Bir baba, bir çocuk, bir de iktidar

Bir baba, bir çocuk, bir de iktidar

Bugün gericiliğin vücut bulmuş hali olan bazı kesimler; eskimiş ve artık kullanılmayan kelimeleri benimsediği ve düşlediği iktidar anlayışı ile birleştirerek gençliği bu kelimeleri kullandırmaya özendirmekte.

Hasan PAMUKOĞLU
Osmangazi Üniversitesi
Eskişehir

Kelimeler, sesler ve diyaloglarımız aslında uygarlıkların her aşamasında gelişmiş, evrilmiş ve hala bizimle süreğen bir şekilde gelişmeye devam etmektedir. Dilin canlılığı dediğimiz kavram sanırım buraya tekabül ediyor.
Dilin gelişimi, evrimi kuşaklarımız ve nesillerimiz arasında bir bağlantı noktası durumunda olmakla beraber bir noktada da çatışma unsurlarını beraberinde taşır.
Aileye yeni katılan bir bireyi aslında üzerimizde taşıdığımız o dil ile eğitmeye çalışıp kendi yaşantımızı, öğretilerimizi, geleneklerimizi ona empoze etmeye; toplumsal normlar çerçevesinde aykırı olmayan insan modelinde tasarlamaya çalışırız.
KUŞAK ÇATIŞMASI ‘DOĞUŞTAN’
Birey kendi düşünce dünyasını yansıtmaya başlayıp var olan durumlardan farklı olarak bu dünyayı kavramaya başladığında, oluşan olaylara tepkiselliğini koyma çabasını gösterdiğinde kendi varlığını hissetmeye başladığı açıktır. Bu noktada bahsedilen 'kuşak çatışması' teriminin altı aslında dünyaya gelişimiz ile beraber bize yüklenmiş ve toplumsal gelişim anlamında üzerimize vazife edindiğimiz bir şeye dönüşmüştür.
Cevdet Kudret'in 'Dilleri Var' kitabında dil konusunda diğer edebiyatçılardan farklılaşmasını sağlayan; dilin sadece yapısal bir inceleme ile anlaşılamayacağını ortaya koyup dilin bilgi, inanç, töre, dünya görüşünün yansıması olduğunu vurgulaması. Buralardan yola çıkarak 'Babalar ile çocuklar birbirini anlayamaz olmuş.' cümlesinin üzerinde durmuş Cevdet Kudret.
Yazar, efendi-köle düzeninden insan eşitliğine kadar olan toplumsal gelişmeleri incelerken bu esnada diller arasındaki geçişlere ve yaşanan çatışmalara da dikkat çekiyor.
TOZLU KELİMELER VE İKTİDAR
'Eski nesil' diye tarif edilen kuşak, üzerindeki imparatorluk kalıntılarını silkememiş, tozlu kelimeleri dağarcığında saklamış ve bu kelimeler ile aslında var olan dünya görüşünü, benimsediği ve düşlediği iktidar anlayışını 'Cumhur-u Reis' diyerek buradan tarif etmiştir.
Cevdet Kudret'in kitabında kelimelerin değişimlerini sıraladığı, baba ve çocuk üzerinden ele aldığı örnekler mevcut. Bunların bir kısmını aktaracak olursak; medhiyye(övgü), matbuat(basın), mütekaaid(emekli), reis(başkan), ser-levha(başlık), kat'i(kesin), muhterem(sayın)…
Cevdet Kudret'in kelimelere bakış açısı: gündelik hayatın içerisinde kullanılan dilin özümsenmesiyle birlikte yeni gelen kelimelere de bir an evvel karşılık bularak kendi dil kültürümüzü koruyarak üretken ve zengin bir yapıya kavuşmasını sağlamaktır. Yaşantısını bitirmiş ve kullanılmayan kelimelerde ısrarcı olmanın anlamsız olduğuna vurgu yapmış, Nurullah Ataç ve Melih Cevdet Anday ile de bu konu üzerinden epeyce tartışma yürütmüştür.
OYSA BİZ GERÇEĞİ GÖRDÜK
Bugün gericiliğin vücut bulmuş hali olan bazı kesimler; eskimiş ve artık kullanılmayan kelimeleri benimsediği ve düşlediği iktidar anlayışı ile birleştirerek gençliği bu kelimeleri kullandırmaya özendiriyor. Bugünün siyasal atmosferinden Ahmet Davutoğlu'nun 'kat'i' suret ile ya da 'Muhterem Cumhur-u Reis' gibi kelimeleri kullanması  buna örnek olabilir.
Oysa biz Cevdet Kudret'in de toplumsal değişimler konusunda dediği gibi "Çocuklar babalara değil, babalar çocuklara uymak zorunda kalmıştır." Bizler bu söylemin doğruluğunu yakın bir geçmişte, Gezi direnişinde görmüştük. Cevdet Kudret'in 50 yıl önce yazdığı dil ve edebiyat üzerine denemelerinden oluşan 'Dilleri Var…' kitabı, bugünkü iktidar mekanizmasının her noktada olduğu gibi dil-edebiyat alanında da uyguladığı gerici politikaları gözler önüne seriyor. Bu bakımdan tüm kuşaklardan edebiyatseverlere öğretmeye ve yol göstermeye devam edecektir.
*Kitap: Cevdet Kudret-Dilleri Var/
Evrensel Basım Yayın

www.evrensel.net