EMEK DÜNYASI

  • Nokta Dergisi’nin son sayısında yer alan habere göre, 2004 yılında Türkiye’de iki kez “darbe girişimi” olmuş ve sonra bir biçimde darbe yapılmaktan vazgeçilmiş.


    Nokta Dergisi’nin son sayısında yer alan habere göre, 2004 yılında Türkiye’de iki kez “darbe girişimi” olmuş ve sonra bir biçimde darbe yapılmaktan vazgeçilmiş. En azından birtakım en üst rütbeden komutanlar, oturup bir müdahaleyi nasıl yapacakların konuşmuşlar!
    Nokta’nın iddiasına göre haberin kaynağı, Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek’in “güncesi”dir. Özden Örnek, “Hayır böyle bir günce tutmadım. Ben sadece bazı randevuların notunu almıştım” diyor; ama Nokta, “Hayır haberimiz doğrudur!” diyor.
    Hal böyle olunca, bekleneceği gibi ortalık “darbe tartışmaları”na boğuldu. “Hakikaten olmuş mu?”, “Yok canım Fethullahçıların yeni bir uydurmasıymış”, “Darbe yokmuş, sadece sohbetmiş” gibi pek çok şey konuşuluyor. Adalet Bakanı’nın yaklaşımı ise daha ilginç; ona göre “Böyle demokrasi dışı konulardan söz bile edilmemeli”ymiş! Yani böyle şeyler olsa bile “yokmuş gibi” davranılmalıymış! Adalet Bakanı dediğinin adalet anlayışı da böyle olmalı zaten!
    Tabii tartışılan, sadece iki yıl önce olmuş bir darbe girişimini aşıyor, bugünü de kapsıyor. Bu konuda da başlıca iki iddia var: Birincisi, bugün Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde darbe tartışması açarak hükümeti, “Bakın askerler darbeyi bile konuşuyorlar” diye tırsıtmak; ikinci iddia ise bu haberle, hükümete baskı yapan asker ve sivil güç odaklarının, darbeci gibi gösterilerek Cumhurbaşkanlığı seçiminde saf dışı edilmek istenmesidir!
    Her şey tartışmaya kalınca, Türkiye’nin bugünkü politik ortamında herkes, kendi tezini inandırıcı yapmak için yeterli neden bulabilmektedir. Bu ise medya gücünü de yanına alan güç odaklarının, 2004’te bir darbe girişimi olmadıysa bile olmuş gibi sonuç almak için harekete geçmesine fırsat yaratmaktadır. Hele tartışma dünü ve bugünü kapsayınca, Nokta’nın niyeti ve haberinin ne kadarının doğru ne kadarının uydurma olduğu da önemini yitiriyor.
    “Andıç”ların, ortalıkta uçuşmakla da kalmayıp Amerika üstünden basına düştüğü, emekli subayların “yurtseverler birliği derneği birlikleri” kurup Kuran ve silah üstüne ölme-öldürme yemini yaptırdığı bir ortamda, tartışmanın böyle boyutlanması da beklenmez değildi. Bu türden ve her türden spekülasyonu önlemenin de bir tek yolu vardır. Adalet Bakanı’nın; “Böyle şeyleri ağzınıza almayın” demek yerine, savcıları göreve çağırıp haberde adı geçen ve o zaman bu işlere bulaşacak konumda olan muvazzaf ve emekli kim varsa onların ifadesini almak, olayın arkasındaki gerçeği öğrenip kamuoyunu bilgilendirmek, eğer buna teşebbüs edenler varsa da darbe tezgahçılarına gerekli cezayı vermek üzere gerekli mekanizmaları harekete geçirmesidir. Az çok demokrasinin olduğu bir ülkede böyle olurdu! Ne var ki Adalet Bakanı ve öteki yetkililer, ortada bir darbe girişimi tartışması yok gibi davranmayı yeğliyorlar. Herhalde, “Başarısız olmuş ya, buna da şükür!” diyorlar.
    İhsan Çaralan
    www.evrensel.net