17 Eylül 2015 00:01

Dümene bir el atalım!

Böylesi dalgalı bir süreçte milliyetçi kışkırtmaların olduğu bir dönemde safımızı iyi belirlememiz gerek! Dümeni barışa doğru çavirmez ve yelkenlere hep birlikte asılmazsak bu fırtına bizi alır götürüp geleceksizliğin kıyılarına bırakır

Dümene bir el atalım!

Paylaş

Ahmet AKARSU
Kayseri

Son günlerde memleketin hali, bir hayli 'karmaşık' 7 Haziran seçimlerinden sonra iktidar olamayan AKP, koalisyon görüşmelerinde '400 vekil' için erken seçimi zorladı. Ortaya çıkan
'hayli karmaşık' durum için de bizzat Cumhurbaşkanının kendisi '400 vekil verseydiniz, böyle olmazdı' sözlerini sarfetti. Bu sözler aklımıza kazındı. Çünkü Cizre'de ölen her bir çocuğun haberini aldığımızda, her bir asker ölümünü öğrendiğimizde bir kez daha kulaklarımızda yankılandı; '400 vekil verseydiniz böyle olmazdı'
TABUTLARIN GELMEDİĞİ GÜNLERDE
Son birkaç yıldır devam eden çözüm sürecinde ölümler durmuş, milliyetçi akımlar bu günlerin aksine kendilerini sokaklarda benzin bidonlarıyla var edemez olmuşlardı. Eh bu çatışmasızlık elbette işçi sınıfının, emekçi kesimlerin lehineydi. Bu zaman zarfına işçi sınıfının sendikal hak mücadeleleri damgasını vurdu. Metal Direnişi, Divan İşçileri, Tuğla işçileri, Van'da İş-Kur işçileri... Bu irili ufaklı grev ve eylem örneklerini çoğaltabiliriz. Tabutların gelmediği bu günler işçi sınıfının ve emekçi kesimlerin mücadelelerine kıpırdanmalara, patlamalara tanıklık eden günler oldu.
İşte böylesi işçi direnişlerinin olduğu bir dönemde gelen asker cenazeleri, Cizre, Silopi, Silvan, Lice ve daha pek çok yerde katledilen siviller... Gündem bir anda nasıl da 'terörize' oldu değil mi? Oysa ki HDP'nin barajı aşıp AKP'nin tek başına iktidar olamayan bir 'iktidar' partisi olması hepimizin içini ferahlatmıştı. Nitekim bu ferahlama uzun sürmedi. Asker ölüm haberlerinin gelmesi ile birlikte pek çok ilde sokaklar, yürüyüşlere, protestolara, çeşitli eylemlere sahne oldu. Gönül isterdi ki bu eylemlerin çatışmaların durması ve barış çağrısı için yapıldığını söyleyebilelim. Kayseri de bu eylemlerin en kalabalık ve yoğun gerçekleştiği illerden biri oldu.
KAYSERİ'NİN PENCERESİNDEN GÖZÜKEN
Şimdi sormadan edemiyoruz. Yapılan bu saldırılar kimin ekmeğine yağ sürüyor? Çok basit bir hesapla bu sorunun cevabını verebiliriz. AKP'nin tek başına hükümeti kuramamasının nedeni HDP'nin barajı aşmasıydı. Halkın tek adam ve tek parti heveslisi politikalara vermiş olduğu cevaptı. Hükümet tarafından tek taraflı olarak "çözüm sürecinin rafa kaldırılması" sonrası "tek adam diktatörlüğü" başarmanın yolunun HDP'nin 'bitirilmesi'nden geçtiğini düşünerek elinden geleni yapıyor. Irkçı, milliyetçi tepkileri örgütlemeye, kendi kitlesini de buradan mobilize etmeye çalışıyor. Bazı illerde bizzat AKP organizasyonu ile gerçekleşen saldırılar, bazı illerde de ise MHP'nin çağrılarıyla gerçekleştiriliyor. Sonuç olarak bu dalga yükseltilmeye çalışılıyor. Zemin arayışları da Türkiye'nin çeşitli illerinde yoğunlaşarak devam ediyor. Bu illerden biri olan Kayseri'de yaşadığımdan çok net görebildiğim bir tablo bu.

SALDIRILARIN HEDEFİ TEK DEĞİL
Tabi şöyle bir algının oluştuğunu da söylememiz mümkün; “Bu saldırılar hep HDP'ye olacak” Milliyetçi, şoven dalga yükseldikçe hedefte olan sadece HDP olmayacaktır. CHP binasına yapılan saldırı da bunu bize göstendi. Hürriyet Gazetesi'ne yapılan saldırı bir kez daha kanıtladı. Bu kışkırtmaların ve yükselen dalganın cengaverlerinin hedefinde emek, demokrasi güçleri ve bu güçlerle hareket edenler olacağını tarihsel deneyimlerimizden de çıkarabiliriz.
İYİ KAPTAN DALGALI SUDA BELLİ OLUR
 Kayseri'de CHP'nin çağrısıyla sokağa çıkmış olanlar, kendilerini vurmaz zannediyordu. Fakat hiç de öyle olmadı. Çok basit, zıt şeyleri aynı anda savunmanın bir fayda sağlamadığı ortadadır; CHP'nin 18 vekili Barış Blok'u içinde yer alıyor. Barıştan ve demokrasiden yana bir tutum içindeler. Aynı parti diğer yandan da milliyetçi-savaşçı söylemlerin sıkça kullanıldığı eylemlere çağrı yapıyor. Buradan CHP gençlik kollarında olan arkadaşlarıma bir deyimle hatırlatma yapmak isterim; "iyi kaptan dalgalı suda belli olur" misali böylesi dalgalı bir süreçte milliyetçi kışkırtmaların olduğu bir dönemde safımızı iyi belirlememiz gerek! Dümeni barışa doğru çavirmez ve yelkenlere hep birlikte asılmazsak bu fırtına bizi alır götürüp geleceksizliğin kıyılarına bırakır.
BİZİM YERİMİZ NERESİ?
Uzun sözün kısası, milletçi duygulardan nemalanarak halkları birbirinden uzaklaştırmaya çalışanlara karşı; barış ve demokrasinin yanında yer almalıyız.
Savaş söylemlerine karşı barış mücadelesini ancak ve ancak örgütlüğümüzü koruyarak ve çevremizi örgütlü mücadeleye safına katarak sağlayabiliriz. İyi kaptanlarsak, hep birlikte bir el atalım ve bu dalgaların bizi aşmasına izin vermeyelim.
"İyi olmaktan bu kadar korkmayın. Bir kez olsun sevgiyle bakmayı deneyin dünyaya.
Hiçbir halk sonsuza dek efendi, hiçbir halk tutsak olarak yaşayamaz. Barış hepimizi onurlu ve özgür yapacak tek olanaktır. Çıkarın kulaklarınızdan körlüğün tıkaçlarını..."

*Şükrü Erbaş'ın Size Barış Deniliyor şiirinden


KURT COBAİN’DEN KÜRT COBAİN’E
Sivillerin katledilmesi burjuva medyasına yansımaz, 37 günlük bebekler ölmeye, anneler kızlarının cenazeleri ile gecelerini geçirmeye devam ederken batıda HDP binalarına
saldırılar oluyor, Kürt işçilere linç girişimlerinde bulunuyordu. Bir de işin acaba 'Zaytung' mu haber yaptı dediğimiz boyutu vardı. Aşk-ı Memnu dizisinin çekildiği köşkün önünde Beren Saat protestosu, 'önceden HDP bürosuydu' diye Türk esnafın dükkanının yakılması, kitapçının yakılması, Yaşar Üniversitesi'nde gösterimi yapılacak olan 'Kurt Cobain' belgeseline 'Kürt' Cobain sanılarak saldırılması...

Yerel Seçim 2019 İl il adaylar ve seçim sonuçları
ÖNCEKİ HABER

Acil çıkış kapısı nerede?

SONRAKİ HABER

Kocaeli'de sanayi sitesinde yangın: 1 işçi öldü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa