Adam, yaşadığı topluma aittir!

Ekin Sanat Merkezi'nde sergilenmeye başlayan "adam, Adam" adlı tek kişilik oyun, bir akıl hastanesinin bahçesinde "Düşünen Adam" heykeline, anılarını, umutlarını ve umutsuzluklarını anlatan bir adamın yaşam öyküsünü anlatıyor.

Ekin Sanat Merkezi'nde seyirciyle buluşan "adam, Adam" adlı oyun, bir akıl hastasının yaşam öyküsünü anlatıyor. Nuri Gökaşan'ın yazdığı ve oynadığı oyun, akıl hastanesinde tedavi gören bir adamın monologlarından oluşan bir dram. Nuri Gökaşan, kendi deyimiyle ilk kez 1970 yılında Orhan Erçin Tiyatrosu'nda profesyonel oldu. Ankara Sanat Tiyatrosu, Dormen Tiyatrosu, Bakırköy Belediye Tiyatrosu gibi pek çok tiyatroda görev alan Gökaşan, tiyatro seyircilerinin karşısına bu kez, "adam, Adam" adlı tek kişilik oyunuyla çıktı. Bir akıl hastanesinin bahçesinde, "Düşünen Adam" heykeliyle geçmişini, hayallerini, 'içindeki fısıltısıyla' mücadelesini anlatan bir adamın hikayesini anlatıyor oyun. Onurlu yaşamakla, ruhunu satıp zengin olmak arasında bocalayan bir adamın, belki de bir toplumun hikayesini. Nuri Gökaşan, "Bu ülkede iyi ve sorumlu yurttaş olmanın bedeli niye ağırdır? Kimilerinin çıkarları için dayatılanlar bu ülkenin ve bizlerin gerçeği olarak devam etmeli midir?"sorularının cevabını arıyor oyun boyunca. Anılarını akıl hastanesinin bahçesindeki 'Düşünen Adam' heykeliyle paylaşan adam, kimi kez işkence gerçeğine dokunuyor, kimi kez sağlık sisteminin çarpıklığına. Üniversiteden mezun olduktan sonra çeşitli işlerde çalışıp geçinmeye çalışan, okuduğu bir Nazım Hikmet şiiri bahane edilerek işkence gören ve yurtdışına giden adam, memleket hasretinin insanın canını acıtan yönünü, anadilini konuşmanın anasütünü doyasıya içmek gibi herkesin hakkı olduğunu dillendiriyor, haykırıyor. İçindeki fısıltı, zengin olmanın yollarını anlatarak, adamın haykırışlarını bastırmaya çalışan bir "şeytan", bir kapitalist hezeyan olarak yankılanıyor.

Sorgulama, sorgulatma Gökaşan, Adam ve fısıltısını iki ayrı oyuncu gibi, enstürmandan çıkan iki ayrı ses gibi algıladığını belirtiyor. İçindeki fısıltının yıllar önce kendisine "ruhunu sat ama ruhunu sattığın o pazara asla dönme" dediğini ama bu 'nasihatı' dinlemediğini söyleyen adam, acılarının sebebini bazen bu tavrıyla açıklıyor. Yurtdışından Türkiye'ye, İstanbul'a döndüğünde uyuşturucu satıcılarının, kadın pazarlayanların, hortumcuların sayısının arttığını anlatan adam, "Bu kadarı yoktu be, böyle değildi buralar" diyerek Türkiye'nin darbenin ardından yaşadığı hızlı ve çarpık değişikliği de özetliyor aslında. Nuri Gökaşan, içindeki fısıltıyla mücadele ederken ortaya koyduğu performansla dakikalarca alkışlanırken, güldürerek düşündürmenin, sorgulamanın ve sorgulatmanın başarılı bir örneğini ortaya koyuyor.

www.evrensel.net