İnsan kaçakçısı kahramana nasıl dönüşür? Nerede dönüşür?

İnsan kaçakçısı kahramana nasıl dönüşür? Nerede dönüşür?

İnsan kaçakçılarının birer kahraman haline getirildiği televizyon programı Müge Anlı ile Tatlı Sert

Serpil İLGÜN

Bilenler bilir, Müge Anlı ile Tatlı Sert, televizyonların hakikaten fenomen programlarından biridir. Anasını, babasını, kardeşini arayanlar mı dersiniz, 20 sene önce işlenmiş ama faili bulun(a)mamış cinayetler mi dersiniz, memleketin her türlü haline dair bin bir hikaye sündüre sündüre günlerce işlenir; konu artık tüketilip reyting için fazla malzeme kalmayınca, başka bir kayıp/cinayet hikayesine geçilir. 

Çoğunluğu yoksul, toplumun en alt katmanında yaşayan, eğitim, sağlık, kalıcı ve güvenli iş gibi imkanlara erişimleri oldukça sınırlı mağdurlara, ekran başında izleyenlere, stüdyodaki konuklara, bolca Türk örf ve adetlerine uygun, milliyetçi, muhafazakar öğütler verilir, kimi zaman parmak sallanır, hatta azarlanır. Türk örf ve adetlerini önemseyen, milliyetçi avukat ve bir ruh hekimin de eşlik ettiği programda Anlı ve yol arkadaşları, canlı yayında stüdyoda kurulan mahkemede suçlu suçsuz fark etmez herkesleri yargılar, hafiyecilik becerisiyle herkesleri bir güzel zan altında bırakır, işin sonunda da hüküm verir. 

Müge Anlı ile Tatlı Sert de, Türkiye’nin konuştuğu kayıp, cinayet haberleri mutlaka konu olur. Hırslı bir programcı olarak Müge Anlı, rakiplerinden önce konunun esas mağdurlarını “kapar” ve yayına ilk o çıkarır. (En son Kartal’da öldürülen 10 yaşındaki Beratcan’ın babası, çocuğunun cesedinin bulunduğu gün onun programındaydı örneğin) 

Malum, geçtiğimiz günlerde Tuzla’da öldürülen tarih öğretmeni Fatma Kayıkçı’nın katil zanlısı Atalay Filiz, o günden beri bir “seri katil” olarak Türkiye gündeminde. “Seri katil” haberleri her yerde merak uyandırır. Hele de Atalay Filiz gibi orta sınıfa mensup, Türkiye’nin en iyi okullarında eğitim almış bir geçmişe sahipse hikaye daha da ilgi çeker. Müge Anlı’nın da çekti doğal olarak. 

Günlerdir, Atalay Filiz’le bir şekilde ilişki kurmuş, ev arkadaşı, iş arkadaşı, herkeslerle konuşuluyor; telefonlara bağlanılıyor ve gören duyan olursa programa ya da 155’e bildirmeleri isteniyor. Tamam, buraya kadar anlaşılır. Ama “yok artık” dedirten bir başka olay oldu. 

İNSAN KAÇAKÇISINDAN SÖZ: ŞAHSI KESİNLİKLE KARŞIYA GEÇİRMEYECEĞİZ!

Atalay Filiz’in en son İzmir Çeşme’de görüldüğü haberleri üzerine, Anlı o bölgedeki insan kaçakçılarına seslenerek, Filiz’i teknelere almama çağrısı yaptı. Hadi çağrı yapılır, bu da tamam. Lakin İnsan kaçakçıları (onlar kendilerine “yardımsever” diyorlarmış) program sonlarında telefonla yayına bağlanıp,  “Abla biz kendi aramızda bu şahsın fotoğraflarını, bilgilerini paylaştık, kesinlikle karşıya geçirmeyeceğiz” dediler!

Daha da acısı, insan kaçakçıları bu davranışlarından dolayı taltif edildi, alkışlatıldı, yaptıkları iş meşrulaştırıldı. 

Önce Çeşme civarında “çalışan” (tabii ki ismini vermeyen) kaçakçılardan biri bağlandı. “Hayırlı cumalar” dilendi önce. Sonra bilgi verildi. “Aramızda bir ağ kurduk, şahsın bilgilerini, fotolarını, gelişmeleri sürekli birbirimizle paylaşıyoruz. Bu şahsı kesinlikle geçirmeyeceğiz” diyen kaçakçının bu sözleri karşısında Müge Anlı hislenerek teşekkür etti. “Tamam, yaptığınız iş çok şey bir iş değil. Ama böyle davranacağınızı biliyordum” derken o kadar coşkulandı ki, yanında olsa sarılıp öpecek!

‘CAN YELEKLERİNİ LÜTFEN TAKTIRIN!’

Ege Denizi’ni ölüm tarlasına dönüştüren kaçakçılar oldu birer melek. Dünyayı kurtaran kahraman! Stüdyoda da alkışlandılar zaten. Müge Anlı’nın bir tek ricası oldu insan kaçakçısından, “can yeleklerini sağlam yapın!”

Reklam arasından sonra bu kez Çanakkale civarından başka bir insan kaçaksı bağlandı. O da “Hayırlı cumalar” diyerek girdi konuya. Bir önceki kaçakçı gibi o da “şahsı almama” sözü verdi. İzmir’den Çanakkale’ye hepsi birbirini bilirmiş zaten, biraz önce bağlanan arkadaşı da sesinden tanımış. Sadece tekneciler olarak değil, otobüsçülerden kuryecilere herkeslere şahıs bildirilmiş. Kesinlikle alınmayacak ve görüldüğü yerde de emniyete bildirilecek!

Müge Anlı insan kaçakçısının bu “duyarlılığı” karşısında yine hislendi. Ona da “can yeleklerini taktırın, sağlam yapın!” ricasını tekrarladı. Sonra diyalog şöyle ilerlerdi: 

Kaçakçı: Tabi abla, vicdanımızı o kadar kaybetmedik çok şükür!

Müge Anlı: Çok teşekkür ediyorum. Bir şey daha soracağım, İtalya’ya geçiş ne kadar?

Kaçakçı: 6 bin Avro!

Müge Anlı: Peki Yunanistan?
Kaçakçı: 600 Avro! (gülerek) geçen sene 1000 Avro’ydu, düşürdüler! Şu an geçişler kapalı ama!

Müge Anlı: Hep kapalı değil miydi?

Kaçakçı: Kapalıydı ama devletimiz göz yumuyordu. Şimdi bu Avrupa Birliği ile ilişkiler var ya ondan sıkı tutuluyor! (“sıkı tutuluyor” derken sesi alaycı) 

Teşekkürler, selamlar sabahlar ve “pazartesi katilin bulunduğu müjdesini vermek üzere” yayın bitiyor…

Türk televizyonlarda dibin dibine ulaşmada bir eşik daha atlanıyor!
 

Son Düzenlenme Tarihi: 03 Haziran 2016 22:05
www.evrensel.net