Kobani sadece Kobani değildir

Kobani sadece Kobani değildir

IŞİD Kobani’yi işgal edebilirse sadece Cerablus ve Til Ebyad’ı birleştirmiş olmayacaktı. Koalisyonun en yoğun hava saldırılarını gerçekleştirdiği bir şehri alarak Koalisyonun kendisine karşı başlattığı savaşın psikolojik üstünlüğünü kazanmış olacaktı.

Mela EHMED

Rojava devriminin başladığı şehir olan Kobani, diğer iki kantonun ortasında kuşatılmış bir şekilde Güneyden, Doğudan ve Batıdan cihatçı örgütlerin ve Kuzeyden de Türkiye’nin kuşatması altındaydı.

IŞİD’in önce Kobani etrafındaki cihadçıları diskalifiye edip kendi bünyesine katmasından ve Musul’u işgal edip tonlarca ağır silaha sahip olmasından sonra hepimizin hatırlayacağı Kobani işgali gelişti.

IŞİD Kobani işgaliyle Til Ebyad ve Cerablus’u birleştirmeyi hesaplarken buna Murat Karayılan’ın cevabı “Kobani düşmeyecek Til Ebyad düşecek” oldu. IŞİD 300’den fazla köyü işgal edip Kobani merkezinin de yarısından fazlasını da işgal edince o sıralarda IŞİD’e karşı kurulan koalisyonun kurucularından olan ABD’nin Genelkurmay Başkanı Dempsey “IŞİD’in Kobani’yi kısa sürede ele geçirebileceğinden endişe duyduklarını” söylüyordu.

Ortadoğu’daki dengeleri değiştiren Suriye savaşında onca cephe, onca büyük şehir varken Dempsey Kobani için endişeleniyordu. Kürtlerin kara kaşı kara gözü için endişelenmediği muhakkaktı. Peki Dempsley niçin endişeleniyordu?

Suriye savaşıyla dünyanın dört bir tarafındaki cihadçılar da Suriye’ye akın etmeye başladı. Hem uluslararası hem de bölgesel güçler ilk dönemler cihadçılara göz yummak bir yana onları destekledi. Yakın hedefi esas alıp sonrasını düşünmediler ya da düşünmek istemediler. Ya da değişik sebeplerle bile bile yaptılar. Ancak Afganistan’da olduğu gibi yakın hedeflerini halletmek için yine bu cihatçılar kullanıldı. Şimdi gördüğümüz gibi Afganistan hâlâ temizlenemediği gibi cihadçı yetiştirme merkezi haline getirdikleri komşusu Pakistan da artık cihadçıların ihtisas aldıkları bir ülke haline dönüştü. (Şu an Türkiye ve Ürdün’ün olduğu gibi...)

Komplo teorilerini bir kenara bırakırsak ve konuyu daha da uzatmadan şunu söyleyebiliriz: Gelinen aşama itibariyle Cihadçılar Batının bölgedeki karakolları olan Suud, Ürdün ve körfez ülkelerini ciddi bir şekilde tehdit ediyor. Hem ülke içindeki destekçi hem de askeri anlamda ciddi tehdit oluşturuyor.

Aynı şekilde Ortadoğu’nun çatışmalı olan hemen hemen her ülkesinde bu cihadçı örgütler devlet ya da emirlik kurma seviyesine geldiler. Batıya yönelik Batıdaki ve dünyanın diğer ülkelerindeki saldırıları saymıyoruz bile...

İşte Recep Tayyip Erdoğan’ın “Kobani’yi niye bu kadar önemsiyorsunuz? Stratejik bile değil...” diye sorduğu sorunun cevabı burada yatıyordu. Bilemiyoruz belki de Erdoğan bu sorunun cevabı hoşuna gitmediği için soruyordu.

IŞİD Kobani’ye en tecrübeli savaşçılarını ve en ağır silahlarını sürmüşken o da Kobani’nin önemini biliyordu. IŞİD Kobani’yi işgal edebilirse sadece Cerablus ve Til Ebyad’ı birleştirmiş olmayacaktı. Koalisyonun en yoğun hava saldırılarını gerçekleştirdiği bir şehri alarak Koalisyonun kendisine karşı başlattığı savaşın psikolojik üstünlüğünü kazanmış olacaktı.

Nusra ve diğer örgütlerin “Muhacir savaşçıları Kürtlere öldürtüyorsunuz” diyerek eleştirdiği IŞİD en tecrübeli savaşçı ve komutanlarını Kobani’nin binalarının enkazlarının altında ya da kırsaldaki köylerde bıraktı. YPG/J’nin dünyada eşine az rastlanır şekilde tanklara ve ağır toplara keleşlerle ve bedenlerini siper ederek savaşması IŞİD’in psikolojik üstünlüğü kaybetmesine ve aynı zamanda ağır zaiyatlar vermesine neden oldu. En son olarak da kısa süre önce bu geri çekilmesi Murat Karayılan’ın dediği gibi Til Ebyad’ın (Girê Spî) düşmesiyle sonuçlandı.

Gerek kobani’nin kurtarılması gerekse de Girê Spî’nin kurtarılması tüm dünyayı sevindirirken bir tek Türkiye buna tepki gösterdi. Tüm dünyayı “IŞİD’lileştirmeyi” hedefleyen IŞİD’in gerilemesi koalisyona tam destek sunmasa da resmi söylem olarak “IŞİD’in karşısında” yer alan Türkiye’nin hoşuna gitmedi, gitmiyor.

Türkiye için IŞİD karşısındaki ilerleme “Kuzey Suriye’de bir Kürt devleti” anlamına geliyorken dünyanın çoğunluğu tarafından da “Uygarlık düşmanı barbarların kahraman Kürt savaşçıları karşısındaki hezimeti” olarak okunuyor. Dünyada ses getiren bir olayın Türkiye tarafından farklı okunmasını belki de Türkiye’nin son yıllarda dünyadan uzaklaşması olarak da okuyabiliriz.
Kobani’den Türkiye’nin egemenliği altındaki Kuzeydeki Kürt kentlerine 3’er 5’er Kürt gençlerinin cenazeleri gelirken şüphesiz ki Kürtlerin Türkiye’nin resmi söylemlerine bakarken Türkiye’ye bağlı oldukları vatandaşlık bağı bile gittikçe onarılmaz darbeler alıyor.

Bu yazıyı Kobani’de son yaşanılan vahşi saldırının ayrıntılarına vs ayırmayı düşünüyordum. Ancak bu vahşetin arka planında ne olduğunu, bunun basit bir katliam olmadığını görmek için Kobani’nin sadece Kobani olmadığını görmek gerekiyor.

www.evrensel.net