Bir araya gelip ‘dur’ diyelim

Bir araya gelip ‘dur’ diyelim

Bunca çocuk istismarı, taciz ve tecavüz olayları ayyuka çıkmışken ister istemez korku ve endişe içinde çalışıyoruz. 

Ben ve benim gibi genç yaşta Arsan Kauçuk’ta çalışan tüm kadın işçilerin tek derdi ailelerinin geçimine katkıda bulunmaktır. Ne çeyiz parası ne de bir ev sahibi olmak gibi bir hayale bile sahip değiliz. Daha liseyi bitirir bitirmez ailelerimizin geçimi için Dudullu Organize Sanayi Sitesi’nin, DES’in, İMES’in yolunu tutarız. Fabrika fabrika, işyeri işyeri dolaşarak iş başvuruları yaparız. Tek hayalimiz iyi bir iş bulmaktır. Hükümetin reklam yaptığı gibi iş bulmak o kadar da kolay değil. İş bulduğumuzda da kırk kere sorgudan geçeriz. Kim az ücrete razıdır, “Ne iş olursa yaparım” derse o biraz şanslıdır. 
Yaklaşık iki yıldır burada çalışıyorum. Form doldurduktan bir hafta sonra beni çağırdıklarında havalara uçmuştum. Ama işe girdikten sonra boşuna havalara uçtuğumu anladım. İşe girdiğimde asgari ücret 850-900 lira civarındaydı. Şimdi 1300 lira diyorlar; ama işin aslı öyle değil. Fazla mesailerle birlikte ancak 1300-1400 lira alıyorum. Asgari geçim indirimimizi de elimizden aldılar. Kesintilerle ancak 1100 lira alabiliyoruz. Çalışma koşulları ağır. Çalışırken işe gidip gelirken, servise binerken hep tedirginiz. Bunca çocuk istismarı, taciz ve tecavüz olayları ayyuka çıkmışken ister istemez korku ve endişe içinde çalışıyoruz. 
Fabrika kârına kâr katarken, biz sömürü altında inliyoruz. Sürekli siparişler geliyor, ihracat artıyor, biz ise fakirleşiyoruz. Bazı bölümlerdeki erkek işçiler üç vardiya çalışıyorlar. Sosyal hayatlarının bittiğini söylüyor arkadaşlarımız. Ama katlanıyorlar işte. Hepimizin kredi borcu, kredi kartı borcu var. Bu cendereden kurtulamıyoruz. 
Tüm bu ağır çalışma koşullarına karşı 1 yıl önce arkadaşlarımızın bir kısmı Lastik-İş Sendikası’nda örgütlenmeye çalışmışlar, belli bir noktaya da gelmişler, ama bu işi yarım bırakmışlar. Sanki herkes işinden memnun… Oysa öyle değil. Herkese bir dokun bin ah işit… Birilerinin çıkıp ‘yeter’ demesi gerekiyor. Örgütlenir, bir araya gelmeyi başarırsak bu sömürüye dur diyebiliriz. Yoksa kendi kendimizi yer bitiririz. Bu kadar ağır çalışma koşullarına kimse ses çıkarmıyorsa işçinin işçiye güvenmemesinden aslında… Oysa mahallemden tanıdığım birçok işçi aynı şeylerden şikâyetçi. Hep birlikte, ‘artık yeter’ demenin zamanı geldi. 
Ümraniye / İSTANBUL
 

www.evrensel.net
ETİKETLER ekmek ve gül