İki Resim Arasındaki 7 Fark

İki Resim Arasındaki 7 Fark

Dışarıdan baktığınızda Hilton Hotel’e benziyor. İçerisine girdiğinizde de “Tamam artık kesinlikle eminim burası Hilton Hotel.” diyebileceğiniz kadar lüks bir yer. Bizim mahallemizdeki kültür evine harcanan para 2 milyon TL. Eski para ile 2 trilyon yani.

Ömer Batın GÜL 
Esenyalı Gençlik Kültür Evi
İstanbul

14 Yıllık AKP hükümeti yönetiminin de sonuna geldik işte. Tarih bu akıp gidiyor. Ne Kenan Evren dayanabiliyor ne de Süleyman Demirel. Biri geliyor biri gidiyor. Ama hepsi de yarışıyorlar soygunculukta, ülke topraklarını ve imkanlarını yabancı dev şirketlere sonuna kadar en ucuzundan satmakta. Hepsi de yarışıyorlar gençlerin gelecekleriyle oynamakta, her geçen gün fabrikaların dört duvarı arasına sıkıştırmakta. Hepsi de yarışıyorlar eğitim sistemini berbat etmekte, kadınları mezara gömmekte, açık açık küfretmekte. 
Büyük bir yarış aralarındaki. Bu yarışta kim yarışmacı olursa olsun, hep zarar gören işçi sınıfı, gençlik ve Türkiye halkları. Şu ana kadar gördüğümüz en iyi yarışmacı da Recep Tayyip Erdoğan. Evet Erdoğan hala yerinde; yabancı dev tekeller ve Koç gibi, Sabancı gibi, Eczacıbaşı gibi, Cengiz Holding vb. gibi ‘milli’ tekellerimiz de yerinde. 
Ama Erdoğan başkan değil, padişah değil. Bu bizim hedefe yürürken attığımız ilk adım. 
Evet Erdoğan’ı başkan yaptırmadık. Ama bu yazının konusu Erdoğan değil. Onun şahsında AKP politikası penceresinden gençlik. 

BEŞ YILDIZLI OTEL Mİ GENÇLİK MERKEZİ Mİ?

Gerek bizim mahallemizdeki genç arkadaşlar açısından, gerek bu dergi sayfalarını okuyan arkadaşlar açısından tek bir örnek, sermayedarların temsilcisi AKP hükümetinin, gençlerden ne istediğini açıkça ortaya koyar nitelikte; Ahi-Evran Gençlik Kültür Merkezi. 
Ahi-Evran Gençlik Kültür Merkezi, Pendik Belediyesi tarafından seçime iki hafta kala mahallemizde ‘gençler’ için açılmış bir dernek. Seçime iki hafta kala açılması aslında ne amaçla açıldığını ifade ediyor. O sıralarda sadece bizim mahallemizde değil, civarımızdaki beş mahallede de Pendik Belediyesi böyle kültür evleri açtı. Dışarıdan baktığınızda Hilton Hotel’e benziyor. İçerisine girdiğinizde de “Tamam artık kesinlikle eminim burası Hilton Hotel.” diyebileceğiniz kadar lüks bir yer. 
Bizim mahallemizdeki kültür evine harcanan para 2 milyon TL. Eski para ile 2 trilyon yani. Mevlana Camii ile bitişikler. Kültür Merkezinin bahçesinde de abdesthane çeşmeleri var. Yine bu tabloya bakmak bile Kültür Merkezi’nin ne için açıldığını kanıtlar nitelikte. Öyle bir Kültür Merkezi düşünün ki; içerisindeki her şey çok lüks olsun. Tabi tüm etkinlikler de parayla. Spor salonu 3 aylık, 200 küsür lira. Zannedersiniz Çırağan Sarayı. E sen de emekçilerin maaşının %20 sini vergi diye alsan yaparsın böyle bir yeri. 
 

KÜLTÜR MERKEZİ KAPI DUVAR

Derken bir kapıyı zorluyoruz ama kapalı. Köşeye yönelip bir kapıyı daha zorluyoruz o da kapalı. İçerden bir dayı çıkıyor gayet asabi bir şekilde “Gençler görmüyor musunuz kapalı.” diyor. “Dayı buranın açılışına bizzat hepimiz katıldık, izledik.” Diyoruz, gülüyoruz beraber. Dayı güldüğümüzü görünce iyice sinirlenip kapalı diye kızıyor. Biz de anlıyoruz ki; seçim için apar topar açılmış ama sadece spor salonu aktifleşmiş. O da herhalde içeriyi göstermek için. Pendik Belediyesi’nin açtığı bu ‘Kültür Merkezi’ne’ bakıp izlenimlerimizi aktardıktan sonra sizlere bir de 2 yıl önce bizim mahalle gençlerinin kurduğu, bugünlere getirdiği, mahalle gençlerinin derneği olan Esenyalı Gençlik Kültür Evi’nden bahsedelim. 

HER ŞEYİNİ BİZ YAPTIK

Biz derneğimizi mahalle gençleri olarak Gezi Direnişi’nden sonra kurduk. Mahalledeki işçisinden, işsizine, üniversitelisinden, liselisine kadar gençlerle toplanıp böyle bir dernek yarattık. Mahallemizde hiçbir kültürel etkinliğin olmaması, kendimizi geliştirebileceğimiz ve eğleneceğimiz hiçbir olanağın var olmayışı ve uyuşturucu gibi eğilimlerin arkadaşlarımız arasında giderek yaygınlık kazanmasına karşı bir dernek olarak birleşmek ve mahallemizdeki gençler açısından derneği bir çekim merkezi kılmak istedik. Öyle de oldu. 
Dernek kiramızı biz ödedik, badanasını biz yaptık, kitaplıklarını biz doldurduk, biz temizledik. Kısacası kendi emeklerimizle var ettik. Saz-gitar kursları açtık, seminerler-paneller yaptık, film gösterimleri-müzik dinletileri düzenledik, konserler-festivaller örgütledik. Berkin’in ölümünde sokaklardaydık, Özgecan’ın katledilişinde sokaklardaydık, Soma madeninde 301 işçi katledildiğinde sokaklardaydık. İsrail, Filistin’i acımasızca bombalarken, IŞİD tüm vahşetini Ortadoğu’ya ve Kobane halkına kusarken sokaklardaydık. Orada kardeşliği, uyuşturucunun zararlarını, dayanışmayı, taleplerimiz ve haklarımız için mücadele etmeyi öğrendik. 
 

KARLI İŞ!

Pendik Belediyesinin açtığı muazzam lüks ve olağanüstü para harcanarak açılıyor. Bizim derneğimiz ise son derece alçakgönüllü ve gençlerin 10-20 TL topladığı aidatlarla dönüyor. Pendik Belediyesi’nin açtığı merkezde onlarca işçi yapımında çalışıyor, bizimkinde ise ellerde fırçalar ve matkaplarla gençler çalışıyor. Pendik Belediyesi’nin açtığı merkez caminin içinde ve abdesthanesiyle ünlü, bizimki ise duvara astığımız gitarımız ve derneğimizin içini süsleyen onlarca resimle ünlü. Pendik Belediyesi’nin açtığında her şey ücretli, bizimkinde ise her şey ücretsiz. Pendik Belediyesi’nin gözettiği hususlar; giderek muhafazakarlaşan şeriatçı bir gençlik yaratmak ve tabii bir de Kültür Merkezi’nin daima kar yapması. 

UNUTMAYIN...

Bizim Gençlik Kültür Evimizde gözettiğimiz hususlar ise hiçbir haksızlık ve baskının olmadığı bir eğitim sistemi, arkadaşlarımızın 14-15 yaşında katledilmediği, çocuk yaşta işe başlamak zorunda kalmadığı ve düşünce özgürlüğünün olduğu bir Türkiye. İşte iki dernek ve farkları. Bulmaca misali ‘iki resim arasındaki 7 farkı bulunuz’. Farkları bulduktan sonra ikisi arasında seçim yapmayı da unutmayınız...

 

www.evrensel.net