Yol açıcı, yenilikçi, devrimci şair

Yol açıcı, yenilikçi, devrimci şair

Şiirde Nâzım Hikmet'in etkisinin görülmeye başladığı yıllarda şiire başlayan Ercüment Behzat Lav, diğerlerine göre Nâzım Hikmet'in etkisine pek düşmeyen bir şairdir.

Yol açıcı, yenilikçi, devrimci şair
Şiirde Nâzım Hikmet'in etkisinin görülmeye başladığı yıllarda şiire başlayan Ercüment Behzat Lav, diğerlerine göre Nâzım Hikmet'in etkisine pek düşmeyen bir şairdir. Yerleşik değerlere saldıran, hiçleyen bir başkaldırı şairidir, Ercüment Behzat Lav.
S.O.S.
Lav, Servet-i Fünûn'da yayınlanan şiirlerini 1931 yılında, S.O.S. adıyla kitaplaştırdı. Kapak yazısını Arif Dino'nun yazdığı, S.O.S.'in ikinci baskısı 1965 yılı Haziran ayında Yeditepe Yayınları'ndan çıktı.
64 sayfalık kitapta 21 şiir bulunmaktadır. Toplumsal koşullara başkaldırının görüldüğü şiirlerde, gerçeküstücü akıma uygun denemeler kendi özgün koşulları içinde gerçekleştirmiştir. Bu denemelerde, faşizme duyduğu tepkiyi değişik biçimlerde vermeye çalışır ve yer yer özü bile zorlar. "Yırtık Mektup Parçaları", "Tımarhanede Balo" şiirleri örnek gösterilebilir bu çalışmalarına. Bu yenilik arayışları, tepki duyduğu, rahat edemediği düzende, tüm geleneksel kurumlara ve geleneksel nazım kalıplarına sığamadığından değildir salt; söylemek istediklerini bu kalıplar içinde söyleyememesinden doğan bu arayışların kimi anlamsızlığa varacak kadar soyutlamasını, istediklerini kendi koşullarından yaratmak istemesinden kaynaklanmaktadır. Uzun yıllarını verdiği tiyatro, şiirleriyle adeta sarmaş dolaştır. Bu alan, yenilik arayışlarına ayrı bir zenginlik katmıştır.

Bir Kapı
Zil Sesi
Gölgem beni çizmiş karşı duvara
Ne çıkar batmışım çamurlu kara
Saçaklar alçalıp bana çarpıyor
Ayağım havada yolu sapıyor

Bir kapı zil sesi merdiven oda
Susuyor gecenin kalbi uykuda
(S.O.S. 1965 Yeditepe Yay, s. 54)

Ercüment Behzat Lav'ın bazı dize çalışmaları, Örneğin;
Bir kapı zil sesi merdiven oda/ yol batak çamur/ Bel baldır göğüs/ Et sinir kadın alkol... vb'ler günümüz, Ali Yüce şiirine kaynaklık ediyor gibi geldi bana. Bu tür dizeler Ercüment Behzat Lav'da çok yaygın değil, Ali Yüce şiiri ise hep bana bu tür dizeleri anımsatıyor.
Kaos
İlk baskısı 1934 yılında yapılan Kaos'un ikinci baskısı yine Yeditepe Yayınları'ndan 1965 yılı Haziran ayında yapılmıştır. 11 şiirin oluşturduğu Kaos, 64 sayfadır.
Bu kitabında, feodal gericiliğe çattığı kadar çağdaş görünen kapitalizme de çatmaktadır. Biçimsel denemeler ve tiyatrodan şiirine yansıyanlar bu kitabında da belirgindir.
İlk kitabına gelen tepkileri değerlendiren ve şiirine açıklık getiren bir önyazıyı da bu kitabının başına almıştır. Yazıda;
"Yanlış anlaşılan bir akımın açıklamasını ve savunmasını yapmayı bugün gerekli görüyorum.
S.O.S.'e birkaç kişi, gariplik, cambazlık dediler. Bu kitaptaki ve 'S.O.S.'teki şiirlerin hiçbiri 'sayıklama ürünü' değildir. Akıl dışı (irrationnel) bir hava içinde yazılmamışlardır. Tersine, her sözcükte seslerin uyumu(consonnance), ağızdan çıkışı, abartmasız, doğal söyleyişle ayarlanmış; kısa-güçsüz-kapalı, kısa-güçlü-açık, uzun-güçlü-açık vb. heceli, sözcüklerde kalın-ince harflerin sessizlerle olan 'phonique' ilişkileri, çınlayış ve yankıları (ressonnance) denemiş; gözün diziden diziye geçiş ve kayma iç güdüsü hesaplanmıştır..." demektedir.
Kaos, siyasal tavrının çok net olduğunu söyleyebileceğimiz bir çalışmasıdır.

Otuzuncu Bölüm
Çiftleşti başsızlar başbuğ göçünce
Üredi binlerce külahlı cüce
Cüceler oynaşın fidan cüceler
Boş kaldı ormanda meydan cüceler

İniyor bulutlar hörgüçlü dağdan
Çözüyor zamanı örümcek ağdan
Bir adam bir masa önünde soru
Kitapta son yaprak: Yanlış ve doğru
Bu kitap için son olarak, Put adlı şiirde bir kurgu hatasını söyleyerek diğer kitaba geçeceğim, kırkıncı sayfada: Doktor -Anlaşıldı. Ben kaçıyorum der. Ama hemen altta açıklama bölümünde, /Tutuklu ile doktor yalnız kalırlar. / ... şeklinde bir açıklama yanlışlığı ortaya çıkarır. Oysa tutuklu ve avukattır yalnız kalanlar.
Açıl Kilidim Açıl
İlk çalışmalarının dışına çıktığı bu kitaptaki şiirler 1934-40 yıllarının ürünleridir. İmgenin azaldığı uyağın çoğaldığı şiirler de diyebiliriz bu şiirlere. Ayrıca bir düş dünyasına sürükleniş; toplumsallıktan kaçış da bu kitabın tanımlarından olabilir. 1940 yılında ilk basımı yapılmıştır. İkinci basımı Yeditepe Yayınları'ndan 1965 yılında yapılmış ve 90 sayfadır.

Serenadlar
Sen benim nemsin
Rüyalarım mısın
Aşklarım mısın
Azaplarım mı?
Yoksa sen
Gece safası mısın içimdeki
...
Niye kendini sevdiğin zamanlar
Daha olmadan başkasının
Öper dudakların suda
Dudaklarını
...
Mau Mau
Kimi parçaları dergilerde yayınlanan 1950-60 döneminin ürünüdür bu kitap. 78 sayfa olan bu kitap 1962 yılında Yeditepe Yayınları'ndan çıkmıştır. Afrika'da gelişen kurtuluş hareketlerinden etkilenerek Afrika folklorunun yansımasıyla oluşturduğu şiirler diyebiliriz.

Şah Damar
Kara humma kanımda kara
Soluk almaz sensiz Afrika
Kenetle kollarını bekle
Doğacak milyonca yıldızı
Tanrılar yücesine

Sen tohum kaynak
Yaban yeşilinde özgürlüğün siyah dişiler cenneti
Seni bekler gazap boy atmak için
Senden emer toprak gebelik bereketini

Duraksız uykusuz bekçi
Karalar ülkesinde ölümünden öte ölümsüzlük
Güneşle doğuk batık var güneşle yok
Kıta'nın şah damarı

Üç Anadolu
1964 yılı Şubat ayında 80 sayfa olarak Yeditepe Yayınları'ndan çıkmıştır. Toplumsallığın ağır bastığı bu kitabını; Öl Yiğidim, Hasta Adam ve Ağamıza Devlet adlı üç bölüme ayırmıştır. Bu bölümler sırayla, Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu'nu, Osmanlı İmparatorluğu'nun yarı sömürge oluşunu ve sonrasındaki çağdaş sorunları işler, şiirleştirir.
Yerginin ağırlıklı olduğu bu şiirlerde, halk şiir geleneğinden de yararlanır Ercüment Behzat Lav. Mau Mau'nun Afrikalılığına karşın Üç Anadolu, yerelin ve folklorun da sesidir Anadoluca.

Kara Kurt
Gün ağarmaz deli boran
Sam çaldı boz düzü
Çöl süpürdü yeşili
Kum seli durmaz yürüdü

Sarı öküzüm kalktı yatmaz
Gök öküzüm gitti gelmez
İş tutmaz yatar - öküz
Kıraca batmaz saban

Rahmet düşmez
Dane bitmez
Gövermez
Kara yurt

Göç kalkar
Ak-yazı'dan
Güneye
Salla sırt
40 şiirin yer aldığı Üç Anadolu, Anadolu'nun tarihsel ve coğrafyasal bir türküsü olarak yerleşmiştir şiirlerimize. Bu şiirlerde duygunun değil çıplak gerçekçiliğinin yergi diliyle yüzümüze vuruşunu görürüz. Şair, yaşadığı gerçeğin bilinciyle hareket etmiştir. Kitabın sonuna eklediği sözlük de ayrıca kazancımızdır.
Ve diğerleri
1940 yılında yayınlanan Karagöz Stepte manzum piyestir. Altın Gazap, 1971 yılında yayınlanan trajedidir. Bu manzum tiyatro eseri 168 sayfadır.

KAYNAKLAR
1- Veli Recai VELİBEYOĞLU, Şiir Kitapları Antolojisi, I, II, Cilt. Kendi Yayını
2- Şükran Kurdakul, Çağdaş Türk edebiyatı, Cumhuriyet Dönemi, Broy Yayınları.
3- Seyit Kemal Karaalioğlu, Resimli Türk Edebiyatçılar Sözlüğü, İnkılap ve Aka Yayınları.
4- Şükran Kurdakul, Şairler ve Yazarlar Sözlüğü, Cem Yayınevi.
5- Ahmet Necdet, Modern Türk Şiiri, Broy Yayınları.
6- Ercüment Behzat Lav'ın eserleri

www.evrensel.net