Ankara Üniversitesi Cebeci kampüsünde neler oluyor?

Ankara Üniversitesi Cebeci kampüsünde neler oluyor?

Yağmur ALTAY
AÜ Adalet Bölümü Öğrencisi

Ankara Üniversitesi Cebeci kampüsünde ikinci dönemin başlamasıyla beraber üniversite öğrencileri ve akademisyenlere önceden hazırlandığı belli olan, temelleri geçen seneden bu yana atılmaya çalışılan yandaş rektör özel güvenlik birimleri ve polis iş birliği ile oluşturulmuş taciz, baskı ve yıldırma politikaları meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır. Bu hukuksuz önlem(!) ve yaptırımlar daha önceden üniversitemizin bazı kampüs ve fakültelerinde aynı zamanda diğer üniversitelerde de uygulanmaya başlanmıştır, sonuçları da aşikardır. Amaçlarının saldırıları engellemek, üniversite öğrencilerinin sulh içinde kampüste eğitimlerini devam ettirmelerini sağlamak olduğu iddiasında bulunan rektör artı iktidar iş birliğindeki bu baskılamaların huzur ortamını sağlamak bir yere aksine üniversitelere yapılmak istenen polis destekli faşist saldırılara çanak tuttuğunu ve eğitim hakkımızın günbegün bizim için daha ulaşılmaz hale geldiğinin örneklerini geçen seneden beri hep birlikte görmekteyiz.
Polisin satırlı canileri engellemek yerine devrimci kitleye saldırması ve yine toplumsal cinsiyet açısından İslamcı muhafazakar ve milliyetçi, ulusalcı, faşist kitlenin kadına bakış açısı, mezhep, din ve ırk açısından insana bakışı ise açıkça ortadadır. Tacizi, tecavüzü kendine hak gören bir zihniyetin üniversiteleri özgürleştirmek iddiası ile yapmaya çalıştığı bu uygulama ise komiktir. Siyasal iktidar kendi zihniyetine uygun bir nesil yetiştirme çabasında ilkokul lise ve sonrasında sıranın üniversiteye geldiği bu nedenle de üniversitelerdeki hedeflerininse itaat eden İslamcı, faşist bir toplum yaratma çabası oldukları gayet açıktır. Senelerdir üniversitelerde verdiğimiz mücadeleler ve yaşananlar da bu hedef doğrultusundadır. Cebeci bu nedenle yaşadığımız coğrafyadaki tüm her şeyden farklı değerlendirilemez. Uygulamaya konma çabasındaki bu faşizan baskı ise sivil toplum örgütleri, bunlara ait veya bağımsız basın yayın organları, üniversiteler, öğrenciler üzerinde yapılan tüm haksızlıkların en açık kanıtıdır.
Televizyonların yayınlarının kesilmesi, Birgün, Evrensel, Özgür Gündem, Cumhuriyet gibi gazetelere saldırılar, para cezaları, tutuklamalar... İmc TV’nin yayınının kesilmesi, Aylık Meydan gazetesine soruşturma açılması ise ülkenin muhalif kesimini yok etmeye yönelik açık bir saldırıdır. Üniversitemiz kampüsünde geçen seneden beri mücadele ile kazandığımız özgür eğitim hakkımız bu sene ikinci dönemin başlamasıyla beraber sessiz sedasız elimizden alınmaya çalışılmıştır.
Bizler üniversiteli kadınlar olarak iktidar, yandaş rektör, polis ve özel güvenlik birimlerinin bu taciz ve yıldırmalarına boyun eğmeyeceğimizi bir kez daha belirtmek isteriz. Kadınlar üzerinden yapılmaya çalışılan bu çirkin siyasetin en açık örneklerinden biri de kampüsümüzde yaşanmaktadır. Okulumuza gelirken, kampüsün 500 metre gerisine konuşlanmış çevik kuvvetin bizler okula girene kadar üzerimizde olan gözlerini, sözlü tacizlerini ve onlardan güç alan özel güvenlik birimlerinin çirkin davranışlarını kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz.

www.evrensel.net