Askeri vesayete karşı milli irade; Kürtler hariç!

Askeri vesayete karşı milli irade; Kürtler hariç!

Erdal İMREK

Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait savaş uçakları çoğu çocuk 34 kişiyi bombalarla katledince girdi hani çoğumuzun dünyasına Roboskî Köyü. 28 Aralık 2011’de biraz mazot, birkaç karton sigara getirip evlerine üç kuruş götürmek için gittikleri sınırın diğer tarafından dönerken üzerlerine yağan bombalarla can verenler, bu coğrafyaya ve vicdanlara derin bir yara bırakarak göçüp gittiler. Devletin kapanması için hiçbir şey yapmadığı, dahası tuz basıp, yeniden yeniden kanatarak ‘boyun eğmemenin’ intikamını her fırsatta aldığı bir yara. 

Roboskî o katliam gününden sonra hep gündemimizde oldu bir şekilde. Devlet o gün bugündür zulmünü eksik etmedi ‘adalet istiyoruz’ diyen bir avuç köylünün üzerinden. Bombardımandan sonra, çocuklarının, kolunu bacağını toplamış ailelerden söz ediyoruz. Bir hayal edelim; belki aralarında buldukları bir elin, ayağın kendi çocuğuna mı yoksa bir diğer köylünün kardeşine mi ait olduğunu anlamak üzere tartışmak zorunda kalmış insanlardan söz ediyoruz. İşte devlet o gün bugündür bu insanların üzerinden eksik etmiyor hakareti, gazı, kurşunu, dipçiği. 

BİAT ETMEYENE, CEHENNEM AZABI 

Bu böyle sürdü gitti. Son aylarda hele, devlet iyiden iyiye savaş ilan etti Roboskî’ye. Roboskî köylüleri, katliam gününden bu yana yürüttükleri mücadeleyle çok canını sıktı devletin, iktidarın, AKP’nin hele hele Tayyip Erdoğan’ın. Öldürülen evlatları için, ‘alın şunu unutalım bu meseleyi’ denerek verilen ‘kan parasını’ kabul etmeyip, ‘Biz katilleri, katillere bombardıman emri vereni istiyoruz, adalet istiyoruz’ dedikleri gün bilmiyor değildi Roboskîliler artık başlarının dertten kurtulmayacağını. Biat etmeyenin hayatını cehenneme çevirmekte mahir bu devlet, aylardır Roboskî’de sınır ticaretine müsaade etmiyor. Köylülerin ekili arazilerinin bulunduğu, hayvanlarını otlattığı Şirit Yaylası’na çıkışa da izin vermiyor. Sınıra her gün yaptığı askeri yığınakla, her gün köyden geçen askerler, zırhlı araçlarla köylülere yaşamı zindan ediyor nicedir. 

ONLAR Kİ ÖLÜLERİ TAŞIMIŞ KATIRLAR...

Köylüler ‘yaşayabilmek için madem sınırın öte tarafına gidip gelemeyeceğiz, yaylamıza çıkalım’ diyor. ‘Yasak’ diyor devlet. İtiraz eden köylüye aylardır saldırıyor. Önce Haziran sonunda yüzlerce asker köye zırhlı araçlarla girip, saatlerce gaza boğdu köyü, evleri, araçları kurşunladı. Sabahın köründe katırları taradı, öldürdü. Şimdi 78 katır daha devletin mahkemelerinden alınmış ‘ölüm’ fermanından sonra ‘infaz edilecekleri’ günü bekliyor mesela. Öldürdükleri katırlar sadece sınırın öbür tarafında gidip gelirken kullandıkları katırlar değil, ölülerini taşıdıkları katırlar. Hani şu, ‘Katır sırtında taşınan ölüleri unutursak kalbimiz kurusun’ dediğimiz katırlar var ya; onları öldürdü, öldürüyor.  

BUNCA ZULME ASKER DE ÖLMESİN DİYE KATLANMAK

Sadece yayla yasağına itiraz ettikleri için görmüyorlar bu zulmü Roboskîliler. Daha mühimi var. Roboskî, kendisine zulümde sınır tanımayan, döven, hakaret eden, kurşunlayan o askerlerden birinin bayrağa sarılı cenazesi memleketine uğurlanmasın, sarı, yeşil, kırmızı bayrağa sarılı bir gerilla cenazesi daha, bir ananın yüreğine ateş düşürmesin diye de katlanıyor bu zulme. Roboskî’de askerin ısrarla ablukaya aldığı bölgenin çok yakınında, gerillaların mevzilendiği yerler var. Oralar gerilla bölgesi, biliniyor. Ve işte Roboskî, askerle gerilla karşılaşmasın, birbirine ateş açmasın diye de siper ediyor kendisini o kurşunlara, gaz bombalarına. Yani Manisa’da, İzmir’de, Yozgat’ta evladı askerde olan her bir ana baba az şey borçlu değil Roboskînin yoksul köylülerine. 

ROBOSKÎLİYE SALDIRMAK SUÇ DEĞİL!

Katliamdan bu yana Roboskîlilerin sesi soluğu olmuş, şimdi Şırnak halkının yüzde 85’inin oyuyla milletvekili seçilmiş Ferhat Encü’ye yapılan saldırıyla gündeme geldi bu kez Roboskî. Görüntüler biliniyor; Asker gaza boğuyor, sağına soluna ateş açıyor. Encü yanlarına gidip, ‘Ben vekilim, niye saldırıyorsunuz’ dediğinde, ‘sen teröristlerin vekilisin’ deme cüretini gösterip, araya alıp dövüyor askerler. Bu sırada hemen başının önünde havaya ateş açan bir asker var mesela. Encü’ye bu kadar küstahça saldıran askerler elbette öldürebilirdi de. Çünkü biliyorlardı ki, daha önce 34 Roboskîli öldürülmüş ve kimse cezalandırılmamıştı. Demek ki Roboskîli öldürmek serbestti. 

Ferhat Encü’yle olaydan sonra sık sık konuştuk yaşananlar üzerine. Asker şiddetine, baskısına alışık, korkacak hali yok bu açık. Mesele şu; AKP’li bir tek yetkili kınamadı saldırıyı. AKP’nin, Kürde düşmanlığın kitabını yazmış MHP’yle kol kola seçtirdiği eski Milli Savunma Bakanı, yeni Meclis Başkanı ‘milletvekilleri de hukuka uymalı’ diyerek askere kol kanat gerdi. 12 yıl önce iktidara geldiğinden beri en önemli argümanı ‘askeri vesayete karşı milli irade’ olmuş Tayyip Erdoğan’dan da hiç itiraz gelmedi. Bir kez daha kanıtlandı ki; Onun için ‘Askeri vesayete karşıtlık’, ‘Kürtler hariç’tir. ‘Milli irade’ sadece kendilerine oy verenler için sarf edilmiş bir sözdür. 

ESKİ TÜRKİYE, YENİ TÜRKİYE...

Bu son olayla anlaşıldı bir kez daha; Bu ülkede Kürtler ve Türkler eşit olmadığı gibi, Kürt vekille, Türk vekil de eşit değil. Dahası bu ülkede Türkün katırıyla, Kürdün katırı bile eşit değil. Yıllardır ‘Eski Türkiye’ye karşı Yeni Türkiye’ masalı dinliyoruz hani. ‘Eski Türkiye’de Kürt milletvekili Orhan Doğan’ı ensesine bastırarak arabaya bindiren küstah polisler vardı. ‘Yeni Türkiye’de asker Kürt milletvekilini dövüyor. Eskisinden de, yenisinden de hayır yok Kürde. Ama umudu var Kürdün. Şimdi Roboskî her gün askeriyle yüz yüze olduğu bu devletle Meclis’te de yüz yüze olacak Ferhat Encü’yle. Roboskî her gün Meclis’ten tükürecek emri verenin yüzüne...

www.evrensel.net