28 Şubat 2016 04:51

‘Artvin’i yağmacılara teslim etmeyeceğiz’

Paylaş

Hilmi HACALOĞLU

“Geldikleri gibi gidecekler!” Bugünlerde Artvin’in şehir merkezine giden herkesi önce bu pankart karşılıyor. İyi de giderler mi? Gidecekler mi? Artvin’in Artvinlilerin üzerinde giyotin gibi bekleyen altın ve bakırdan vazgeçecekler mi? Bugüne kadar hep birlikte süren mücadelede bundan sonra da aynı kararlılıkta sürecek mi? Cumartesi ve pazar günkü o yiğit çevre direnişinin ardından pazartesi günü şehre girerken kafamda bu sorulara yanıt bulmak vardı. Belki sonda söylemem gerekeni başta söylemiş gibi olacağım ama şu açık, Artvin halkı belki de bugüne kadar hiç olmayacağı bir kararlı.

Vali, emniyet müdürü ve il jandarma komutanı hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı’na verilen şikayet dilekçesinde rastladığım emekli öğretmen Mahmut Yaşar demir gibi sözleri orada duygu selinin özeti gibi: “Gerekirse bu bedenimi Artvin’e feda ederim. Bu yapılan anti demokrasi, faşizm, diktatörlük. Bir devlet demokratik hakkını kullanan halkına göz yaşartıcı gazla, copla, TOMA’yla saldırır mı?”

Polisin özellikle Cerattepe’ye çıkmaya çalışan kadınlara karşı sert müdahalesi de halktaki tepkileri arttırmış. Kortejde bulunanlardan Ayşe Yıldırım, “Biz kadınlar olarak polis kortejinde yukarı çıkmak istedik. İzin vermedik. Polis barikatına doğru yürüyünce tekme attılar, darbettiler, küfür ettiler. Bunlara maruz kalan biz sadece ve sadece nöbet yerimize çıkmak ve doğamızı savunmak istiyorduk” dedi, o anları adeta yeniden yaşayarak.

Tarihlerinde ilk kez göz yaşartıcı gazla tanışan Artvinliler, gerçekten öfke dolu. Hepsi aynı şeyi söylüyor, “Bu bize reva mı?” Bir de ‘terörist’ olarak nitelenmek ağırlarına gitmiş. Her soru sorduğum kişi önce kimlik soruyor. “Hangi kanal, hangi medya?”

YANDAŞ MEDYAYA TEPKİ BÜYÜYOR

Hükümete yakın yayın organlarında terörist olarak gösterilmek ağırlarına gidiyor. Özellikle ATV-Sabah grubu eleştirilerin odağında yer alıyor. Benzin istasyonundaki pompacı alırken önce “Sabah’ta mı çalışıyorsun?” diye sordu. “Hayır” yanıtını alınca “Burada artık o gazeteyi satmıyoruz; bize terörist diyen o muhabir bir gün gelecek? Gelince görecek” dedi. “Ya onun ne kabahati var belki yazı işleri değiştirmiştir haberi” gibi bir şey söylemem üzerine “Biz ona gerekeni yapalım sonra abileri -ha burada ne oldu- diye gelirler da” diye konuştu.

Bir başkası ATV’yi televizyonun kumandasından silmiş. Boğa güreşi müptelası ızgaracı üstelik bu kanaldaki dizilere de pek düşkünmüş: “Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz diye bir dizi vardı. Bayılıyordum ama şimdi tövbe. Bize ‘Gezi zekalı’ dediler, ‘Terörist’ dediler, ondan beri seyretmiyorum. Gerçi gezi zekalı olmak hoşuma gidiyor. Biliyoruz devlet kafasına koyduğunu yapar, hep yaptı. Burada da yapabilir. Ama en azından çocuklarımıza ‘Biz mücadele ettik, direndik ama başaramadık’ deriz. Yaparsak, engellersek ne ala fakat olmaz ise çocuklarımıza karşı mahcup olmayız, başımız dik olur.”

CİNAYET REFERANDUMDA OYLANIR MI?

Artvinliler, 23 yıldan bu yana Cerattepe’yi kurtarmak için mücadele ediyor. Ama ilk günkü iştah hala sürüyor. Geçtiğimiz hafta sonu yaşadıkları büyük travmaya rağmen Yeşil Artvin Derneği’nin bir çağrısıyla binlerce kişi kent merkezinde ya da adliyede toparlanabiliyor. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun baro başkanlarıyla birlikte düzenlediği Artvin ziyareti sırasında da binlerce kişi toplandı. Ancak Feyzioğlu’nun birçok muhalefet parti lideri gibi gündeme getirdiği referandum önerisi hiç kabul görmedi.

Hopalı aktivistlerden Şefik Kalkan, referandum önerisi abesle iştigal buluyor. “Bu olayı referanduma taşımak cinayeti oylatmaktır. Cinayet referanduma sunulur mu? Sunulmaz, bu bir cinayettir. Artvin referandumu aylardır, yıllardır sokakta yapıyor. AKP’lisi de MHP’lisi de CHP’lisi de solcusu da sağcısı da bu madene karşı devlet de bunu biliyor” diyor.
Bu arada söze karışan “Karadeniz İsyandadır Platformu”ndan Eren Dağıstanlı, konuya başka bir noktadan yaklaşıyor. “Bugün Artvin halkı ezici çoğunlukla madene karşı ama velev ki Artvin’in tamamı bu madeni istiyor. Bu eko sistemi, bu doğayı, bu kurdun kuşun hakkını kim savunacak? Çok net bir şey var, yaşam hakkı oylanamaz, asla referanduma konu olamaz?”

ARTVİN’E İLGİ ÇOK AMA..

Türkiye’nin dört bir yanından Artvin’e müthiş bir ilgi var. Kimileri otobüslerle grup halinde kimileri otostopla geliyor. (Tabii Arhavi’den itibaren, Hopa, Borçka ve Artvin’in girişinde hep polis kontrol noktaları olduğunu, özellikle hafta sonu Artvin plakalı araçlar dışındaki tüm araçların arandığını not düşmüş olayım.)  Her gelen Yeşil Artvin Derneği’ne bir uğrayıp yapacak bir şey olup olmadığını soruyor. Dernek, bu sorulara şimdilik hep aynı karşılığı veriyor, “Varlığınız bize güç veriyor.” Ancak farklı bir şey talep etmiyor. Artvin, inisiyatifin tamamen elinde olmasında kararlı. En ufak bir hatanın mücadeleyi gerileteceği endişesini taşıyor. Tabii bu bazen hızlı hareket etmeyi de engelliyor.

Misal, Başbakan Davutoğlu ve bakanlarla yapılan görüşme sırasında derneğe sağlıklı bilgi akışındaki aksaklık, maden konusunda mümkün mertebe renk vermek istemeyen Artvin Belediyesi’nin o gün sürecin lideri gibi görünmesine yol açtı. Cengiz Holding’e bağlı Eti Bakır şirketinin dağdaki faaliyetini durdurduğunu Artvin Belediyesi kamuoyuna duyurdu. Tüm basın söz konusu haberi belediye kaynaklı olarak yayınlarken Çankaya Köşkü’ndeki Yeşil Artvin Derneği temsilcileri kendi ekiplerini çok geç bilgilendirebildi.

BAŞBAKAN KARARI BEKLESE DE MADENE AÇIK DESTEK VERİYOR

Peki bugün Cerattepe’de ne oluyor? Bun sorunun yanıtı ne yazık ki hâlâ merak konusu. Zira maden sahasına yaklaşmak hâlâ yasak. Şirket, iş makineleriyle birlikte hâlâ dağdan inmiş değil ve çevreden takviye olarak getirilmiş güvenlik güçleri hâlâ kentte.

Görüşme öncesi  gülümseyen fotoğrafları servis edilen Başbakan Davutoğlu, her ne kadar “Mahkeme kararı çıkana dek faaliyet durduruldu” demiş olsa da madenin işletmeye açılmasından yana olduğunu saklamıyor. Daha önce madenle ilgili yürütmeyi durdurma kararı vermiş olan Rize Mahkemesi heyeti de tamamen değiştirildiğini de aklımızda tutuyoruz.

‘ARTVİN HALKI İÇİN ÖLÜM KALIM MESELESİ’

14 Mart tarihinde bilirkişi maden sahasında keşif yapacak. Ve ondan sonra mahkeme kararını verecek? Peki Artvin halkı ne mi yapacak? Yanıt 23 yıldır bu mücadeleyi yılmadan sürdüren Neşe Karahan’dan, “Galeri sisteminin değiştirilmesi, şu bu, Artvin halkı asla böyle bir şeyi göze alamaz. Bu üçüncü şirket ama yalanlar hiç bitmedi. Madencilik minik bir şey değil. Bir tasın içindeki tereyağı değil. Bugüne kadar bütün olarak mücadele ettik bundan sonra da birlikte olacağız. Çünkü bu Artvin halkı için ölüm kalım başka bir şey değil.”

ÖNCEKİ HABER

Sonu bir türlü gelmeyen bir süreç olarak hukuk

SONRAKİ HABER

Fırat’ın doğusunda dolanıp Diyarbakır’a kayyum atamak!

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa