Hepimizin mücadelesi

Hepimizin mücadelesi

Bizleri kahkahamızdan giyim kuşamımıza, kaç çocuk doğuracağımıza, nasıl yaşayacağımıza kadar biçimlendirmek isteyen bir sistem ile karşı karşıyayız.

Bizleri kahkahamızdan giyim kuşamımıza, kaç çocuk doğuracağımıza, nasıl yaşayacağımıza kadar biçimlendirmek isteyen bir sistem ile karşı karşıyayız. Bir süre önce Meclis Başkanının yaptığı açıklama ile yeniden gündeme getirilen laiklik ve TBMM Boşanma Komisyonu tarafından açıklanan raporun kadın ve çocuk hakları açısından ne anlama geldiğini konuşmak üzere Evrensel Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Şengül Karadağ’ın katılımıyla, Esenyalı Kadın Dayanışma Derneğinde bir söyleşi gerçekleştirdik.
Şengül Karadağ konuşmasında, laikliğin din ve devlet işlerinin ayrılmasının dışında asıl olarak eşit yurttaşlık ile ilgili bir kavram olduğunu, sınıf mücadelesi ve demokrasi geliştikçe yerleştiğini anlattı. Kadınlar için laikliğin çok önemli olduğunu söyleyen Karadağ, birlikte mücadelenin önemine dikkat çekti. Söyleşiye katılan bir çok kadının kafasında, “Uyguladığı baskıcı ve yasakçı politikalara rağmen kadınlar hala nasıl bu hükümeti destekleyebiliyorlar?” sorusu vardı. Devletin en tepesindekilerin sözlerini ve açıklamalarını hatırlatarak yaptığımız tartışmada, kadınların haklarından mahrum bırakıldıkça, yalnızlaştırıldıklarını, çaresizleştirildiklerini ve hakim olan düşünceye daha çok inanmaya mecbur kaldıklarını konuştuk. 
Peki, nasıl anlatmalıyız laikliğe açık-kapalı bütün kadınların ihtiyacı olduğunu?
Laikliğin sadece din ile ilgili olmadığını eşitlik ile ilgili olduğunu, türban serbestisi olduğu halde 4+4+4 eğitim sistemi ile zaten kız çocuklarının eğitimin dışına itildiğini, üniversiteyi bitirse bile iş bulamadıklarını, çıkarılan yasalar ile iyice eve hapsedildiklerini ya da kötü koşullarda çalışmak zorunda bırakıldıklarını anlatarak başlayabiliriz.
Bu ülkede laiklik tam olarak uygulanmadığı için küçük çocukların dini eğitim verilen okullarda yurtlarda istismara uğradığını, TBMM Boşanma Komisyonu tarafından açıklanan rapor ile kadınların evlilik ve aile kurumu dışında yok sayılacağını, çocuklara ve kadınlara uygulanan her türlü taciz, tecavüz ve şiddetin meşrulaştırılmak istediğini göstermeliyiz. 
Bütün kadınları “Bu sadece benim değil senin de mücadelen” diyerek eşitlik ve özgürlük için, yaşam hakkımız için mücadele etmeye çağırmalıyız.
Yasemin AKPINAR
Esenyalı / İSTANBUL

 

www.evrensel.net