05 Temmuz 2004 01:00

'Dumanlı' bir köy...

İzmir-Çanakkale karayolunun 50. kilometresinde bulunan demir çelik fabrikalarına kilometrelerce kala gözlerinizle görebilirsiniz havada asılı duran siyah dumanları.

Paylaş
Aliğa ilçesi yakınlarında bulunan Bakırçay Havzası, demir çelikler, gemi söküm tesisleri ve PETKİM, TÜPRAŞ gibi dev petro-kimya kompleksleriyle ülkenin en büyük sanayi bölgeleri arasında. Havzada petro-kimya tesisleri ve demir çelik fabrikaları 1970'lerden itibaren ardı ardına kuruldu. Özellikle demir çelik fabrikalarının pıtrak gibi çoğalması, buralara hammadde olarak hurda demir taşınması için yakınlarda büyük bir gemi söküm bölgesinin oluşmasını da beraberinde getirdi. Bölgedeki sanayi ülkenin diğer birçok yerinde olduğu gibi, insan ve çevre sağlığı açısından sağlıksız, plansız bir gelişim gösterdi. Havzadaki fabrikalarda çalışan binlerce işçi, işçi sağlığı - iş güvenliği gibi konulardan habersiz, her an kaza tehlikesi altında çalışırken, ardı ardına ölümlü, ya da yaralanmalı iş kazaları meydana gelmeye başladı. Son derece kötü koşullarda, düşük ücret ile çalıştırılan işçiler, haklarını aramaya kalktıklarında ise karşılarında işverenden önce sendikalarını gördüler. Türk Metal, Çelik-İş gibi "uzlaşma kültürü"nden öte bir sendikal kavramdan habersiz sendikalar, patronlarla tam bir "uyum" içerisinde ortak çıkarlara dayanan çarklarının bozulmasına hemen her yola başvurarak izin vermediler. Her biri ülkenin en büyük sermaye gruplarının başında yer alan demir çelik patronları, bürokrasinin "açıklarından ve zayıflıklarından" yararlanıp, ağır sanayi kuruluşları olan fabrikalarına Gayri Sıhhi Müessese Ruhsatı (GSİM) dahi almadan karlarına kar katarken, olan her zamanki gibi fabrikalarda çalışan işçilere, çevrede oturan köylülere, bitkilere, hayvanlara ve toprağa oldu. İzmir-Çanakkale karayolunun 50. kilometresinde bulunan bu demir çelik fabrikalarına kilometrelerce kala gözlerinizle görebilirsiniz havada asılı duran siyah dumanları. Duman bazen öyle yoğunlaşır ki, aracınızın içinde, en yakın fabrikanın 100-150 metre uzağındaki karayolundan geçerken bile nefes almakta zorlandığınızı duyumsarsınız. Artık her gün 8-9 saatlerini burada çalışarak geçiren işçileri varın siz düşünün…

Varlıklı olan göçtü "Eskiden burada armutu bademi sadece biz değil hayvanlar bile yiye yiye bitiremezdik. Şimdi bir bile tane çıkmıyor!..." Aliağa'nın Horozgediği Köyü'nün kahvesinde sohbet ettiğimiz bir köylünün sözleri bunlar. Horozgediği Köyü geçen zaman içerisinde Bakırçay Havzası'ndaki fabrikaların hemen yanı başında kurulma şansı ve şanssızlığını bir arada yaşamış. Yıllar önce köylerinin hemen yakınına demir çelik fabrikaları kurulacağını öğrendiklerinde bir hayli sevinmişler. Gerçi verimli toprakları, denize yakınlığı ile pek de hallerinden şikayetçi değillermiş ama, yine de büyük fabrikaların köylerinin dibine kurulması hepsini heyecanlandırmış. Tarlaları değerlerinin bir kaç misli fiyatlarla alınmış fabrikalar tarafından. Kalan birkaç dönüm tarım arazisi de geçtiğimiz günlerde satılmış. Fabrikaların kurulmasından sonra birdenbire gelişen sanayi köylülerin sosyal ve ekonomik yaşamına da temelden etkilemiş. Eskiden çiftçilik, hayvancılıkla geçinen köylüler, çevredeki fabrikalarda işçiliğe, ya da kurdukları taşımacılık kooperatifi ile limanlardan demir çelik fabrikalarına hurda demir taşımacılığına başlamış. Demir çeliklerin tozu, dumanı köyün üzerine kabus gibi çökmüş. Önce toprak ve ağaçlar küsmüş insanlara, sonra kendi sağlıkları. Hastalıklar, ölümler gelmiş peşi sıra. Her zaman ki gibi varlıklı olanlar göçüp gitmişler başka yerlere. Gidecek yerleri olmayanlar ise yaşamaya devam etmişler köylerinde.


Poyraz da olmasa Köyde gerçekleştirilen bir sağlık taramasında 400 kişilik köyden 12 kişinin çevresel etkenlerden kaynaklı verem ve kanser şüphesi ile hastanelere sevk edilmesinin köy basına yansıdı Çevre ve insan sağlığı için gerekli önlemleri almaları konusunda fabrikalara diş geçiremeyen yetkililer, skandal boyutundaki sağlık taramasından sonra önlem olarak köye bir hava kirliliği ölçüm aracı göndermişler. Sağlık Bakanlığı'nın ölçüm aracı insanların gözleri önünde duruyor. Haftada, ayda birileri geliyor değerleri not edip gidiyor. Köy muhtarı vekili İsmail Mete, son on yılda hava ve çevre kirliliğini korkunç boyutlara ulaştığını anlatıyor. "Özellikle demir çelikler kirletiyor havayı" diyen Mete'nin annesi de sağlık taramasında filmi "şüpheli" çıkan 12 kişi arasında. Tarama sonuçlarının ardından fabrikaların gündüz filtrelerini çalıştırmaya başladığını belirten Mete, akşam olunca maliyet arttırıyor diye filtrelerin yeniden kapatıldığını dile getiriyor. Horozgediği,hava kirliliği zehirlenmelerinden, hiç durmadan esen poyraz sayesinde kurtulmuş belki de. Esen poyrazdan başka koruyucuları olmayan Horozgedikliler, demir çeliklerden çıkan zehir dumanları arasında yavaş yavaş ölüyorlar.

ÖNCEKİ HABER

İnşaatta toprak kayması

SONRAKİ HABER

İngiltere’de Avam Kamarasından sorumlu bakan istifa etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa