27 Şubat 2010 00:00

Yüz çiçek

Kuzgun Yuvası kendi tohumlarını sanat ülkesinin toprağına serpiyor. 4. Rusya Seferi oyunu, Bilkent’ten Mavi Sahne’ye çıkıyor.

Paylaş

Kuzgun Yuvası kendi tohumlarını sanat ülkesinin toprağına serpiyor. 4. Rusya Seferi oyunu, Bilkent’ten Mavi Sahne’ye çıkıyor.
“Yüz çiçek açsın, bin fikir yarışsın!”
Çin Devrimi’nin ertesinde Kültür Devrimi’nin arifesinde Mao’nun ortaya attığı bu slogan, bilimlerde ve sanatlarda farklı düşünce okullarının birbiriyle tartışarak Çin’de sosyalist bir kültürün gelişmesi hedefini taşıyordu. Mao Ze Dung, Çin Devrimi ve Kültür Devrimi ayrı ayrı ve birlikte tartışılabilir, ama üretim çoğulluğunun nitelik bakımından da güçlü üretimlerin ortaya çıkma olasılığını artıracağı, matematiksel bir gerçek olsa gerek.
Süha Koçoğlu, çiçeklerin sayısını alabildiğine artıran velut bir tiyatro insanı. Kuzgun Yuvası adını verdiği topluluğuyla Bilkent Üniversitesi’nde çalışıyor. Koçoğlu aslında, Moleküler Biyolog ve Grafik Tasarımcısı. 2000 yılından bu yana ise onlarca, evet onlarca oyunda yönetmen ya da oyuncu olarak görev almış. Jean Genet’den Aziz Nesin’e on yedi oyunun üstüne (2007’de örneğin Dorfman ve Genet’ye ek olarak bir de çocuk oyunu sergilemiş!) şimdi 4. Rusya Seferi isimli oyunla, Ankara Mavi Sahne’de perdelerini açıyor.
Oyunun yazarı Alper Beşe (felsefe arka planından geliyor), senaryo kuramında ‘What if?’ (‘Şöyle olursa ne olur?’) denilen bir teknikle oluşturmuş metni. Beşe’nin anakronik ‘What if’i şu: “Enver Paşa, Napolyon Bonaparte ve Adolf Hitler ev arkadaşı olursa ne olur?” İlk ikisi Rusya’da, üçüncüsü Sovyetler Birliği’nde başarısız seferlere imza atan bu isimler, elbette dördüncü bir sefer planlıyorlar ve ilk üçündeki sonuçla geri dönüyorlar. Oyunda Napolyon’u Ömer Faruk Zora, Hitler’i Uraz Bulut, Enver’i Ziya Arısan canlandırıyor. Işıklar Ekin Alpay’a ait.
AMATÖRCE DEĞİL ACEMİCE
Oyunun iki temel sorunu var: Metin ve sahneleme. Metinde temel sorun, bir soruyla biraz serbest çağrışımın bir oyun oluşturmaya yeteceğinin düşünülmesinden kaynaklanıyor. Absürd yazarlarının tiyatroya verdiği zararlardan biri de yersiz diyalogların bir oyun oluşturmaya yeteceği yanılgısını özellikle yeni yazarlarda yaygınlaştırmasıydı. Oysa Beckett de Ionesco da iyi yazarlardı ve yazım teknikleri, akıllarına ilk gelen çağrışımı kağıda dökmekten ibaret değildi. Sahnelemedeki sorunlar arasında her amatör tiyatronun nazar boncuğu olan abartılı oyunculukla yetersiz oyunculuk arasında salınıp durma sayılabilirse de, daha çok rejinin göstermeci biçemle benzetmeci biçem arasında bir seçim yapamamış olması. Sahnedeki oyuncular sık sık, hatta yerli yersiz, izlenmekte olanın bir oyun olduğunu hatırlatırken iki üç parça dekorun her değişiminde ışıkların uzun uzun kapatılmasına pek anlam veremedim örneğin. Yine balya balya söze dayanan metnin teatral boyutları pek düşünülmediği için oyunu gözlerini kapatarak izleyen bir seyirci fazla bir şey kaybetmez.
Peki tüm bu amatörce değil ama acemice sorunlara rağmen neden 4. Rusya Seferi’nden bahsediyoruz? Cevap: Mao. Kendisi Uzun Yürüyüş’ün, Çin sosyopolitik ve kültürel devrimlerinin ve -bir Amerikan dahisine inanacak olursak- bir milyar insanı aynı anda zıplatarak, ABD’yi yıkacak bir deprem yaratma fikrinin yanı sıra bu yazının da müsebbibi oluyor.
Sanat alanında halktan yana derdi olanların her zaman iki sorunu vardır: Halk için iyi sanat üretmek ve sanat üretimini halklaştırmak. Üniversitelerde, liselerde, mahallelerde, fabrikalarda, işyerlerinde, kısacası insanların bulunduğu her yerde sanat üretimi yaygınlaştıkça bu ikincisine daha çok yaklaşılmış olur. Sorun, yüzlerce binlerce çiçeği, yüzlerce binlerce sanatsal ürünü halkın bulunduğu her yere yayma sorunudur. Böyle olunca Süha Koçoğlu ve Bilkent öğrencilerinin çabası özel bir önem kazanıyor. Oyunu izlemeye giderseniz, afişte yazan mütevazı kadrodan çok daha kalabalık bir grubun karıncalar gibi oradan oraya koşturarak ortaya bir oyun çıkartmaya çalıştığını göreceksiniz. Amatör tiyatro yelpazesinin en üretken gruplarından biri Kuzgun Yuvası’na mütevazı önerimiz, gelecekte niteliğe daha fazla yoğunlaşmaları olabilir belki, ama sanatla ilgili derdi olanlara önerimiz aslında onların yaptığı şey: Üretmek ve üretmek... Ürün çiçeklerini dört bir yana yaymak... Sanatı halklaştırmak, halkı sanatsallaştırmak için…

4. Rusya Seferi, 28 Şubat ve 7 Mart Pazar 15.30 ve 3 ve 10 Mart Çarşamba 20.00’de Mavi Sahne’de. Tunalı Hilmi Cd. 106/ 9- 10, Kavaklıdere, Tel: 0312 4262629. Oyun hakkında:
Barış Yıldırım
ÖNCEKİ HABER

Yeşilçam’ın neşe kaynakları

SONRAKİ HABER

Sakarya'da ırkçı saldırı: Tarım işçisi Şirin Tosun kafasından vuruldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa