24 Mayıs 2004 21:00

GECE YOLCULARI

10 yıllık müzik serüveninden sonra kendi adlarını taşıyan ilk albümlerini çıkaran "Gece Yolcuları", melodik Pop-Rock'a yeni bir soluk getiriyor. Grup, kendi alanında var olan üretim darlığını aşacaklarını söylüyor.

Paylaş
Gece Yolcuları, EMI Müzik'ten çıkardığı yeni albümüyle önümüzdeki günlerde adını sıklıkla duyuracak. Gece Yolcuları, yaptıkları müzikle melodik Pop-Rock'a yeni bir soluk getiriyor. Amatör olarak başladıkları müzik hayatlarında 10 yılı geride bırakan Edis İlhan, Uğur, Yasin ile Murat Arslantürkoğlu ve Bülent E. Albayrak'tan oluşan grup, deyim yerindeyse kendi yağında kavrulduktan sonra yılların özlemi olan yeni albümlerini dinleyicilerle paylaşıyor. Grubun kendi isimlerini taşıyan 9 parçadan oluşan bu ilk albümlerinde sözlerin ve müziğin tamamı gruba ait. Güçlü baladların yanı sıra tempolu parçaların da dikkat çektiği albümün ilk parçası olan "Unut Beni"ne çekilen klip önümdeki günlerde bütün ulusal kanallarda yayınlanacak. Grup adına grubun ritim gitarcı ve back vokalcisi Uğur Arslantürk, heyecanlarını henüz üzerlerinden atamadıkları yeni albümlerini değerlendirdi. 10 yıllık bir grup olmanıza rağmen isminiz pek duyulmadı. Grubunuzun geçmişinden bahsedebilir misiniz? Ve neden Gece Yolcuları? 10 yıllık geçmişimiz var, aslında ismimizi duyurduk. Amatör bir grup olmamıza rağmen kitlesel çok iş yaptık. Edirne'den Ağrı'ya kadar Türkiye'nin her tarafında üniversite konserleri verdik. Yavaş yavaş kendi içimizde pişe pişe, hep o hedefi koyarak hareket ettiğimiz için 10 yıllık süreç boyunca hiç sendelemedik, bayağıda yol kat ettik. Grubun adı ise, genelde grupların çıkış yeri müzisyenlerin bir yerden bir yere gidişleridir. Gece yolculuk etmeyi severler. Seyahat esnasında besteler çıkarırsın. Hep yolda olmak... Grubumuzun ismini bu şekilde Gece Yolcuları koyduğumuzdan itibaren, hem ismi çok sempatik geldi hem de felsefemize çok uygun düştü. Albümün oluşum aşamasına gelirsek… Grup olduğumuz için hazırlıklıydık. Planlarımız hazırdı grupların Türkiye'deki bugünkü stüdyo aşamalarına baktığımızda bugün kendi albümlerinde çalamıyorlar. Yani bizzat müzisyenlik yapamıyor ve hep stüdyo müzisyenleri gelip onlar çalıyorlar. Acı bir durumdur aslında. Müzik, grupları yükselten değerlerdir. Biz bunu yakaladığımız için mutluyuz. 1.5 ay önçalışma yaptık. 3 yıllık bir çalışmayı kendi aramızda yapmıştık. Tamamen kendimizi yansıtan bir albüm oldu. Bir yerlere mesaj verelim kaygısı da olmadı. Müziği insanlarla paylaştığım için bizim için anlamlı oluyor. Parçalarınızın sözlerinde daha çok aşk teması üzerine yoğunlaşılmış... Evet, bu albümde daha çok aşk şarkıları var. Aşkın daha birikmiş daha ekstrel yanlarını inceliyoruz. Konuşma dilimizi sade ve yalın bir şekilde kullandık. Hep bahsedildiği gibi gibi gittim geldim, gözlerin çok güzeldi gibi klasik laflardan ibaret değil. Aşkın bıraktığı izlerin bizim ağzımızdan çıkan ifade şekilleridir bunlar... Aynı olayı bir başka müzisyen başka bir şekilde ifade edebilirdi. Bizim içimizden gelen şeyleri ifade etmek önemli, bu sefer aşktan yarın dostluktan öbür gün ekonomik zorluktan da bahsedersek parçalarımızda da söz edeceğiz. Bunu hiçbir zaman provoke edici bir noktadan eşelemeyeceğiz. Yeni bir grup olarak mevcut Pop-Rock müziği içinde nasıl bir yer edinmeyi düşünüyorsunuz? Türkiye Pop-Rock piyasası üst tarafın üretimlerinden besleniyor şu an. Mevcut olan Anadolu Rock dalının yanında bir de Türkçe sözlü Rock da yapılıyor. Burada da ezgilerimizden daha ziyade, çok batı armonileriyle onların normlarıyla Türkçe sözlerde üstüne ekleyip bir tip müzik tarzı oluşturuyorlar. Biz yaptığımız melodik Pop-Rock tarz müzikle bunların arasında bir noktadayız, bir köprü gibiyiz diyebiliriz. Yani bu alanda önümüzde bir grup yoktu. Bize ışık tutacak bir grup yoktu. Bir tek grup vardı bu önderliği almış oda MFÖ'dür. Bu alanda da fazla bir grup olmadığı için kendimizi ona göre tarif edeceğimiz bir mihenk taşı da yok. Yaşanan üretim darlığını neye bağlıyorsunuz? Büyük bir üretim darlığı yaşanıyor. Çünkü Türkiye müzik piyasası müziklere göre uyarlanmış bir piyasa değil. Mesela bir stüdyoya çalmaya gittiğinizde grubun neler yapabileceğini, stüdyolar bile çok fazla bilmezler. Çünkü devamlı olarak solistler gelip kayıt yapıyor. Küçük bir orkestra kuruyor çalıyor. Biz bu açıdan çok zorluk çektik. Türkiye'de devamlı olarak birtakım bestecilerin besteleri piyasaya sürülüyor. Bakıyorsunuz 15 isim var Türkiye gibi büyük bir zenginliği olan ülkede. Müzik yapmak isteyen yüzlerce gencin önünü açabilecek çok az insan var. Biz besteci kimliğimizle üstte ve alttaki grupları, devamlı üretim yaparak beslemeye çalışacağız. Bizim bütün görevimiz bu. Çünkü bu bizim yegane malımız.

ÖNCEKİ HABER

TRT Kürtçe yayına başlıyor

SONRAKİ HABER

Ekoloji Birliği: Cerattepe direnişi cezaları mücadelemizi engelleyemeyecek

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa