Taksiciler kontak kapattı

Taksiciler kontak kapattı

Kontak kapatma eylemi yapan taksiciler, can güvenliklerinin olmadığını belirttiler. Taksiciler, LPG'ye yapılan zamların ardından evlerine ekmek götürmekte zorlandıklarını kaydettiler.

Taksiciler kontak kapattı
Savaş Velioğlu
İstanbul'da çok sayıda taksici, sorunlarını gündeme getirmek amacıyla dün gruplar halinde yollara çıkarak eylem yaptı. İstanbul Taksiciler Birliği'nin çağrısına uyan çok sayıda taksici, can güvenliği sorunları, korsan taksiler ve LPG zamlarına tepki amacıyla dün birçok yerde kontak kapattı. Çalışmayan taksiciler, Maltepe, Üsküdar, Kadıköy, Bakırköy, İkitelli, Bahçelievler, Esenler, Güngören, Levent, Fatih ve Gaziosmanpaşa'da ayrı ayrı toplandılar.
Korna çalarak, konvoylar halinde yollarda dolaşan taksiciler, çalışmama kararına uymayan taksicilere tepki gösterdiler. Taksi sahibi Yakup Sertdemir, son zamanlarda taksicilerin yapılan zamlardan dolayı para kazanamadıklarını belirtirken, kontak kapatan taksi şoförlerinden Erhan Ulu, gece gündüz demeden çalıştıklarını ve hiçbir can güvenliklerinin olmadığını dile getirdi.
Yakup Sertdemir ( Ticari araç sahibi) : Hiçbir şoför arkadaşımızın can güvenliği yok. Devlet son zamanlarda LPG'ye yaptığı zamlarla ekmeğimizle oynuyor. Takside çalışan arakadaşlarımız ne yevmiyelerini, ne de plaka sahibinin parasını çıkartamıyor. Yapılan zamlardan sonra hiçbir taksici para kazanamıyor, vergi paralarımızı zor çıkartıyoruz. Müşterilerimizin taksicilere hiçbir tepkisi yok. Bütün müşteriler yaptıkları zamlardan dolayı devlete tepki gösteriyor.
Erhan Ulu (Taksi şöförü) : LPG'ye yapılan zamlar ve korsan taksilere karşı, çalışmayarak tepkimizi gösteriyoruz. Hiçbirimizin can güvenliği yok. LPG'ye yapılan son zamlarla artık para kazanamıyoruz. Gece gündüz çalıştığımız halde evimize ekmek götürmekte zorlanıyoruz. Ben bugün çalışmayarak tepkimi gösteriyorum. Müşterilerimiz bizi haklı buluyor ve tepkilerini devlete gösteriyorlar. 20-30 milyon için taksici arkadaşlarımız öldürülüyor. Devlet yaşanan bu olaylara önlem almalıdır. Bizler araçlarımıza güvenlik sistemi taktırmak istiyoruz fakat en ucuz sistem 1 milyardan başlıyor. Hiçbir taksicinin bu sistemleri araçlarına taktırmasının imkânı yok.
Erol Aslantaş (Taksi şöförü): Artık para kazanamıyoruz. LPG'ye yapılan zamlar taksicilerin belini büktü. Arkadaşlarımız öldürülüyor, hiçbirimizin can güvenliği yok. Bu yaşanan olaylara rağmen devlet hiçbir önlem almıyor. Bizler gece gündüz çalışıyoruz fakat taksi sahibine vereceğimiz parayı bile zar zor çıkartıyoruz. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Tutuklulara "F tipi yargılama"
Emine Uyar
F tipi cezaevlerini yaşama geçirmek için 19 Aralık 2000 tarihinde düzenlenen operasyonların katliama dönüştürüldüğü Adli Tıp raporlarıyla da belgelenmesine karşın, siyasi tutuklu ve hükümlülere yönelik keyfi uygulamalar devam ediyor. Operasyonun hemen ardından haklarında tutuklama kararları çıkartılarak, davalar açılan tutuklular, hukuki haklarından yararlandırılmıyorlar. Tutuklu ve hükümlü avukatlarından Hasan Hüseyin Evin, dava süreci ve hak ihlalleriyle ilgili sorularımızı yanıtladı.
Bu davadaki hukuk ihlalleri nelerdir?
Öncelikle "sanıksız" bir yargılama yapılıyor. Çünkü, operasyonların aydınlatılabilmesi açısından esas olarak bu olayları birebir yaşamış olan sanıkların mahkeme önüne getirilmesi ve orada açıklamalar yapmalarına olanak tanınması gerekiyor. Ayrıca, mahkemenin yüz yüze bir yargılama yapması şart. CMUK'un amir hükmü de bu yöndedir. Bunun istisnası, sanığın duruşmadan vareste tutulmak istemesi ve mahkemenin de bunu kabul etmesi gibi durumlardır. Ancak, sanıklar ısrarla bir duruşmadan vareste tutulmak istemediklerini, mahkemeye gelmek ve savunma yapmak istediklerini belirttikleri halde en son 4 Temmuz'da yapılan duruşmada mahkeme heyeti müdafi avukatların sanıkların mahkemede hazır bulunması isteklerini reddetti. Hatta belli bir aşamaya kadar belki avukatsız da bir yargılama yapılacaktı. Çünkü avukatlar olarak bizim duruşmadan haberimiz olmadı. Vekâletim olmasına rağmen duruşma günü bana bildirilmedi. Tesadüfen sanıklarla görüşmeye gittiğimde durumu öğrendim. Sanıkların bulunmadığı, avukatların bulunmadığı, hiç kimsenin yargılamadan haberinin olmadığı davanın ilk oturumunda da 39 "tanık" dinlendi.
İkinci olarak; sanıklar hakkında herhangi bir delil bulunmadığı hatta bu suçları işlemiş olamayacaklarına ilişkin somut kanıtlar olduğu halde halen tutukluluklarının devam ettirilmesinin Ceza Muhakemelerinin Usul Kanunu'nun 104. maddesine aykırı olduğu kanısındayız.
Üçüncü olarak da; CMUK'un 153. maddesi uyarınca, savcılık makamı sanıkların lehindeki ve aleyhindeki bütün delilleri toplamakla ve özellikle delillerin ortadan kaybolmasını önleyici tedbirleri almakla yükümlüdür. Buna rağmen sanıklara ve sanık vekillerine kapalı bir biçimde yapılan hazırlık soruşturması sırasında -ki gizlilik kararlarıyla yürütülmüş bir hazırlık soruşturması vardır- sanıklar lehine olabilecek hayati önemdeki bir kısım delillerin toplanması mümkün olmamıştır. Örneğin sanıkların yokluğunda keşif yapılmış ve daha sonra iddia konusu suçların sanıklar tarafından işlenmiş olup olmayacağına ilişkin çok ciddi bulgular elde edilmesi zorunlu olan cezaevi ortamında süratle tamir çalışmaları yapılmış ve adeta deliller karartılmıştır.
Şimdi bütün bunları birlikte değerlendirdiğimizde gerçekten bu davada çok ciddi hukuk ihmalleri ya da ihlallerinin olduğu görülüyor.
Tüm bu gelişmeler ışığında önümüzdeki günlerde dava nasıl bir seyir izleyebilir?
Biz ısrarla kendi ülkemizde kendi hukuk kurumlarımızda maddi gerçeğin ortaya çıkarılması çabasını güdüyoruz. Ama maalesef bu davada da görülen, diğer birçok davada olduğu gibi, sonuçta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)'ne gidilebileceğidir. Böyle bir sonucun ortaya çıkması ve Türkiye'nin AİHM'de bir kez daha mahkûm olması kuvvetle muhtemel. Çünkü davanın başından beri Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin adil yargılanma hakkı diye tanımladığı hakkın ihlali söz konusu. Umarız önümüzdeki süreçte bu hak ihlalleri asgariye indirilir ve hatta yok edilebilir.
Sorumluların ortaya çıkartılması için neler yapmak gerekiyor?
Sağlıklı bir yargılama yapılarak sorumlular ortaya çıkarılabilir. Ancak, özellikle operasyonda kullanılan silahların türü ve miktarlarıyla operasyonda görevli olan kolluk kuvvetlerine ait silahların balistik incelemelerinin yapılması, operasyonda ne kadar miktarda mermi kullanıldığı, ne kadar gaz bombası ve kullanılmışsa yangın bombalarının ne miktarda olduğu, hangi yerlerde kimlere yönelik olarak kullanıldığı konusunun araştırılması ve aydınlatılması talebimiz de reddedildi. Bu ret kararının çok beyhude olduğunu düşünmek mümkün görünmüyor. Bize göre sanıkların atılı suçları işlemedikleri ortada. İşlediklerine ilişkin hiçbir somut kanıt yok. Bütün bunlara rağmen Türkiye'nin ve dünyanın gözü önünde ne yazık ki yine maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasının önü bir şekilde tıkanıyor. Umarız bu eksiklikler bir an önce giderilir ve sağlıklı bir yargılamaya kavuşulur.
www.evrensel.net