Yoksulluğa sihir kâr eder mi?

Yoksulluğa sihir kâr eder mi?

BİZİM Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü? filminde bir sahne vardı.


BİZİM Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü? filminde bir sahne vardı. İktidardaki kodamanların tekerine çomak sokan Hacivat’la Karagöz kafaları kesilip öldürülünce, kesik kafalar hâlâ konuşmaya devam ediyordu. Çünkü insan kafası kesildikten sonra bir süre daha yaşarmış.
Bu bilgi, Juan Perez’in Kellesiyle Tanışın (Conozca la Cabeza de Juan Perez) filminin Meksikalı genç yönetmeni Emilio Portes’e film için ilham vermiş. Bir sihirbazın ve sirk ekibinin yoksulluk, işsizlik, çaresizlik hikayesini eğlenceli bir dille anlattığı filmi, Bursa İpekyolu Festivali’nde gösterilen en özgün filmlerden biriydi.
SAHİCİ BİR MASAL
İşsizlik başa gelince, ne sihir ne hokkabazlık kâr etmiyor işte. Modern bir masal ama belki de izlediğimiz en sahici film. Hareketli bir anlatım tutturan Portes, “Sirk, ekonomik kriz ortamını anlatmak için çok uygun bir metafordu” diyor. Yönetmenle, filmin ardından ekonomik krizin sirk hali üzerine biraz sohbet ettik.
Latin Amerika ülkeleri de dünya çapındaki krizden bizim gibi yoksulluğun ve işsizliğin artması şeklinde etkileniyor. Filmdeki sihirbaz Juan Perez, sirke izleyici çekip işini korumak için çok farklı bir numara yapmanın peşinde. Nereden aklına esiyorsa, bir giyotin bulup onunla kafa kesme numarası yapmaya karar veriyor. Eşinin bir başka numara sırasında bacağını kaybetmiş olması da ona ders vermiyor demek. Giyotini bulma ve hazırlama sırasında da bir sürü olay geliyor başına. Bu arada sirkteki palyaçolar, içlerinden hangisinin işten çıkarılacağına karar vermek için poker oynayıp hile yapıyorlar. Giyotin numarası, doğru dürüst hazırlanamadan sahneye konduğu sırada; giyotinin sahipleri, polisler, sirktekiler, karısı, kimi ararsanız Juan Perez’in peşine düşüyor. Sonuç, filmin adındaki gibi: Kelle...
BÜTÜN EMEKÇİLERİN HİKAYESİ
Juan Perez’in Kellesiyle Tanışın, 1976 doğumlu Meksikalı Yönetmen Emilio Portes’in ilk uzun metrajlı filmi. Film geçen yıldan beri birçok festivali dolaşmış, birkaç ödül de almış. Ülkesi Meksika’da bir yıl önce festivalde gösterildiğinde çok olumlu tepkiler almış. Sinemalarda da geçen hafta vizyona girmiş ve epey ilgi görüyormuş. Alçak gönüllü yönetmen “Komedi olduğu için” diyor, seyircinin ilgisi için.
Oysa filmin tek numarası komikliği değil tabii. Hareketli, izlemesi keyifli olduğu kadar, sahici bir meseleyi, evrensel bir derdi anlatmasına ne demeli? “Öyle” diyor Portes; “bu ekonomik kriz bütün dünyayı etkisi altına aldı. Onun için Juan Perez’de hepimiz kendimizden bir şeyler bulabiliriz.”
Çaresizlikten kelleyi bile tehlikeye atan bir adamdan söz ediyoruz yalnız. Onda kendimizden bir şeyler bulmak, çok iç açıcı bir şey değil.
HAYALLERİN PEŞİNDE
Filmin “modern bir masal” olarak sunulması, yaşadığımız dünyayla bağlantısı olmadığını düşündürmesin. Gabriel Garcia Marquez romanlarını hatırlatan yapısıyla, fantastik olduğu kadar sahici de. Sadece genel olarak insana dair bir hikaye değil, işsizlik korkusuyla, birbirine hem rakip olmak zorunda kalan hem dost olan emekçilerle, içinde yaşadığımız güne, dünyaya, topluma dair bir hikaye.
Portes, “Meksika’da bizim futbol takımlarımız da hayatlarımız da böyledir” diyor; “saçma da olsa bir hayalin peşine takılır, sonuna kadar gideriz.” Hayalinin peşinde kelleyi koltuğa alan Juan Perez, malum; başaramıyor. Ama bir hayal için sonuna kadar gitmek de güzel.
Juan Perez’in başına gelen belli. Sihirle, hokkabazlıkla, akrobatlıkla yoksulluğu, işsizliği yenmek kimin haddine düşmüş zaten? Hem de tek başına!..
(Bursa/EVRENSEL)
Çağdaş Günerbüyük
www.evrensel.net