Bush

Bush'un tüccar hükümeti

Amerikan yönetimleri, petrol şirketleri ve Suudi trilyonerleri arasındaki ilişki ağı, ABD'nin dış politikasında belirleyici rol oynuyor.

Bush'un tüccar hükümetiSuudi Arabistan diktatörlüğüyle yapılan silah ve petrol anlaşmalarıyla ceplerine milyonlarca dolar indiren Amerikalı şirket yöneticilerin önemli bir kısmı, Amerikan hükümetlerinde daha önce görev almış isimler. Birçoğu da halen George Bush yönetiminde. Bu kârlı ve kirli ilişkiler, bugüne dek ABD'nin dış politikadaki tüm karar ve uygulamalarında da belirleyici rol oynadı. Ancak hiçbir dönemde, ABD-Suudi ilişkileri George W. Bush iktidarında olduğu kadar aşikâr değildi. Bush'un danışmanlarının yanı sıra, eski ABD Başkanı baba George Bush, bizzat bu ilişkilerin merkezinde.

Aracı Carlyle Group"Terörizmle mücadele" konseptinin mimarlarından olan baba Bush, halen Washington merkezli Carlyle Group bankasının da üst düzey danışmanlarından. Banka, hem Suudi kraliyet ailesi ile hem de ABD'li savunma şirketleri ile sıkı bağlara sahip. Bu şirketler, Suudi ordusunun eğitimiyle dahi ilgileniyor. Geçtiğimiz yıl eski Başkan Bush Suudi Kralı Fahd'ı ziyaret etti. Ancak Carlyle sözcüsü, ziyaretin iddia edildiği gibi kendileri ile bir ilgisi olmadığını açıkladı. Bush'un şirket adına yaptığı her konuşmadan 80 ila 100 bin dolar aldığı tahmin ediliyor. Fakat kesin rakam bilinmiyor. Şirketin kendisi de "Economic Offset Program'' adı altında krallığa danışmanlık yapıyor. Bu kapsamda ABD'li silah üreticileri kraliyete yakın Suudi zenginleri aracılığıyla ticaret yapıyor. Şirket sözcülerinden biri, uygulamaya "birkaç ay önce" son verildiğini; ancak bunun 11 Eylül'den önce olup olmadığını bilmediğini söyledi. Bush'un konu ile ilgili görüşleri sorulan sözcüsü, eski ABD Başkanı'nın Carlyle Group'taki işine dair soruları yanıtsız bıraktı. Hükümetin denetim örgütlerinden Halk Güven Merkezi yöneticisi Charles Lewis, "karmaşık kişisel ve mali ilişkilerin Suudi krallığının Usame Bin Ladin gibi teröristlerle uğraşması konusunda derin bir sessizliğe yol açtığını" söylüyor: "Ben senin sırtını kaşıyayım, sen de benim. ABD yetkilileri var, eski başkanlar var, yeni başkanın dostları var; Suudiler ile sıkı ilişkileri olan, Amerikan toplumunun ve resmi makamlarının bel kemiği bir dizi insan."Lewis, bu ve benzer nedenlerle kimsenin Suudileri "soğutmak" istemediğini anlatıyor.

Askeri anlaşmalarEski CIA yöneticilerinden Vincent Cannistraro ise baba Bush'un Suudi Arabistan'da Carlyle için çalışmasında bir sorun olmadığını, şirketin zaten tüm dünyada çıkarları bulunduğunu savunuyor. Amerikan şirketlerinin Suudi Arabistan'da elde ettikleri kârların büyük kısmı, askeri anlaşmalar sayesinde gerçekleşiyor. ABD Savunma Bakanlığı raporlarına göre, Carlyle Group, Suudi Ulusal Muhafızları ve hava kuvvetlerinin eğitimi sözleşmesini imzalayan BDM'nin en büyük yatırımcısıydı. 1998'de Carlyle, denetim hisselerini savunma devi TRW International'a sattı. Bu esnada, Carlyle Group, BDM ve TRW'nin yönetim kurulları, üst düzey Cumhuriyetçi politikacılarla doluydu. Ronald Reagan yönetiminde savunma bakanlığı yapan Frank C. Carlucci, 1990'lı yılların büyük kesiminde BDM Başkanı'ydı. Ayrıca Reagan'ın ulusal güvenlik danışmanlığını yapan, CIA'de Başkan Yardımcısı olarak görev alan Carlucci, bugün de Carlyle Group'un başında Carlyle Group yetkilileri arasında arasında eski Başkan Bush'un yanı sıra başka Cumhuriyetci Partili yöneticiler de var: Eski Savunma Bakanı James A. Baker III, Eski Hazine Sorumlusu Richard Darman ve Güvenlik ve Borsa Komisyonu Başkanı Arthur Levitt.Başkan Bush'un da Carlyle ile ilişkisi var. Bankanın yan kuruluşlarından havayolları yemek şirketi Caterair'da 1994'e kadar yöneticilik yaptı. 6 yıl sonunda Texas'ta vali olduğunda Bush ile şirket arasında "bağış" ilişkisi sürdü. BDM Başkanı Philip A. Odeen, Nixon döneminde Pentagon'da üst düzey görevlerde bulunmuştu. Odeen, Clinton döneminde de Amerikan ordusunun modernizasyonunundan sorumlu grubun başındaydı. Halen, Pentagon'u "ortaya çıkabilecek tehlikeler konusunda uyaran" danışmanlık şirketi Savunma Bilimi'nin Başkan Yardımcısı. BDM'nin yeni sahibi TRW de "özgün" isimlerle çalışıyor. Yönetim kurulunda eski CIA yöneticisi Robert M. Gates ve Reagan döneminde Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Japonya Büyükelçisi olarak çalışan Michael H. Armacost var. Suudi parası dönüp dolaşıp Teksas'lı Bush ailesini buluyor. Suudi Arabistan'ın uzun yıllar ABD büyükelçiliğini yapan Prens Bandar bin Sultan bin Abdul Aziz, Bush'un College Station'daki Başkanlık Kütüphanesi'ne 1 milyon dolar dolar bağışladı.

Dick CheneyABD ile Suudi Arabistan arasındaki karmaşık ilişkilerin kilit isimlerinden biri de Dick Cheney. Pentagon'dan ayrılarak petrol işine giren Cheney, Bush'un seçimi kazanmasıyla bu yıl başında Başkan Yardımcısı oldu. Baba Bush yönetiminde Savunma Bakanı olan Cheney, daha sonra petrol hizmetleri şirketi Halliburton Co'daki işini Beyaz Saray'a gelene dek sürdürdü. 2000'de ayrılırken Halliburton'dan 34 milyon dolar aldı. Ancak Cheney ile ilişkileri diğerleri ile birlikte Halliburton'a da Ortadoğu'da önemli avantajlar sağladı. Daha geçtiğimiz ay Halliburton'a Suudi Arabistan'ın devlet kurumu Saudi Aramco ile birlikte yeni bir petrol sahası geliştirme projesi bahşedildi. Proje, 140 milyon dolar tutarında.

Rice tankeri!Bush yönetiminde yer alan tek petrol tüccarı Dick Cheney değil. Ulusal Güvenlik Danışmanı Condoleezza Rice da Suudi çöllerinde petrol işi yapan ve bu yıl Texaco ile birleşen tekel Chevron'da uzun yıllar çalıştı. Hatta, Chevron'un petrol tankerlerinden biri Rice'ın adını taşıyor. Başkanın babasının danışmanları da Suudi Arabistan ile petrol ticareti yapan dev şirketlerin önemli konumlarında yer alıyorlardı. Eski Hazine Bakanı ve Nicholas Brady ve baba Bush'un asistanı Edith E. Holiday, ABD'li Amerada Hess şirketinin yönetim kurulundaydı. Şirket halen Suudi Arabistan'ın zengin aileleriyle birlikte Azerbaycan'da petrol sahaları açıyor. Suudiler ile iş yapan bir diğer kurum da uluslararası enerji şirketlerinden Houston merkezli Frontera Resources Corp. Kısa bir süre önceye kadar, Azerbaycan'da petrol aranması ile ilgili 900 milyon dolarlık projenin yüzde 30'luk kısmının yatırımcısıydı. Diğer yatırımcılar ise, ülkenin devlete ait petrol kurumu ve Delta-Hess grubu yani Suudi Delta Oil ile Amerada Hess ortaklığı.Frontera sözcülerinden Randy Theilig, şirketinin Temmuz ayında ekonomik nedenlerle projeden çekildiğini, Suudiler ya da Azerbaycan ile hiçbir ticari ilişkisi olmadığını açıkladı. Frontera'ın danışman kadrosunda eski CIA yöneticisi John Deutch ile eski Savunma Bakanı ve Senatör Lloyd Bentsen de var. Bu kadro aynı zamanda Demokrat Parti'ye maddi destek de sunuyor. Amerikan yönetimleri, petrol şirketleri ve Suudi trilyonerleri arasındaki ilişkiler, ABD'nin özellikle Ortadoğu'daki politikalarını da aydınlatıyor. Birçok Müslüman ülke, Usame Bin Ladin'in örgütü El Kaide ile ilişkileri olduğu gerekçesiyle bombardıman tehdidi altına alınırken, Bin Ladin'in kendi ülkesi Suudi Arabistan'ın "soruşturma dışı" bırakılması da ancak bu ilişkiler ağıyla açıklanabilir.

(M. Mulvihill, Jack Meyers ve J. Wells'in Boston Herald'de yayınlanan incelemelerinden)
www.evrensel.net