‘Vatandaş Mustafa’nın vasiyeti...

‘Vatandaş Mustafa’nın vasiyeti...

Doğanın koynunda gizlenmiş bir cennettir Fırtına Vadisi. Elbette bilinir, cennete hayat veren Fırtına Deresi’nin üzerine yapılacak elektrik santralinin burayı cehenneme çevireceği.


Doğanın koynunda gizlenmiş bir cennettir Fırtına Vadisi. Elbette bilinir, cennete hayat veren Fırtına Deresi’nin üzerine yapılacak elektrik santralinin burayı cehenneme çevireceği. Ama birileri, bunu bile bile buraya santral yapmak için çalışmalara başladı.
Çalışmaların başlamasıyla birlikte tepkiler de gelmeye başladı. Vadinin bulunduğu Çamlıhemşin’de doğup büyüyen, hayatın gurbete sürüklediği Çamlıhemşinliler tepki verdi önce. Peşi sıra çevreci avukatlar, TEMA Vakfı ve Çamlıhemşin halkı... Tepkiler gittikçe yoğunlaştı ve yaygınlaştı.
Santral yapımına karşı yaygınlaşan mücadeleye katılan İstanbul Barosu Çevre Komisyonu bir heyetle yola çıktı. 9 yıl önceydi. Gazetemiz adına heyeti izleme görevi bana verilmişti. O zaman tanıştım, yöre halkından olan ve santrale karşı mücadele yürüten, bugünlerde 80’ine merdiven dayamış Mustafa amcayı. Heyette yer alan İstanbul Barosu avukatlarından Bahri Bayram Belen sordu: “Adın nedir dayı?”
“Mustafa.”
“Soyadın?..”
“Ne önemi var?!”
“O zaman sana Vatandaş Mustafa diyelim.”
“Vatandaş Mustafa” heyete rehberlik ediyordu. Hem çevreyi tanıtıyor hem de santrale malzeme taşınması için vadiyi yararak açılan yolların verdiği zararı anlatılıyordu: “Şimdi sizin taş doldurulmuş çukur olarak gördüğünüz bu alan, bir zamanlar dere yatağıydı. Hala Deresi akardı buradan. Ama şimdi yol açma çalışmaları sırasında yuvarlanan taşlar kapattı dereyi. Daha şimdiden Fırtına’yı besleyen kollar yok oluyor. Binlerce ağaç kesiliyor. Santral tamamlandığında açılacak zararı düşünemiyorum. O günü görmek istemiyorum. Engel olmalıyım...”
‘Nasıl baktık bilir misin?’
Vatandaş Mustafa’ya hemşehrilerinin sıkça sorduğu soruyu biz de sormuştuk: “Niçin koşturuyorsun, niçin sen?”
Sorumuza verdiği cevap, aslında biraz tarih anlatımı biraz da coğrafya dersiydi: “Yeğenim, görüyor musun şu yeşil yamaçlardaki duvar setleri? Onlar toprak kaymasın diye yapılan setlerdir. Burada toprak kalınlığı incedir. Kaygan bir zeminin üzerinde 30 santimlik bir toprak kalınlığı vardır. Kayması kolaydır. Ağaçlar tutar. Gördüğün setler ağaçlara destektir, dayanaktır. Biz bu topraklara çay dikebilirdik. Ama dikmedik. Atalarımız gibi gurbete gittik ama toprağımızı hor kullanmadık. Nasıl baktık bu topraklara bilir misin? Şimdi nasıl göz göre göre kıyılmasına izin verilebilir?”
Demokrasi dersi!
Santrale karşı verilen mücadelede karşılaşılan bürokratik, askeri ve hukuki tüm engeller, yıldırmıyordu ama çok kızdırıyordu Vatandaş Mustafa’yı. Bu Karadenizli öfkesine laf atmıştı Avukat Bahri Belen: “Sen 12 Eylül Anayasası’na ‘evet’ demedin mi? Bu engeller antidemokratik 82 Anayasası’nın ürünü. Şimdi ne kızıyorsun?”
Vatandaş Mustafa hazırcevaptı: “Biz askeri vesayetten kurtulacağız diye oy verdik. Daha az da olsa demokrasi gelir diye düşündük, oy verdik. Siz hukukçular bunca yıl niye değiştirmeyi başaramadınız?”
Mücadeleci, demokrasinden yana tavrıyla bizi çok etkilemişti Vatandaş Mustafa... Santral kararının iptali için açılan davanın duruşmalarını izliyor, “Yöre halkı destek veriyor” diyenlerin karşısına dikiliyordu: “Ben bu yöredenim, kimmiş destek verenler; hele söyleyin, isim verin bakayım...”
Duruşmaları takip eden bu şahıs, davanın avukatlarından, kendisi de Hemşinli olan Remzi Kazmaz’ın da dikkatini çekmişti. Sadece okuryazar olan, tahsili olmayan Mustafa’nın her mahkemede bulunmasıyla başlayan dikkat, zamanla dostluğa dönüştü. Mustafa’nın mücadelesi kadar duygularının yoğunluğunu da fark eden Remzi Kazmaz, onun hayat hikayesinden yola çıkarak bir belgesel film hazırladı. Filmin adını koydu: Vatandaş Mustafa...
Mesele ünlü olmak değil
İkinci Yeşil Yayla Festivali’nde gösterimi, 8 Temmuz 2007 Pazar günü Çamlıhemşin’de galası yapılan filmin kahramanı Vatandaş Mustafa’yla, yıllar sonra değişen koşullarda yeniden konuştuk. Santral çalışmaları durmuştu ama buraya göz koyanlar henüz vazgeçmiş değil. Zaman zaman hükümet yetkililerinin ağzından bu gerçek itiraf ediliyor. Vatandaş Mustafa ne düşünüyordu acaba, tam anlamıyla kazanılmamış zafer ve bu zaferin filmi için...
“Ben yıllarca geçimimi sağlamak, ayrı kaldığım memleketime yaşamak için geri dönmüştüm. Ama birilerinin ağaçları kestiğini, dinamitler patlattığını, beni buralara döndüren doğayı yok etmeye çalıştığını gördüm. Ben buralarda, doğasıyla birlikte yaşamak için mücadele ettim. Santral çalışmaları durdu, film yapıldı, ben biraz ünlendim diye iş bitmiş değil. Yine santral çalışmaları başlarsa var gücümle mücadele ederim. Gelecekte buralarda doğasıyla yaşamak isteyenler de mücadele etsinler. Filmi izleyip ders alsınlar. Buralara sahip çıksınlar, vasiyetimdir.”
Umut büyüdü
Filmin, Çamlıhemşin İlköğretim Okulu’nda yapılan galasında, “Vatandaş Mustafa” yazan tişörtleri giyen katılımcıları gören Vatandaş Mustafa’nın, buralara sahip çıkılacağına olan inancı pekişiyor. “Boşa uğraşmamışız” sözleriyle bu duygusunu dile getiriyor.
Aslında umudu büyüyenler çoktu. Filmin montajı ve kurgusunu yapan, Alternatif Sinema yapımcılarından Yaşar Bülbül’ün sözleri bunun kanıtı: “Burada çok büyük bir ilgi ile karşılaştık. Bunu beklemiyorduk. Çok mutluyuz. Halkımızın sorunlarına parmak basmaya devam edeceğiz. Çünkü Karadeniz’de sorunlar çok. Deniz dolduruldu, dereler ıslah ediliyor. Trabzon’da çevre kirliliği en üst düzeye ulaştı. Biz Karadenizli sanatçılar olarak bölgemize sahip çıkmaya başladık. Pek çok sanatçımız bu konuda çeşitli girişimler içindeler. Bu arada aynı duyarlılıkla hareket ederek, uluslararası alanda da aldığı ödüllerle sesimizi duyuran değerli yönetmenimiz Fatih Akın’ı da kutluyorum.”
Rizeliliğini oya dönüştürmek için aday olan, dönemin başbakanı Mesut Yılmaz ve çeşitli siyasetçiler, davet edildikleri halde galaya gelmemişti. Olsun... Fırtına Pansiyon’da yapılan ve gece geç saatlere kadar süren kokteylde, Hemşinli kadınların tulum eşliğinde söyledikleri “atma türküler” ve yaşanan coşku, vasiyetin emin ellere teslim edildiğini gösterdi. Fırtına özgür akacak!..
Bülent Falakaoğlu
www.evrensel.net