Libya’da çözüme doğru mu?

Libya’da çözüme doğru mu?

Ferhat SARI

Suriye ile birlikte bölgenin iki önemli “düşkün devlet”inden biri olan Libya’da Ulusal Birlik Hükümeti nihayet kuruldu. Birleşmiş Milletler (BM) destekli Başkanlar Konseyinden salı günü yapılan açıklamada, 32 bakanın yer aldığı ulusal mutabakat hükümetinin BM’nin desteklediği plan ve rakip taraflar (Temsilciler Meclisi ve Genel Ulusal Kongre) arasında aylardır gerçekleştirilen müzakereler kapsamında kurulduğu ifade edildi.

Hatırlanacağı üzere, 17 Aralık’ta Fas’ın Suheyrat kentinde BM gözetiminde ülkedeki rakip kesimler arasında “Libya Siyasi Antlaşması” imzalanmış, söz konusu anlaşma sonucunda ülkedeki belli başlı grupları temsilen, 5 başbakan yardımcısı ile 3 devlet bakanından oluşan 9 kişilik Başkanlık Konseyi oluşturulmuştu. Trablus merkezli hükümetin üyesi olan İş Adamı Fayez el Sarraj’ın başına getirildiği Konseyin görevleri; 30 gün içinde bakanları seçerek Trablus kentinde ulusal birlik hükümetini kurmak olarak açıklanmıştı. Başkanlık Konseyi üyelerinin de içinde yer alacağı hükümet 1 yıl süreyle görev alacak ve 2 yıl sonra yapılacak seçimler öncesinde yeni anayasayı yapmak ve bu anayasayı referanduma sunup yürürlüğe koymakla yükümlü olacaktı. Libya Siyasi Antlaşması ayrıca, ülkede daha önce Temsilciler Meclisi Başkanının üstlendiği ordu başkomutanlığı gibi üst yetkilerin Konsey Başkanı ve Başbakan sıfatıyla Fayez el Sarraj’da toplanmasına hükmetti.  

BM’nin 14 aydır sürdürdüğü arabuluculuk görüşmelerinin sonucu olan anlaşmayı Genel Ulusal Kongre Başkanı Nuri Ebu Seymen imzalamazken, 136 üyeli GUK’dan Başkan Yardımcısı Salih el Mahzum dahil sadece 50 milletvekili imzalamıştı. 188 üyeli Temsilciler Meclisinde ise Başkan Akile Salih’in imzalamadığı anlaşmayı, Başkan Yardımcısı Muhammed Şuayb dahil 80’e yakın kişi onaylamıştı. Anlaşmada revize edilmesi gereken noktaların olduğunu söyleyen General Halife Hafter çekimser kalmıştı.

TOBRUK HÜKÜMETİNDEN MISIR’LA ANLAŞMA ATAĞI

Üç gün sonra, Reuters haber ajansı anlaşmaya rağmen Tobruk merkezli hükümetin petrol kurumunun Mısır’la 2 milyon varillik bir anlaşma imzaladığını gündeme getirmişti. Bir hafta sonra ise, BM Güvenlik Konseyi, oy birliğiyle aldığı kararda anlaşmayı desteklediğini duyurdu. BMGK kararı birlik hükümetinin ülkenin tek temsilcisi olacağını belirtirken, tüm BM üyesi ülkelerin anlaşmaya ve kurulacak uzlaşı hükümetine destek vermelerini, anlaşmanın dışında olan kişi ve kuruluşlarla temasa geçmemelerini istedi. Silahlı gruplar ve milislerden birlik hükümetinin otoritesine ve komuta kademesine saygı göstermelerini talep eden söz konusu kararda ayrıca, Libya’nın güvenliğini tehlikeye atan ve varılan anlaşmanın uygulanmasını engelleyenlerin cezalandırılacağı ve gerekli yaptırımların uygulanacağı belirtildi.

BMGK’nin desteğini alan BM Libya Temsilcisi Martin Kobler bu süre zarfında taraflara baskısını arttırdı. Kobler, uluslararası güçlerin tanıdığı Temsilciler Meclisinde ret oyu veren vekilleri ikna etmek için toplantı üstüne toplantı yaparken, Genel Ulusal Kongredekilere daha çok “zorun rolü”nü hatırlattı. Başkanlar Konseyi de bu arada güvenlik gerekçesiyle Tunus’ta toplandı. Ulusal Birlik Hükümeti kurulması için verilen sürenin dolduğu pazar günü Konsey Başkanı Fayez el Sarraj yaptığı açıklamada, bakanlıkların dağılımı ve diğer bazı konularda anlaşma sağlanamadığı gerekçesiyle hükümetin kurulmasının 48 saat ertelendiğini duyurdu. BM Temsilcisi bu karara tepki gösterirken, Başkanlar Konseyinde iki fire de verildi. Önce, General Hafter’e yakınlığıyla bilinen ve doğu bölgesinin temsilcisi olan Ali Gatrani üyeliğini askıya aldığını duyurdu. Gatrani’nin gerekçesi Libya ordu güçlerinin komutasının Konsey Başkanına devredilmesiydi. Sonrasında ise, Konseyde Zintan kentini (Hafter güçleriyle birlikte Tobruk hükümetinin en önemli destekçilerinden biri) temsil eden Ömer el Aswad, Savunma Bakanlığına General Hafter’in müttefiklerinden ve Bingazi çevresinde İslamcılara karşı yürütülen savaşın komutanlarından İbrahim el Barghathi’nin getirilmesini öne sürüp aynı kararı aldı. Ertesi gün ise ulusal birlik hükümetinin kurulduğu açıklandı. Açıklama başta BM Libya Temsilcisi olmak üzere uluslararası kesimlerden alkış aldı. Fakat ilan edilen Bakan listesini değerlendiren Libya Herald gazetesi, isimlerin işe uygunluğa göre değil Temsilciler Meclisi üyeleriyle birlikte kasaba ve bölge merkezli belirlendiğini ifade etti. Gazete, TM’nin Libya Siyasi Anlaşması’na desteğini almak için yapılan bu hamlede ayrıca, her bakanın büyük çoğunlukla geldiği yere göre belirlenecek iki yardımcısının olacağını, böylelikle açıklanan hükümetin aslında 105 kişiden olduğunu yazdı.


GÖZLER TEMSİLCİLER MECLİSİNDE

Libya’da gözler artık Temsilciler Meclisine çevrilmiş durumda. TM’nin ulusal birlik hükümetini onaylaması için 29 Ocak’a kadar süresi bulunuyor. Hükümet onaylansa da, buraya kadar anlattıklarımız Libya’da işlerin hiç de kolay olmadığını gösteriyor. Trablus tarafının en etkin oyuncularından Misrata güçlerinin ya da Tobruk tarafını destekleyen ve “Petrol Hilali”nin (Sirte, Ras Lanuf, Zuvetiye gibi kentleri kapsayan) kontrolünü elinde bulunduran federalist İbrahim Cadran güçlerinin anlaşmayı ve birlik hükümetini onaylaması yeterli olmuyor. Bölge üzerine çok sayıda eseri bulunan Hintli Akademisyen Vijay Prashad, Libya’nın Kaddafi sonrası dönemde Güneydoğu Asya’daki ada devletlere benzediğini söylemiş ve ülkenin “kent-devletleri” toplamına dönüştüğünü ifade etmişti. Kabile temelli söz konusu “kent-devletler”in ve bunların milislerinin tamamının anlaşmayı desteklemediği biliniyor. Libya Siyasi Anlaşması’nı ve birlik hükümetini dış müdahale olarak görenlerin sayısı hem Trablus hem de Tobruk tarafında hiç de az değil. BM Libya Eski Temsilcisi Bernardino Leon’un, taraflar arasında müzakereleri yürütürken, aylık 50 bin dolarlık maaşla Birleşik Arap Emirlikleri’nin (Tobruk hükümetini destekliyor) finanse ettiği Diplomasi Akademisinin başına geçmeyi kabul ettiğinin ortaya çıkması da işin cabası. Bazı uzmanlar ortaya çıkan bu tabloyu “üç hükümet-sıfır çözüm” şeklinde tanımlıyor.


İLK SORUN GÜVENLİK SORUNU

Yeni hükümetin öncelikli görevinin ülkedeki güvenlik sorununu çözmek olduğu aşikar. Uzmanlar, ulusal ordu ve polis teşkilatının kurulabilmesi için öncelikle milislerin dağıtılması ve silahlarının merkezi yönetime verilmesinin gerekli olduğunu belirtiyor. Libya gibi onlarca milis grubunun, “... Tugayı”nın olduğu bir ülkede bunun ne ölçüde gerçekleştirilebileceği bir muamma. Libya basını, bu durumun farkında olan uluslararası güçlerin İtalya öncülüğünde bazı hazırlıklar yaptığından bahsediyor. Fakat bunun çözüm olmadığı hatta işleri daha da çetrefilleştireceği aşikar. Olası bir askeri müdahalenin ülkede IŞİD’in zeminini güçlendireceği söyleniyor.
BM’nin geçtiğimiz yıl taraflar arasında uzlaşı çabalarını hızlandıran en önemli gelişme IŞİD’in ilerleyişi olmuştu. IŞİD, Haziran 2015’te Muammer Kaddafi’nin doğduğu Sirte şehrini kontrol altına almış, böylece “Petrol Hilali”nin kapısına dayanmıştı. Örgüt, NATO Ortak Kuvvetler Komutanı Amiral Mark Ferguson’un ifadesiyle, yıl sonuna doğru Libya kıyı şeridinin yaklaşık 200 kilometresini (Misrata ile Sidre arasında kalan Ebuğreyn-Navfaliye hattı) kontrol eder hale gelmişti. IŞİD’in Sirte’nin doğu, batı ve güney hatlarına yönelik saldırıları devam ediyor. Örgüt, 7 Ocak’ta Misrata’nın Zlitan kasabasındaki bir polis merkezine saldırı düzenledi. Libya tarihinin en büyük terör saldırısı olarak nitelendirilen olayda 65 kişi hayatını kaybetti. IŞİD’in Sirte, Ras Lanuf, Mebruk, Dahra, Gani, Bahi gibi yerlerde petrol tesislerine ve boru hatlarına yönelik saldırıları sürerken, ülkenin doğusunda da Derne ve Ecdebiye’yi ele geçirmeye yönelik çabaları sürüyor.

www.evrensel.net
ETİKETLER LibyaFerhat Sarı