Sopalı Pankart

Sopalı Pankart

Yani taraftarın olduğu her yer aynı zamanda bizim olduğumuz yerdir. Bunların mücadelesini veren Sopalı Pankart ekibine şu ya da bu takımın taraftarı diyemeyiz. Bunu takım gözetmeksizin yapıyoruz. Dediğimiz gibi taraftarın olduğu her yer bizdir.

Ahmet YEŞİLEMEN
Kocaeli

Bir futbolsever olarak, Türkiye’de tribün üzerine fanzin çıkaran Sopalı Pankart ekibiyle ufak bir röportaj yapmak istedim. Onlar da sağolsunlar isteğimi geri çevirmediler.

Öncelikle Sopalı Pankart Fanzin nedir? 

Nasıl futbol tabanın oyunu ise bizler de tabanın sesiyiz. Futbolun endüstriyelleşmediği her yerdeyiz. Endüstriyelleştiği yerlerde de karşısındayız. Sopalı Pankart’ın mantelitesi ‘Ultra Mantelitesi’dir. Kısacası futbolun taraftara ait olduğu, bahis şirketlerine, sponsorlara, reklam şirketlerine ait olmadığını savunur. Bu sadece futbolla ibaret değildir. Yani taraftarın olduğu her yer aynı zamanda bizim olduğumuz yerdir. Bunların mücadelesini veren Sopalı Pankart ekibine şu ya da bu takımın taraftarı diyemeyiz. Bunu takım gözetmeksizin yapıyoruz. Dediğimiz gibi taraftarın olduğu her yer bizdir.

Sopalı Pankart Fanzini’ni bireysel gönderme yapmayacağınızı açıkladıktan sonra sevenlerinizi çok üzdünüz bunun sebebi neydi?
Evet, sevenlerimizi istemeden üzmek zorunda kaldık... Bu ülkede menfaatsiz bir şeyler yapmak gerçekten çok zor. Biliyorsunuz, bizim tek menfaatimiz, fanzinlerimizin okunması. Bu yüzden ilk sayıdan beri sadece kargo ücreti okuyucuya ait olmak üzere tamamen ücretsizdi. Tarafımıza kargo şirketinden gelen bir toplu iade bilgilendirmesinde; bir şekilde geri dönen fanzinlerin tamamının tarafımızdan geri alınmasını istediler. Oluşumun içindeki kardeşlerimiz zaten her ay karşılıksız olarak fanzinin çıkması için destek veriyorlardı. Üzerine bir de bu toplu iade ücreti gelince bu yükü kaldırmamız imkansızlaştı. Bu olay sonrasında, fanzinleri, sadece anlaştığımız mekanlara bırakma kararı aldık. 

Ultra kültürü Türkiye’de ne durumda size göre? 

Her şey gibi yine çok sonradan geldi. Avrupa için 1950’lerden 1970’lerden bahsediyoruz. Bırakın kültürü, top oynayacak, tribün yapacak adam akıllı bir tane saha yoktu bu ülkede o yıllarda. 2000’lerin başında Galatasaray taraftar grubu ‘ultrAslan’ adıyla bir grupla, tribünlere ilk ultra ismi aşina oldu. Sonrasında yine aynı tribünde ‘Yürüyedur’ grubu, manifestonun ve kültürün tam anlamıyla hakkını vererek işler yaptı. Türkiye tribünlerinde, artık adını herkesin sayıkladığı bir hal alması 2012-2013 gibi oldu. Hakkı verildi mi? Hayır.. Birkaç grup ve münferitlerin dışında bu kültürün gerçek bir şekilde yaşatıldığını düşünmüyoruz. Grup ismi vermekten kaçınıyorum. Çünkü unuttuğumuz bir grup olursa bunun vebalini üzerimde taşıyamam.

Passolig’den bahsetmemek olmaz...

Tribün demek dik duruş demektir. En başta ne ise en sonda da o olmalıdır. Ama maalesef bu durum bizim tribünler için geçerli olamadı. En başında hayır deyip, sezon sonu e-bilet alan gruplar neredeyse %90... 

Her devrin bir sonu vardır. İllaki bu devran da bitecektir. Biz tribüncüler, bu rantı ve menfaati temizledikten sonra özgür tribünlerimizde haykıracağız.Umudumuz hiç bitmeyecek. Savaşımız da...

Avrupa’da ultra kültürünü yaşatmaya çalışan tribün grupları var. Sizin özellikle takip ettiğiniz bir tribün var mı?

Kesinlikle Avrupa’da tribün ve ultra kültürü çok farklı. Aramızda muazzam farklılıklar var. Biz ekip olarak mümkün olduğunca bütün ekipleri takip ediyoruz. Polonya, Rusya, Sırbistan, İtalya, Mısır, Endonezya tribünlerinin yanı sıra pek çoğunu takip ediyoruz. Özellikle alt liglerin tribün mücadeleleri çok güzel. Bizlerin de bağlantıda olduğu, maçlardaki tribünlerden görüntüler ve maç yazıları gönderen Avrupa tribün gruplarından ultralar mevcut. Ayrıca fanzin olarak da bağlantımızın olduğu pek çok grup var. Peristeri, Ultra Sanktpauli, Grobari bunlardan bir kaçı. Geçtiğimiz aylarda ise Avrupa’nın ve Polonya’nın Ultra Fanzini To My Kibice’nin konuğu olmuştuk.

Bu keyifli röportaj için teşekkür ediyorum. Ayrılırken farklı bir hoşça kal diyorlar bana;. “Ultra Kalın”


ULTRANIN TARİHİ

Peki ultra kültürü ve casual style nedir?

Temelleri 1950 - 1970 yılları arasında İtalya’da atılan bir kültür. Bazı kaynaklara göre 1939 yılında Brezilya sokaklarında çıktığına inanılıyor. Kendilerine ilk ultra diyenler ‘Ultras Granata’’ grubu. Bununla beraber ilk ultra grubu 1986 FDL (Fossa Dei Leoni). 
Vicenzo cinayetinden sonra Cenova Ultraları dünya tribünlerine bir çağrıda bulundu ve ‘Ultras Manifestosu’ hazırlandı. Manifesto, ultraların bağımsız olmasını ister. Endüstriyel futbola tamamen karşıdır. Gizlilik üst seviyededir. Giyim tarzları vardır. Basını, polisleri, şirketleri ve sponsorları sevmezler. Polis husumetinde her ne olursa olsun birleşilmelidir bu kültüre göre.  Gelelim şu herkesin dilinden düşürmediği ‘casual kültürü’ne. Sıradan olma aslında... Günlük giyim anlamına geliyor... Dikkat çekmemek için birebir. Bu kültürün ana vatanı İngiltere... Teddy Boy, Mod ve Skinhead (1950-1970) yılları arasında ülkede hakim olan kültürlerdi. Tüm bu kültürler bir şekilde harmanlandı ve ortaya casual kültürü çıktı. 

www.evrensel.net