Barış bir seçenek değil, Zorunluluktur

Barış bir seçenek değil, Zorunluluktur

Yaşama tutunmaya çalıştığımız değerleri ifade etmenin en saf, en dolaysız dışa vurumudur bazı sözcükler.

Yaşama tutunmaya çalıştığımız değerleri ifade etmenin en saf, en dolaysız dışa vurumudur bazı sözcükler. Biz öğretmenler “çocuklar öldürülmesin” diyen herkesi “insan” biliriz. Millet, dil, din, ırk, etnik köken ve cinsiyet ayrımcılığının yapıldığı kısır ve çıkmaz sokaklara dalmayız. Elimizde değil.
Yaşadığımız çağın can yakıcı gerçeklerine tanıklık edip de boş veremeyen bilinçli bireyler olarak geçmişten miras alıp geleceğe devredeceğimiz insanlık onurundan sorumluyuz çünkü.
Vahşi kapitalizmin bugün geldiği aşaması olan kanlı emperyalizm, zulmü yaşam biçimimize dönüştürmeye çabalasa da biz kanıksamayacağız cinayetleri. Küreselleşme maskesinin altında, insan emeğinin ve dayanışmanın yerle bir edilmeye çalışıldığı, teknolojinin “gelişmişlik”, silahlanmanın “güvenlik” olarak algılandığı bu gelişkin Ortaçağda her türlü sömürüyü, ötekileştirmeyi ve çocukların, kadınların ilk kurbanlar olduğu coğrafyalarda işlenen cinayetleri, elinden geldiğince makul göstermeye çalışan emperyalizmin ülkemizdeki acınası ortakları kendi geleceklerinin olmadığının farkındadırlar. Bundandır telaşları.
Barışın çocuklarınındır gelecek. Ayşe öğretmenlerin çocuklarının. Tercihi öldürmek ve sessiz kalmaktan yana olan çoğunluğun ortasında açan “aykırı bir tutam çiçek” gibi duruyor bugün “yaşatmaktan yana olanlar.”
Kadın, çoğul olmanın ilk halidir. Çoğul halidir sabrın. Vicdanın sağaltıldığı duraktır; soluklanarak.
Çocukluk düşlerine sadık kalmayı bilenlerin uğraşıdır barış. Büyüyüp de kirlenmeyenlerin. 
Kim ne derse desin, biz öğretmenlerin işidir ”Kardeşin kardeşi vurmasının imkansızlığını anlatmak!”
Maltepe’den bir öğretmen / İSTANBUL

 

www.evrensel.net
ETİKETLER Ekmek ve Gül