Tahrik eden kadın gitti, ‘erkek gibi kadın’ geldi

Tahrik eden kadın gitti, ‘erkek gibi kadın’ geldi

Bir hikâyem var size anlatacağım hiç iyi bitmeyen bir sonla yani genelde öyle.Aman ha dikkat edin! Size her an bir el dokunabilir; tanımadığın biri, aileden biri veya herhangi biri...

Merhaba!
Bir hikâyem var size anlatacağım hiç iyi bitmeyen bir sonla yani genelde öyle.
Aman ha dikkat edin! Size her an bir el dokunabilir; tanımadığın biri, aileden biri veya herhangi biri. Çünkü gülerken, konuşurken, giyiminle tahrik edebilirsin onu, o da bunu hak sayabilir kendine. Evet, tacizden tecavüzden bahsediyorum. Hani bebeklikten başlarlar ya ‘ayıp kızım’ ama ya oğlun!  Yok o aslan çünkü,  yiğit çünkü. Yiğidin malı meydanda olur ya, öyle başlıyor işte bizim hikayemiz…. Ne kötü bir hikaye değil mi? Bu mağdurlardan biri de benim. Dışarı çıkmaya bile korktuğum iğrenç zamanlar yaşadım. Hani derler ya kapalı olsan, yahut dışarı çıkmasan ya da eşinle gitsen başına gelmeyecek. O kadar inandırılmışız ki yalnız yapamayacaklarımıza. Bunu bana bir nasihat olarak söylemişti komşumun biri; ‘Sana ders olsun, kocan olmadan gitme bir yere’. Peki biz dolmuşa binerken dokunan eli, okula giderken söylenen sözü, taciz timi kuran eğitimcileri, ‘bacım bir şeye ihtiyacın var mı?’ diyen akrabayı kim salıyor başımıza biliyor musunuz? Dinden dem vuran, din eşittir namus diyen ve tüm namussuzlukları yapan, en çokta kadına uzanan eli savunan gerici zihniyet. Benim maruz kaldığım baskılardan biri de buydu. ‘Namazında niyazında biridir. Yapmaz böyle bir şey!’  yani sen tahrik etmişindir. Ama ben susarak değil, sesimi yükselterek yendim bu binlercesine eklenen tacizi. Sonrasında ne mi oldu? Tahrik eden kadın gitti, ‘erkek gibi kadın’ geldi, lafını esirgemeyen kadın geldi. Yalakalar….
Çünkü evden çıkarmaya çalıştılar çıkmadım. O şahıs gelip bina yöneticisine, üstelik böbürlenerek benim kendisini tahrik ve taciz ettiğim gerekçesiyle şikayetçi olduğunu söylemiş. Yönetici ‘bak biz erkeğiz’le başlayan cümlelerle anlattı bana. Tereddüt etmedim,  evet bildiğim tek şey vardı ben suçsuzdum. Niye biliyor musunuz, ona namusu öğreten muhafazakâr zihniyet onu korumayı da öğretmişti. Bizi eve kapatmayı, açık giyinmemeyi, bir erkekle sadece kapının arkasından konuşmayı nasıl öğretmeye çalışıyorlarsa öyle öğretiyor gerici zihniyet erkeğine; ‘Sen haklısın. Çünkü sen erkeksin’…
Biraz da Antep sokaklarından bahsetmek istiyorum: Esnafı, sokaktaki, parktaki yaşlısı-genci…  nasıl bakıyor acaba biz kadınlara? Söyleyeyim; ‘açık’ giyinmiş olmanıza da gerek yok. Kara çarşaflara bürünmüş de olsa bir dişinin yanından geçmesi yetiyor sesli bir şekilde fantezilerini sıralamaya. Zaten açık birinin geçmesi; o hepten hak etmiştir. Giydiği kot, tişört vücut hatları vs, vs. Yani kapalı-açık fark etmiyor. Kadın olmamız yetiyor ve hatta çocuk olmamız. Yani ikinci adım bana olmaz diyen örtülü kadınlarımız. Çünkü yetiştirilen dindar ve kindar, namazında-niyazında insanlara tam da bunu, yani ‘namus’ kavramını öğretiyorlar….
Peki bu zihniyet nasıl yetiştiriliyor? ‘Aslan’ erkeğin bilinç altına camideki hocanın vaazından, okuldaki ‘eğitimcinin’ verdiği derse, toplumun en küçük kurumu olan aileden, her akşam tv’de boy gösteren, gülmemize dahi tahammül edemeyen devlet yöneticisine, siyasetçilerin propagandalarına kadar an be an santim santim enjekte edilerek dolduruluyor o ‘zavallı’ beyinlere. Bir gülüşü tahrik unsuru sayabiliyor sözde hukukçularımız ya da 12 yaşındaki çocuğun rızası olduğuna kanaat getirebiliyor. Kocanızın yanında komşunuzu çay içmeye çağırmanız tahrik unsuru mesela, askılı giyinmek, kot pantolon giyinmek… Ya da nasıl giyinirseniz giyinin sokağa çıkmanız bile tahrik unsuru olabiliyor. Tıpkı trafiğe çıkan her aracın onda iki suçluluğunun peşinen kabul edilmesi gibi.
Peki ne yapacağız, susacak mıyız? Hayır! daha çok haykıracağız eşitliğimizi, daha çok sokaklar bizimdir diyeceğiz nasıl ki evimiz bizimse.
Aycan ÇİLOĞLAN / GAZİANTEP

www.evrensel.net