Çarelerin, Emekçilerin Lehine Tükenmediği Bir Demokrasi İçin

Çarelerin, Emekçilerin Lehine Tükenmediği Bir Demokrasi İçin

Demirel “Demokraside çareler tükenmez” derken aslında burjuvazinin, sermayenin her koşulda ve şartta manevralarının “tükenmez” olduğunu ifade ediyordu. Burjuvalar için her krizin bir çözümü, her sorunun güzel bir cevabı vardır. Ancak bu çözüm emekçilerin sırtına yüklenen çözümlerdir.

Deniz ORTAKÇI
Ankara

“Demokraside çareler tükenmez” Bu söz elbette çok tanıdık geliyor. Belki de birçoğumuz günlük hayatta karşılaştığımız problemler karşısında, kulak aşinalığıyla birlikte kullanabiliyoruz. Ama bu söz uzunca bir dönem Türkiyeli emekçileri inim inim inleten bir başbakan – cumhurbaşkanına ait. Süleyman Demirel’den bahsediyoruz. Hani NATO üslerine karşı çıkan, tam bağımsızlığı savunanların idamı için önderliği üstlenen ve sorulduğunda “Türkiye’de üs yok, tesis var” diyen Demirel. Gazi Mahallesi’nde “devletin derin güçleri” gençleri sokak ortasında katledip, cesetleri mahalledeki çöp konteynırlarına atarken “Olaylar fevkalade” diyen Demirel. Kinimiz ona ve onun şahsiyetinde vakti zamanında birleşmiş olan, bugün de hala iktidarını sürdüren sömürücülere, katilleredir. Kinimiz, birey birey yaşadığımız sorunların ötesinde işçi sınıfının ve kurtuluşunu işçi sınıfının iktidarında görenlerin kinidir.
 

KOALİSYON VE SORULARIN EVRİMİ!

Böyle bir giriş yapmamın sebebi, memleketin belki de bugün en çok tartıştığı konu olan koalisyon meselesi. Seçimlere ilişkin çokça tartıştık, yazıp çizdik. En çok üzerinde durduğumuz nokta; bu seçimlerde kazananın HDP olduğu, kazananın demokrasi isteyenler olduğu ve kaybedenin de AKP, onun tekçi politikaları olduğuydu. Böyle bir tabloda elbetteseçimden sonra “Şimdi ne olacak?” sorusu, önce “Nasıl bir koalisyon kurulacak?” a dönüştü, sonrasında ise “Koalisyonda AKP’nin diğer ortağı acaba kim olacak?” oldu. “Soruların bu şekilde evrimleşmesine neden olan en önemli unsur ne acaba?” diye yeni bir soruyla mevzuya dahil olursak,  benim vereceğim yanıt: “ Büyük medya kuruluşlarının günlerdir yaptığı propaganda” olacak. 
Öyle ki AKP’nin tek başına iktidar olup olamayacağı, sermaye odaklarının da seçim öncesi ve sonrasındaki süreçte ana gündemlerinden biriydi. Çünkü sermaye için “istikrar” önemlidir, hükümet bir an evvel kurulmalı ve “memleket huzura kavuşmalıdır.” Burada da onların (tamamının olmasa da büyük bölümünün)  gerçekleşmesini istedikleri koalisyon bileşimi “AKP-CHP koalisyonu” idi. Çünkü en geniş oy tabanına sahip bu iki parti, sermaye politikalarının emekçi kitleler nezdinde “sorun çıkarmama garantörü” olacaktı. Ancak son günlerde bu seçenekten öte “AKP-MHP koalisyonu” da “herkesin işini görecek” bir koalisyon olarak sermaye odaklarının tartışmaya açtığı bir pozisyonda. 

SERMAYENİN NİYETİ VE BİZİM SORACAKLARIMIZ

Sermayenin niyetinin ne olduğu aslında çok açık, yukarda da değindiğimiz üzere, özellikle son dönem “ekonomik kriz mi geliyor?” tartışmalarını kendi cephesinden yontacak şekilde bir istikrarın sağlanması. Medyasıyla, yayın organlarıyla da her gün farklı farklı seçeneklermiş gibi öz itibarıyla aynı olan seçenekleri gözümüzün içine sokmaya, bizleri tartışmanın içine çekmeye çalışıyor. 
Demirel “Demokraside çareler tükenmez” derken aslında burjuvazinin, sermayenin her koşulda ve şartta manevralarının “tükenmez” olduğunu ifade ediyordu. Burjuvalar için her krizin bir çözümü, her sorunun güzel bir cevabı vardır. Ancak bu çözüm emekçilerin sırtına yüklenen çözümlerdir. 
Hatta bu “çözüm manevralarını” da en çok gençlik üzerinden yapmaya çalışırlar her dönem. Şimdi de öyle olacak. Hükümeti nasıl veya ne şekilde kurarsa kursunlar, ilk yapacakları iş sömürüyü arttırmak olacak. Eğitimin giderek daha özelleşmiş, paralı hale getirilmiş olması için uğraşacaklar. Hayatımız boyunca sınavlarla boğuşan bizlerin emeği, niteliksiz eğitim ve bir çırpıda dört bir yanda özel okulların açılmasıyla hiç edilecek. Ucuz iş gücü olarak görülenlerimizin hayatı fabrikalarda, atölyelerde kar uğruna daha çok karartılacak. Sesimizi çıkardığımızda da yine karşımıza dikilecekler tüm imkanlarıyla. Soruyu sadece “Şimdi kim bizi yönetecek, kim iktidar olacak?” diye sorarsak cevabını bildiğimiz şeyi sormuş oluruz; onlar bunları yapmaktan, kendi geleneklerini devam ettirmekten vazgeçmeyecek. 

GENÇLİĞİN KOALİSYONUNU KURALIM!

Eğer bir koalisyon sorusu soracaksak şunu soralım: “Biz neden koalisyon kurmayalım?”. 
Böyle sorunca bir garip oluyor tabi, ama aslında “koalisyon” sözcüğü latince “beraber büyüme” anlamına gelen “coalitia” kelimesinden gelir. Sözlük anlamı da parçaların birleşerek bir vücut veya bütün meydana getirmesidir. Şimdi soru biraz daha anlam kazandı. Evet, biz “bir vücut olmalıyız”, “bütün meydana getirmeliyiz”, “birliğimizi beraber büyütmeliyiz”. 
Onların verecekleri cevabı, geçersiz bırakmak zorundayız. Kendi geleceğimiz için, daha aydınlık zamanları yaşayabilmek için “koalisyonumuzu” sokaklarda, mahallelerde, sınıflarda, çalıştığımız yerlerde, her nerede isek orada kurmalı ve güçlendirmeliyiz. Ta ki birliğimizle kokuşmuş düzenin sırtını yere getirip, gerçek demokrasinin zaferini ilan edip ilerleyene kadar.

www.evrensel.net