önce Sevgi Lokantası’nda kahvaltı yaptık. Sevgi Öney’in işlettiği şirin esnaf lokantasının girişinde “Cerattepe’de altın madenine hayır”, “Bu işletme Cerattepe’ye müdahale olduğu anda kapatılacaktır” yazıları bizi karşıladı. Sevgi hanım, son yaşanan olaylar ve o günkü bilirkişi keşfi ile ilgili Artvin esnafının çok büyük bir çoğunluğunun aynı duyguları beslediğini söyleyerek şunları anlattı; “Bu madenin Artvin’e ne kadar zarar vereceğini bütün Artvinliler biliyor. Bugün bilirkişi heyeti yukarıya gidiyor. Bunun sonucu ne olursa olsun, mahkeme sonucu ne gelirse gelsin yılmayacağız ve direnmeye devam edeceğiz. Çünkü biz Artvinliliyiz, burada doğduk büyüdük, burada ölmek istiyoruz.”

‘BU SESSİZLİK ARTVİN İÇİN İYİ DEĞİL’

Keşif günü sakin geçti. Binlerce Artvinli Cerattepe’de toplanıp, el ele tutuşarak karşıladılar bilirkişi heyetini. Heyeti taşıyan camları karartılmış minibüs, “Madene hayır” kaşkolları, döviz ve pankartları taşıyan, kadınlı-erkekli, yaşlı, genç, çoluk çocuk Artvinlilerin elele tutuşarak oluşturduğu koridordan geçerken de Artvinliler tek söz söylemediler. Yukarıda, Artvinlinin Kafkasör’den ötesine geçmesine jandarmanın izin vermediği keşif alanı Cerattepe’de de durum çok farklı değildi. Keşfe katılan bir avukat, oradaki durumun da “tedirgin edici bir sakinlik” içinde geçtiğini anlattı sonradan. “Bilirkişi heyeti ve hakimler çok uyumluydular. Çok ilgili göründüler, 90 yaşındaki Artvinlileri dinlediler” dedi ve yılların deneyimiyle bu sessizliğin Artvin için iyi bir şey olmadığını söylediler.
Aynı hukukçu, Artvinlinin polis ve jandarma saldırısına direndiği günleri de değerlendirdi. “Bir noktadan sonra yanlış yapıldı” dedi. “O kadar silah, teçhizat, kaba kuvvet, gaz bombası üstünlüğüne rağmen, halk son derece kararlıydı, güçlüydü. Saatlerce o gaza, baskıya, plastik mermilere direndiler. Yine de direnirlerdi. Orada saldırının en yoğunlaştığı anlarda gençler, Artvinliler hendekleri kazmaya başlayacaklardı. Saldırı orada durdurulabilirdi. ‘Hendek’ sözcüğü bile korkuttu birilerini ve müdahale geldi. Direniş geri adım attı. Çünkü Artvinlinin Cerattepe’yi korumak için hendek kazması, Doğu-Güneydoğu’da yaşayan Kürtlerin, ‘özyönetim’ talebiyle hendek kazdığı bir sürece denk geliyordu ve anlamı sadece Cerattepe’yi korumaktan öte geçecekti. İnsanların yaşamlarını, yaşam alanlarını korumak, orada söz sahibi olmak için direnişi gibi bir siyasi bir anlam, bir mesaj olarak da yorumlanabilecekti ki, devletçi kafa buna izin vermedi.”

O barikatı aştı devletin silahlı kuvvetleri. O hendekleri kazdırmadı ‘önce devlet’ diyen akıl ve Cerattepeye Cengiz’in iş makineleri çıktı. Sonra Cumhurbaşkanı, dönemin Başbakan’ının “Hukuka saygılıyız, hukuki süreci bekleyeceğiz” açıklamaları, Başbakanla Artvin’den heyetin görüşmeleri. Bu arada, en üst makamlardan yapılan “Maden zararsız, birileri Artvinlileri kışkırtıyor” açıklamalarının hem mahkemeye, hem bilirkişilere açıkça müdahale boyutu…

BİLİRKİŞİ ‘UCUBESİ’

Tüm bunlardan sonra geçtiğimiz günlerde açıklanan ve madenin Cerattepe’de işletilebileceğine hükmeden “bilirkişi raporu ucubesi”nin gelmesi sürpriz mi oldu? Değil elbette. Bile bile beklenen bir gelişmenin açıklamasıydı bilirkişi heyeti raporu. Şimdi, şu saatten sonra mahkemeden bu ‘ucube’ bilirkişi raporun aksine, önceki mahkeme kararları doğrultusunda “Ya Artvin ya maden” türünden bir görüş çıkar mı? O kararı veren hakimlerin iki yıl içerisinde çil yavrusu gibi dağıtıldığı bir adalet mekanizmasında böyle bir şey beklemek saflıktan da öte olur.

Ne olacak peki? Yeşil Artvin Derneği iki gün önce bilirkişi raporuyla ilgili zehir zemberek bir açıklama yaptı ki, o raporun altında imzası olup o açıklamadan sonra yüzü kızarmayan bir ‘bilim insanı’ın vicdanı ‘sıfırlanmış’ demektir. Bütün ömürleri boyunca o bildiride yazılanların utancını taşıyacaklardır farkında olsunlar olmasınlar.

Buradan bir başka konuya değinerek konuyu bağlayalım. Bir süredir şehit cenazesine katılan CHP lideri Kılıçdaroğlu’na yönelik sistematik olduğu anlaşılan saldırılar var. AKP, “din-bayrak-şehit istismarcılığı”nı kimseyle paylaşmak istemiyor anlaşılan. Bu nedenle güdümü altındaki lümpen, derin ilişkiler kanalıyla CHP liderini baskılamaya, tedirgin edip, bu alanlardan uzak durmaya zorluyor. En son cenaze töreninde işi Kılıçdaroğlu’na kurşun çekirdeği atacak raddeye vardı. Atan da tacizden, yaralamadan sabıkalı bir AKP ilçe yöneticisi.

Bu son saldırıda sonra Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları, bir ana muhalefet partisinin kendi acziyetini ortaya koymasının yanında, aslında memlekette gelinen noktanın da özeti gibi. “Devlet bizi korumaktan aciz duruma gelmiş. Biz kendi güvenliğimizi alırız.”
Durum bu; devletin ve hukukun vatandaşın, ana muhalefet partisi genel başkanının, doğanın, kurdun kuşun böceğin güvenliğini korumaktan aciz olduğu noktada herkesin kendi güvenliğini alması, Anayasal güvencedeki yaşam hakkının bir gereğidir. Buna ister yaşamı savunma deyin, isten öz savunma, ister faşizme karşı direniş… Ne denirse densin, hukukun olmadığı, aksine  zulmün ve sömürünün olduğu yerde direniş haktır.

Dünyayı güzellik, Cerattepe’yi de direniş kurtaracaktır.

www.evrensel.net