Karşıyaka Öğretmenevi’nde “Yok canım, bu kadar da olmaz ki…” dedirten uygulamalar

Karşıyaka Öğretmenevi’nde “Yok canım, bu kadar da olmaz ki…” dedirten uygulamalar

Karşıyaka Öğretmenevi’nde Müdürü Yunus Çubuk’un keyfi ve kayırmacı uygulamaları ve Müdür Yardımcısı ...


Karşıyaka Öğretmenevi’nde Müdürü Yunus Çubuk’un keyfi ve kayırmacı uygulamaları ve Müdür Yardımcısı Büheysa Keresteci ile diğer çalışanlar arasındaki ilişkiler hakkında anlatılanlara bakıldığında bu iş yerinde çalışma huzuru ve barışı kalmadığı anlaşılıyor. Müdür Çubuk, çoğu sözleşmeli olan personele, “bu işyerinde ben kalıcıyım, siz gidicisiniz o nedenle dikkatli olun” ifadesiyle sürekli gözdağı veren bir tutum içinde, ama öte yandan öğretmenevini “babasının çiftliği gibi” kullanmayı da ihmal etmiyor. Yani asıl istediği, keyfi uygulamalarının ve kamu malına verdiği zararın görülmemesi ve konuşulmaması… Neler mi görülüyor ve konuşuluyor?
1- Bayraklı’daki “Tolga Özürlüler Okulu” ve “Pembe Köşk Çocukevi” adlı işyerleri Müdürün eşi ve oğluna ait… Olamaz mı? Olur tabii, ama Türkiye’nin hiçbir öğretmenevinde dışarıdan çamaşır yıkama kabul edilmediği halde bu işyerlerinin çamaşırları Karşıyaka Öğretmenevi’nde yıkanırsa ve “10 lira” gibi bir ücret ödenirse bu biraz “usulsüz uygulama ve kamuyu zarara uğratma” olur. (Şikayetler nedeniyle artık çamaşır getirmiyormuş, yani biraz geriye doğru araştırmak gerekiyor)
2- Müdür, 30 Ağustos 2008’de oğlunu evlendirmiş. Düğün Bayraklı’da bir açık alanda yapılmış. Karşıyaka Öğretmenevi’nden masa örtüsü, sandalye, tabak-çanak vs. götürüldüğü gibi 400 kişilik bir mönü hazırlanıp bu da gönderilmiş. Sigara böreği, midide köfte, kanepe ve yaş pastadan oluşan bu mönüye yapılan ödeme 680 lira. Sayılan kalemlerin her birinin porsiyonunun 2 lira dolayında olduğunu tahmin etsek, Müdür Bey’e çok ciddi bir indirim uygulanmış! Ayrıca servis için ikisi personel, altısı öğrenci olmak üzere sekiz kişi görevlendirilmiş. Tabii, bir emekli öğretmen olarak, acaba ben oğluma bir kır düğünü yapsam bana araç-gereç gönderirler mi, bir mönü yazsam bunu hazırlayıp gönderirler mi, servis için 8 kişilik personel gönderirler mi, bir de böyle çılgın bir indirim uygularlar mı soruları geçiyor. Yanıtını ben biliyorum da, gene de birilerine sormak istiyorum.
3- Öğretmenevinde çalışan personelin yemek yemesi, yedikleri yemeğin parasını ödemeleri konusunda da eşitsizlikler ve kayırmacı uygulamalar yapılıyor. Kimisi az yiyor, çok ödüyor; kimisi çok yiyor az ödüyor, ya da ödemiyor. Bu durum tüm çalışanların bizzat yaşadıkları ve kendilerine haksızlık edildiğini düşündükleri bir konu, yani onlara sorulabilir… Belgeye bile gerek yok…
4- Benzer bir durum mesai ücretlerinin tahakkukunda yaşanıyor. Personel arasında haksız ve eşitsiz uygulamalar yapılması iş barışını bozan bir etken durumunda…
5- Müdür Çubuk, kurumda iki tane kadrolu müdür yardımcısı olmasına rağmen, kendisi gıda uzmanı olup teknisyen kadrosunda memur olarak çalışan Büheysa Keresteci’yi, onay alınmadan “müdür yardımcısı” olarak çalıştırmaktadır. Bu bayanın kadrosunun müdür yardımcılığı için uygun olmadığı ve “müdür yardımcılığı yapamaz” tutanağı olmasına rağmen “ben yaptım oldu” mantığı ile çalışılmaktadır. Üçüncü müdür yardımcısı için kurumun norm kadrosu var mıdır, varsa bu bayan uygun aday mıdır ve neden onay alınmamaktadır soruları yanıt beklerken, B. Keresteci müdürün sağ kolu olarak canla başla çalışıyor. Öyle ki, personele yani aslında iş arkadaşlarına “ağzınıza ………m” ifadesiyle küfür edebiliyor. “Ayıptır bu yaptığın” denildiğinde ise “ben bu gücü müdürden alıyorum” diyebilecek kadar da cüretkar… Kendisinin üç öğün yemek yiyip bir öğün ödeme yaptığı, öğretmenevi kuaförünü ücretsiz kullandığı görmezden geliniyor.
6- Çalışanlar üzerinde sürekli psikolojik baskı uygulanarak, çalışanların her an işine son verilebileceği ima edilmekte, bu da çalışanların iş huzurunu ortadan kaldırmaktadır.
Karşıyaka’da yaşayan bir emekli öğretmen olarak, yıllarca (zorla da olsa) bizden kesilen aidatlarla kaynak yaratılan öğretmeneviyle ilgili olarak bu duyduklarım gerçekten üzücü boyutlarda. Buradaki uygulamalar çeşitli şikayetler sonucu soruşturma konusu edilmek istenmiş, ama ne hikmetse deliller yeterli görülmeyip “soruşturmaya gerek yok” kararı çıkmış. Bir işyerinde 12 kişinin şikayeti nasıl bu kadar kolay göz ardı ediliyor, bunu da anlamak zor. Bu durumda konuyu kamuoyunun takdirine bırakmak istedim.
Bir emekli öğretmen (Karşıyaka/İzmir)
www.evrensel.net