Genç kadınlar: 2016 Türkiyesine merhaba deyin

Genç kadınlar: 2016 Türkiyesine merhaba deyin

Ezgi SAYAR
Hacettepe Üniversitesi

Yıllardır üzerinde çok konuşulan Osmanlı ve harem konusunda günümüze bir çok bilgi, efsane ya da gerçek hikaye gelmiştir. Hangisi doğrudur hangisi yanlıştır o kısım kişilerin tarih bilgisi ve yorumuna kalıyor elbette. 
Harem denilince benim aklıma ilk gelen birkaç şey var. “Harem” kelimesinin anlamı Arapça’daki ‘Haram’ kelimesinden gelir ve ‘korkulması gereken’ ‘yasak olan’ anlamını taşır. Harem içinde padişahın eşlerini, kadın köleleri, hadım olmuş köleleri ve cariyeleri bulundurur. Köleler de ırklarına göre sınıflara ayrılır. Klasik dönemde haremde yüzlerce cariye olmakla birlikte, bunların yüzde doksanı tamamen hizmetçi statüsündeydi. Hizmetleri karşılığında belli bir maaş alan bu ilk gruptakilerin, haremin ve padişah ailesinin hizmetlerini yerine getirmek dışında herhangi bir şekilde padişahla münasebetleri mevzubahis değildi. Padişah, valide sultanın veya hazinedar ustanın aracılığıyla cariyeler arasından, aldığı özel eğitim sonrasında zekası ve kabiliyetleri ile dikkat çeken birkaç tanesiyle ilgilenir, diğerlerini ne bilir, ne de görürdü. 
HAREM DENİNCE AKLA GELENLER
Bazı kaynaklar haremde şeriat kurallarının uygulandığını söyler. Bu nedenle padişah işine yaramayan cariyeleri azad etme hakkına sahipti ve bu sevap sayılıyordu. Haremdeki cariyeler bazı gruplara ayrılıyordu, hizmetçi olarak çalışacak cariyeler (bunların oldukça güzel olması gerekiyordu), terbiye edilip satılmak üzere alınan cariyeler, bir de padişah veya şehzadelerin gözdesi olmak üzere alınan cariyeler. Yani işin özü Osmanlı hareminde kadın dediğimiz zaman akla ilk gelen sıfatlar; kölelik, cariyelik, odalık, hizmetçilik... 
EMİNE ERDOĞAN’IN İLHAM PERİLERİ: KÖLELER VE CARİYELER
‘Tarihimizde İz Bırakan Valide Sultanlar’ programında konuşan Emine Erdoğan; “Haremin Osmanlı hanedan üyeleri için bir okul ve kadınları hayata hazırlayan bir eğitim yuvası olduğunu” söyledi. Emine Erdoğan açıklamasına “Dün ne olduğumuz gelecekte ne olabileceğimize dair bize fikirler verir. Altı asırlık imparatorluk tarihinde kadınların bıraktığı izler de biz kadınlar için ilham kaynağıdır.” diye devam etmişti. Kadının ilham alacağı belli başlı görevler; kölelik, cariyelik, odalık, hizmetçilik! 
KADER VE FITRAT SİZİN OLSUN BİZ YAŞAM İSTİYORUZ!
Emine Erdoğan, “Oryantalistler bir takım hayali tasvirlerle zihinlerde Osmanlı kadınlarına dair olumsuz algılar üretmişlerdir. Nitekim eserlerine baktığımızda çoğu kez dünya zevklerine ve iktidar hırsına müptela kadınlarla karşılaşırız. Oysa harem, Osmanlı hanedan üyeleri için daha çok bir okuldur. Kadınların hayata hazırlandıkları, hayır faaliyetlerini örgütledikleri bir eğitim yuvasıdır.” ifadelerini kullansa da durum, Oryantalistlerin tasvirlerini bir kenara koyalım, Erdoğan’ın tasvirleri günümüzde kadınların yaşadığı problemlere ilişkin büyük ipuçları veriyor. Nasıl mı? AKP hükümetinin kadına toplumda biçtiği rolü bir yönüyle Erdoğan güzel ifade etmiş. Aile bakanı ise tamamladı; tecavüz bir kere olmuş, bir kereden bir şey olmaz’ Diyanetin kıllı tüylü kız çocuğuna şehvetli açıklamalarını da bunların üstüne eklersek merhaba 2071 Türkiye’si diyebiliriz! 
İktidarın perspektifi bu olunca, Emine Erdoğan’ın, kadınların kendilerine örnek olarak şeriat kurallarına göre hareket etmeyi kul köle olmayı örnek almasını istemesi bizi şaşırttı diyemeyiz.


‘KADIN KÖLELİK İÇİN EĞİTİLMELİ!’
Kadın, toplumun temel taşlarındandır. Ona ulaşmayan herhangi bir fikir ya da yaklaşım hayat alanı bulamaz. Kadın sadece var olduğu ailenin içinde değil toplumda da değişimin taşıyıcısıdır. Bu düşünceden hareketle Osmanlı toplum hayatında (kentli) kadının yeri, eğitimi ve çalışma hayatı incelenmeye çalışılmış. Osmanlı Devleti’nde klasik eğitim sisteminde kızların öğrenimleri çok ihmal edilmiştir. Onlar için 1859’dan önce Sıbyan Mektebi’nden başka bir örgün eğitim kurumu yoktur. Kız çocuklarına eğitim(okuma-yazma öğretilmesi) verilmesi, eğitilen kızların dostlarına yazabilecekleri endişesi ile engellenir. Bu engellemeye rağmen ileri gelen ve yönetici sınıfa mensup ailelerin kızları, ailelerinin destek ve yönlendirmesiyle konaklarında, evlerinde özel dersler alarak ya da kendi kendilerini yetiştirerek özellikle dini ve edebi bilgiler edinirler. 

1861 yılında Takvim-i Vekayi’de kızların eğitimi konusunda yayımlanan bir makalede kızlar için açılan Rüşdiye mekteplerindeki esas amacın kadınların lüzumlu dini ve dünyevi bilgileri edinerek gerek kendi iffetlerini korumaları, gerekse hane idaresinde kocalarına yardımcı olmaları olarak açıklanmaktadır. Yani eğitim imkanı yaygınlaşsa bile verilen eğitimin boyutu bu sefer de iffeti koruma veya kocasına daha fazla hizmet etme üzerine olmuştur. 

www.evrensel.net