Kadın metal işçileri: Sessizliğimizi bozmanın zamanı

Kadın metal işçileri: Sessizliğimizi bozmanın zamanı

Hasret, Zeynep, Ayşe, Özlem… 4 kadın işçi. 4’ü de metal fabrikasında çalışıyor. Kadın metal işçileri taleplerini 1 Mayıs alanlarına taşıyacak.

Hülya ÇOBANTEPESİ
İstanbul

Hasret, Zeynep, Ayşe, Özlem… 4 kadın işçi. 4’ü de metal fabrikasında çalışıyor. Hasret ve Zeynep Dudullu organize sanayi çevresinde bulunan fabrikalarda çalışıyor. Diğerlerinin işyerleri Dudullu Organize’de.

Hasret, 8 yıldır çalıştığı işyerinin 5-6 işçiyle başladığını, şimdi ise 150 kişi çalıştığını söylüyor. Firmada çoğunlukla küçük malzemenin dizgisi yapıldığı için kadın işçilerden oluşuyor. Firma asansör parçaları üretiyor. Yurt dışı ihracatla birlikte yurt içine de çalışıyor. İşverenin gözetiminde bir çeşit işçi temsilciliği oluşturulmuş. Temsilcileri üretimde çalışanlar ‘seçiyor’ senede bir de temsilciler değişiyor. Hasret’in söylediklerinden çıkan sonuca göre bu işyerinde bulunan işçi temsilciliğinin pek bir işlevi yok! İşveren kabul etmediği sürece işçinin talepleri her zaman kulak ardı ediliyor. Hasret, 4-5 sene öncesine kadar prim alabildiğini ama şimdi bu primlerin kesildiğini, aynı zamanda 6 ayda bir yapılan zamların yılda bire düşürüydüğünü vurguluyor. Yani işyeri ne kadar büyüdüyse, çalışan işçilerin hakları da gün geçtikçe küçülmüş.

BİRLİK OLURSAK SORUN ÇÖZÜLÜR

Hasret de bir dönem işçi temsilciliği yapmış. Görev aldığı bu dönemde ikramiye hakları için imza başlattıklarını, ancak imza verenlerin patrondan korku nedeniyle imzalarını geri çektiklerini söyledi. Ancak sorunların arttığını ve bunun da huzursuzluk yarattığını dile getiren Hasret, çok isteseler de işten atılma korkusu nedeniyle bir araya gelemediklerini dile getirdi. Hasret bu duruma karşın umutsuzluğa kapılmamış ve bir araya geldiklerinde her şeyin üstesinden gelebileceklerinden oldukça emin. “Nasıl böyle düşünebiliyorsun?” diye sorduğumuzda ise yanıtı cevap şu oldu: “Eminim, çünkü biz işçiler ne zaman birleşip, ortak hareket edersek patron bizim hakkımızı vermek zorunda kalır. Üretimi yapan bizleriz, biz olmazsak işverenin işverenliği de bir işe yaramaz. Bizsiz üretim yapamaz!”

Hasret’le konuşmamız ülkedeki savaş ve yansımaları üzerinden devam etti. Bu savaş üzerinden işçi ve emekçi hak gasplarını ve ardı ardına gelen zamları konuştuk. Hasret, Kürt halkının Başkanlık sisteminin hayata geçirilmesi için katledilip yerinden yurdundan sürüldüğünü düşünüyor. Barış talebinin sadece Kürtlerin değil bu topraklarda birlik ve beraberlik içinde yaşamak isteyen herkesin derdi olduğunu dile getiren Hasret, Mecliste bekleyen saldırı yasalarına, zamlara dikkat çekerek “Sessizliğimizi bozmanın zamanı. Taleplerimizle birlikte her yeri 1 Mayıs alanına çevirmeliyiz” dedi.

KIDEM TAZMİNATI İŞÇİNİN ÇELİK YELEĞİDİR

Diğer işyerinden Zeynep ise yaklaşık 13 yıldır aynı işyerinde çalışıyor. Fabrikasında Zeynep’le birlikte çoğu kadın 200’e yakın işçi var. Fabrikada seri üretim yapılıyor. Bundan dolayı da günü birlik verilen üretim sayısının çıkarılması gerekiyor. Bundan rahatsız olan Zeynep, o sayı için büyük bir baskı altına alındıklarını söyledi. Ağır çalışma şartlarına dayanamayan çoğu işçinin işi bıraktığını anlatan Zeynep, tüm işçileri talepleri etrafında birleşmeye çağırıyor.

Ayşe ve Özlem ise aynı firmada tam 19 yıldır çalışıyor. İlk başladıklarında 20 kişi varken şimdi bu rakam 200’ün üzerine çıkmış. Başlarda kadın işçinin yoğun olduğu firmada şimdilerde ise makine bölümünün açılmasıyla erkek işçiler ağırlık kazanmış. Önceki yıllarda yürütülen sendikal faaliyetle birlikte patron ayakkabı parası, yakacak parası, doğum parası gibi haklar vermek zorunda kalmış. Ancak istifalar nedeniyle işçiler arasında büyük bir güvensizlik oluşmuş ve sendikal çalışma sona ermiş. Bunda sendikacıların güven vermeyen tutumları da büyük rol oynamış. Ülkede yaşanan savaşa karşı olduklarını belirten Ayşe ve Özlem, çocukların öldürülmediği, sokaklarda oynayabildikleri bir yaşam istiyor. Kıdem tazminatlarının işçilerin çelik yeleği olduğunu belirten Ayşe ve Özlem, tüm işçi ve emekçilerin tazminat hakkına sahip çıkması gerektiğini söyleyerek şu çağrıda bulundular: “Çalışma koşullarının insanca olması ve barış için her 1 Mayıs’ta alanlarda olmalıyız.”

Son Düzenlenme Tarihi: 30 Nisan 2016 10:29
www.evrensel.net