Yörsan ürünlerinin boykot edilmesi

Yörsan fabrikasında çalışan 400’ün üzerinde işçinin Tek Gıda-İş’e üye olmaları ve akabinde işten atılmalarının üzerinden 130 gün geçti. Türkiye kamuoyu Yörsan işçilerini artık çok iyi biliyor


Yörsan fabrikasında çalışan 400’ün üzerinde işçinin Tek Gıda-İş’e üye olmaları ve akabinde işten atılmalarının üzerinden 130 gün geçti. Türkiye kamuoyu Yörsan işçilerini artık çok iyi biliyor. Direnişlerindeki kararlılıkla, yaptığı eylem ve etkinliklerle örnek bir tavır sergiledi Yörsan işçisi. Bundan dolayı halkın birçok kesiminin desteğini gördü ve sempatisini kazandı. Yörsan ürünlerinin satışı önemli oranda azaldı. Ancak bu durum Yörsan patronunun direncini kıramadı gibi görünüyor. Bunun nedenlerini tahmin etmek zor olmasa gerek.
Yörsan patronu da yalnız değil, onun da yanında arkasında çeşitli çevreler var. Yörsan işçisinin bu mücadeleden zaferle çıkması bu çevrelerin işine gelmiyor. Yörsan işçisi geçtiğimiz Kurban Bayramı’nda bu durumu yaşayarak öğrendi. Yörsan patronunun hemşehrisi hükümetin bir bakanı, işçileri bizzat arayarak sözler vermiş ve işçileri oyalamaya çalışmıştır. Ayrıca işçilerin sendikaya üye oldukları, nasıl olduysa neredeyse eş zamanlı olarak Yörsan patronuna iletildi. İşçilerin tamamına yakını sendikaya üye olmasına rağmen Yörsan patronu internet üzerinden önceki bir tarihe ait işçi alımı bildirerek, sendikanın yetki almasını engellemeye çalıştı. İktidar, her fırsatta öne sürdüğü “Burası hukuk devleti” vb. söylemlerine karşın hukukun ayaklar altına alınması karşısında sessiz kalmayı tercih ediyor. Bunun yanında Yörsan patronunun sınıfdaşları da onu yalnız bırakmıyorlar. Yörsan’daki direnişin kendi fabrikalarında çalışan işçilere örnek olmaması için Yörsan işçilerinin mücadeleden yenilgi ile çıkması gerektiğini biliyorlar. Yörsan patronunun, bu kadar zarara rağmen bu kadar uzun süre dayanabilmesinin sırrı, ortak çıkarlara sahip olduğu kesimlerle girdiği işbirliği ve yakın ilişkidir. Bu durumu çeşitli biçimlerde bütün grevlerde, direnişlerde görmek mümkün. Patronların asıl gücü, sahip oldukları gücü ortak bir amaç için birleştirebilmeleridir. Tarih defalarca kez bunu kanıtladı.
Patronların ortak cephesinin yarılması ancak ortak çıkarlara sahip olan işçilerin, emekçilerin, en azından patronlar kadar örgütlü olması ile mümkün olabilecektir. Yörsan işçisi ya da grevci başka işçilerin kazanması başka işçilerin diğer işyerlerindeki mücadeleyi kendi mücadeleleri gibi görmeleri ve sahip çıkmaları durumda, daha da olanaklı olacaktır. Yörsan işçisini bu noktaya taşıyan Türkiye ilerici kamuoyunun ilgisi ve desteğidir. Bu destek olmasaydı Yörsan patronu ve onun hizmetindeki güçler direnişi ezmekte tereddüt göstermeyeceklerdi. Bu destek önemlidir ama günümüzün ihtiyaçları bu desteğin katlanarak artmasını dayatıyor. Şu çok açıktır ki Yörsan’da kazanan yalnızca Yörsan işçisi olmayacaktır, Türkiye’deki bütün işçi ve emekçiler kazanacaktır.
Tek Gıda-İş Sendikası ülke genelinde Yörsan ürünlerinin boykot edilmesine yönelik bir kampanya başlattı. Ülkemizdeki işçiler, emekçiler kendi gelecekleri, ülkenin geleceği için bu kampanyayı olabilecek en aktif biçimde desteklemelidirler. Ülkemizde yoksul emekçi halkı daha da yoksullaştırmaya, sahip olduğu hakları elinden almaya yönelik büyük bir kampanyanın başladığı günümüzde, emekçiler birliği, dayanışmayı dosta düşmana göstererek Yörsan patronunun şahsında bütün patronlara bir ders vermelidir. Ancak böylelikle geleceği daha güzel olarak, daha yaşanılır olarak inşa edebiliriz. Yörsan ürünlerinin boykotu salt Yörsan ürünlerinin alınmaması ile sınırlandırılmamalı. Olabilecek her platformda dillendirilmeli, boykotun başarısı için bütün araç ve imkanlar seferber edilmelidir. İşçiler, emekçiler örgütlü planlı saldırıları ancak örgütlülüklerini geliştirerek aşabilir. Yörsan boykotunun da bu örgütlü duruşun bir parçası olduğu bilinmelidir. Birlikte olursak, dayanışma içinde mücadele edersek kazabiliriz.
Derya Ucan
Balıkesir Üniversitesi öğrencisi
www.evrensel.net