Bir ailenin sanat ağacı

Sayısız sanatçı yetiştiren bir aile, Şakir Paşa ailesi; Osmanlı'nın çöküşü, savaşlar, trajediler, ailenin dağılışı ve tüm bunlardan olağandışı sanatçı bir kuşağın çıkışı...

Bir ailenin sanat ağacıKoray KaraermişGeleceğin Cevat ve Şakir Paşaları, bu iki yeni yetme Osmanlı-Türkmen çocuk, sultan tarafından gönderildikleri Paris'teki öğrencilik yıllarında, doğmakta olan yeni bir sanatla (fotoğrafçılıkla) ilgilenirler. Sergilere katılıp bu konuda dereceler alacak kadar başarı kazanırlar. Yurda dönüp valiliğe, sadrazamlığa yükseldikten sonra da tarih, edebiyat ve tasavvufa olan ilgileri derinleşerek artacaktır. Dönem Abdülhamit dönemidir. Şakir Paşa 'Osmanlı Tarihi' başlıklı kitabını yayınladıktan sonra 'Tarihçi Şakir Paşa' olarak bilinecektir artık. Kardeşi Cevat Paşa'nın da 'Yeniçeri Tarihi' üzerine yayınlanmış bir kitabı vardır. Atina'da elçilik yapan Şakir Paşa, kardeşi Cevat Paşa'nın ölümünden sonra Bizans'tan beri bir sürgün yeri olan Büyükada'ya yerleşir. Burada Giritli eşi Sare İsmet Hanım'dan doğan çocukları Cevat Şakir, Fahrelnisa Zeid ve Aliye Berger geleceğin sanatçıları olarak yetişeceklerdir. Ailenin yaşamı, Cevat Şakir'in tabancasından çıkan bir kurşunla bir anda altüst olur. Şakir Paşa bu kurşunla ölmüş, oğlu hapse gönderilmiştir.Yıl 1914; bu, aynı zamanda Osmanlı çöküşünün başladığı yıl. Ama ailenin dağılışından olağandışı sanatçı bir kuşağın çıkışı gerçekten de romanlara konu olacak bir tablo çizmektedir. Şakir Paşa'nın etkisiyle küçük yaşlardan itibaren Fransız kolejlerinde okuyan ve bir şekilde Fransa'ya sanat eğitimine giden kardeşlere ve onlardan sonra gelen torunlar Füreya Koral, Nejat Devrim ve Şirin Devrim'in sanatlarına hep Fransız etkisi damgasını vuracaktır. Bir tek Halikarnas Balıkçısı hariç...

Hayata bağlayan resim Şakir Paşa ailesinin, geçen yüzyılın başlarında doğan üç kadın sanatçısının yaşamları da, sanatları da birbirinden oldukça farklı bir yol izlemiş olmasına rağmen, ortak özelliklerinin en kötü durumlarda bile yaşama dört elle sarılma ve hayatı her şeye karşın bir aşka dönüştürme tutkuları olduğu görülüyor. Her üçü de başlangıçta müziğe ilgi duymuşlardı. Resim çok sonraları girdi yaşamlarına. Özellikle Aliye ve Füreya'nın yaşamına. Büyük sarsıntılardan sonra...

Çamurla tanışma Füreya'nın müzikle başlayan sanat serüveni, mutsuz evliliklerle sekteye uğrar. Ankara, hayranı olduğu Atatürk'ün ölümü, savaş yılları ve verem. Kendini İsviçre'de bir sanatoryumda bulan Füreya, burada bir şekilde çamurla tanışır. Füreya, ölümle yaşam arasındaki sanatoryum günlerinde bu hammaddeyi yoğurmaya başlar. Yaşamının geri kalanının, çamura biçim vermek, onu pişirip boyamak ve sırlamakla geçeceğini bilmeden. Cumhuriyet döneminin ilk seramik sanatçılarından olan Füreya Koral'ın bu sergide, 1950'lerin başında Paris'te gerçekleştirdiği litho (taş baskı)'lar yer alıyor. En büyükleri Fahrelnisa Zeid. 19 yaşında Sanayi-i Nefise'ye kaydoldu. Ama onun resim serüvenin en önemli durağı da kuşkusuz Paris'ti. En verimli çalışmalarını burada üretti. Fahrelnisa'nın resmini Türk resmi içinde bir yere oturtmak pek kolay değil. Özellikle de sergide yer alan figüratif resimleri ne yaşıtları D Grubu ressamlarıyla, ne de bir önceki kuşağın Çallı ekolüyle bağdaşmaz. Bu üç sanatçının eserleri, Yapı Kredi Kazım Taşkent Sanat Galerisi'ndeki karma sergide sanatseverleri bekliyor.

"İyi ki Bodrum'a sürülmüş"Yaşamın tragedyası, hapis, sürgünlük, Bodrum, yazar, ressam, arkeolog, düşünür, bahçıvan, turist rehberi... Bu anlatılan tabii ki Halikarnas Balıkçısı...Babasını öldürmek suçlamasıyla ünlü bir köşkten hapishaneye atılışla başlayan onun trajedyası Takrir-i Sükûn döneminde, İstanbul'dan o çağın yaban Bodrum'una sürülene kadar devam edecekti. Kimileri -yarı şaka yarı ciddi- "iyi ki Bodrum'a sürülmüş Balıkçı" der. Halikarnas Bodrum'daki ilk sürgün gecesini "Mavi Sürgün" adlı kitabında şöyle anlatır: "Ben avluya girdim, sokak kapısını kapadım. Avludan denize açılan kapıyı açtım. Heyy! Açılan kapı, birdenbire gözlerime ve gönlüme açık denizleri, kıyı ve adaları verdi. Batı göğünde, günün ufka veda edişi, turuncu ve kupkuzul çizgiler çekmişti..." Balıkçı tüm acıları ve yalnızlıkları, adeta bir trajedya kahramanı direnişiyle, bin bir olanağa ve üretkenliğe dönüştürecekti. Halikarnas Balıkçısı öleli 30 yıla yakın bir zaman oluyor. Şimdiki kuşaklar için o daha da antik bir yazar. İşte onun yaşamöyküsü, aile fotoğrafları, mektupları, kitapları, desenleri, karikatürleri ve özel eşyaları Yapı Kredi Sermet Çifter Kütüphanesi Sergi Salonu'nda. Şimdiki kuşaklar tanısın diye...

Kaynakça: Sergiler dolayısıyla Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkan, 'Üçü Birlikte: Fahrelnisa, Füreya, Aliye' ve 'Bir Usta Bir Dünya: Cevat Şakir Kabaağaçlı' adlı eserlerden yararlanılmıştır.

www.evrensel.net