Çakıcı, demir tüccarıymış!

Çakıcı, demir tüccarıymış!

Çete kurmak suçundan hakim karşısına çıkan Alaattin Çakıcı, çete reisliğini reddederek demir ticaretiyle uğraşan bir tüccar olduğunu iddia etti.

Çakıcı, demir tüccarıymış!
Fransa'dan Türkiye'ye iade konularından birini oluşturan "Cürüm işlemek amacıyla silahlı teşekkül oluşturmak" suçundan ilk kez mahkeme heyetinin karşısına çıkan Alaattin Çakıcı, çete kurdurtmadığını, sanıkları tanımadığını, kimseye para vermediğini, çete reisi olmadığını iddia ederek, "Konuşmama hakkımı kullanıyorum" dedi.
İstanbul 6 No'lu DGM'de Alaattin Çakıcı, Adnan Çiçek, Sinan Zenbil ve Aydın Göker'in katılımıyla başlayan duruşmada, Heyet Başkanı Sedat Karagül, Adalet Bakanlığı'ndan Alaattin Çakıcı'nın Fransa'da tutuklu kaldığı sürenin infazına ilişkin yazı ile Bayrampaşa Cezaevi'nde Kenan Ali Gürsel, Ferdi Heybet ve Hasan Taşkın'ın 20 Eylül 1999 günü öldürüldüğüne ilişkin kayıtların mahkemeye gönderildiğini belirterek, tutanağa geçirtti. İddianamenin Başkan Karagül tarafından özetlenmesinden sonra kimlik tespiti yapılan Alaattin Çakıcı, evli ve 3 çocuk babası olduğunu ve demir ticaretiyle uğraştığını söyledi.
Gizli celse istemi reddedildi
Duruşmada söz alan Çakıcı'nın avukatlarından Atalay Cebesoy, celsenin gizli yapılmasını istedi. Basında yanlış haberlerin çıktığını, bu konuda Adalet Bakanlığı'nın bile köşeye sıkıştırıldığını ileri süren Avukat Cebesoy, basında yapılan haberlerin amacını aşan haberler olduğunu savundu. Öncelikle istemi karara bağlayan mahkeme heyeti, celsenin gizli yapılması ve yayın yasağı konulması yolundaki talebi, yerinde olmadığı ve şartları oluşmadığı gerekçesiyle reddetti.
İlginç diyaloglar
Bu talebin reddedilmesinden sonra Çakıcı'ya hakkında 6 ayrı dava olduğunu, bu davalarda sanık konumunda bulunduğunu hatırlatan Başkan Sedat Karagül, "Çete kurduğun, emir verdiğin, silah yardımı yaptığın, öldürme, yaralama ve para gaspı yaptırdığın iddiaları var" dedi. Cezaevinde avukatı kanalıyla iddianameleri okuduğunu belirten Çakıcı ise "Çete kurdurtmadım. Sanıkları tanımıyorum. Kimseye para vermedim. Çete reisi olmadım. Konuşmama hakkımı kullanıyorum" diye konuştu.
Çakıcı'ya "Adalete yardımcı olmak açısından hiç cevap vermeyecek misin?" şeklinde başka bir soru yönelten Başkan Karagül, bu sorusuna cevap alamayınca, "Sizi çok iyi gördüm. Geldiğinizden daha iyisiniz. Cevap verebilirsiniz" dedi. Çakıcı ise, "Allah'a hamdolsun. Fransa'da beynimi istediler, ama alamadılar" diye konuştu. Başkan Karagül'ün, "Yeğenin öldürüldü. Onu da mı tanımıyorsun? Yeğenin mi olur?" şeklindeki sorusunu da Çakıcı, "Amcamın kızının kocası olur. Ona hiçbir emir vermedim. Çete kurmadım" diye cevaplandırdı.
Çakıcı, Heyet Başkanı'nın isimlerini sıralamaya başladığı sanıklardan hiçbirini tanımadığını tekrarlarken, yalnız Hüsnü Gülen'i 20-30 yıl önce babasının yanında çalışmasından dolayı tanıdığını, ancak yıllardır kendisiyle görüşmediğini, sadece telefonla çok seyrek olarak konuştuklarını söyledi. Çakıcı, Başkan Karagül'ün "Bu kişinin kuryeniz olduğu söyleniyor" yolundaki sorusuna karşılık da, "Benim kendi akrabam varken, niye beşinci sınıf adamı kullanayım?" dedi.
Çakıcı, Başkan Karagül'ün Adnan Çiçek'i tanıyıp tanımadığı yolundaki sorusuna karşılık da, "İlk defa içeride gördüm" dedi. Heyet Başkanı'nın, "Tanımıyorsan neden onu gördüm diyorsun" deyince Çakıcı, "Onun gazetelerde fotoğrafını görmüştüm. Cidden kimseyi tanımıyorum efendim" dedi.
Kırmızı ve yeşil pasaportlar
İstanbul 6 No'lu DGM Heyeti Başkanı Sedat Karagül, Çakıcı'ya bu kez Fransa'da 4 aydan fazla niçin hapis yattığını sordu. Çakıcı bu soruya, "Fransa'da, üzerimde yakalanan Nedim Acar adına düzenlenmiş diplomatik pasaporttan dolayı cezaevinde yattım. Bu pasaportu, devletin herhangi bir kuruluşundan veya kamu kuruluşunda görevli birinden almadım. Antepli bir sahtekârdan aldım" karşılığını verdi. Başkan Karagül'ün "Yeşil pasaport değil mi?" diye sorduğu soruya "Hayır. Kırmızı pasaport aldım" diye cevap veren Çakıcı, yeşil pasaportu olup olmadığı yolunda yöneltilen başka bir soruyu da, "Yeşil de var. Onu da Antepli sahtekâr bir adamdan aldım" diye cevaplandırdı. Çakıcı'dan beklediği cevapları alamayan Heyet Başkanı, "Biz de yargı hakkımızı kullanmak istiyoruz. İki hak çakışıyor. Yine de sanık hakkı daha önemli" diyerek Çakıcı'ya yeniden diğer sanıkları tanıyıp tanımadığını sordu. Bu soru üzerine iddianameyi okuduğunu, Kenan Ali Gürsel ve Hüsnü Gülen dışındaki hiçbir sanığı tanımadığını tekrarlayan Çakıcı, "Fakat ne çete kurdum ne de yönettim. Allah'a hamdolsun aklım başımda. Bilmediğim konuda konuşamam" dedi.
'Bu soruları Amerikalı sormalı'
Çakıcı'ya kendisine yönelttiği sorulara cevap vermesini isteyen Heyet Başkanı, "Sana iyi sorular hazırladım. Mesela, Amerika seyahatiniz var. Villada kaldınız" diye konuştu. Çakıcı ise "Ben o ülkede kaldıysam, bu soruları bana Amerikalı sormalı. İsterseniz beni ipe getirin. Hakkımdaki karar ne olursa olsun, size şimdiden teşekkür ederim" dedi. Bunun üzerine Başkan, "Biz de sana teşekkür ederiz. Öyleyse yargılama burada bitiyor" diyerek avukatlara talepleri ve bir diyecekleri olup olmadığı sorusunu yöneltti. Avukatların herhangi bir istemde bulunmaması üzerine duruşmada daha sonra Çakıcı, Hüsnü Gülen ve Bayrampaşa Cezaevi'nde ölen sanıklar yönünden savcılığın ek mütalaasının dinlenmesine geçildi.
Duruşma ertelendi
Savcının ek mütalaası ve Çakıcı'nın mütalaaya ilişkin görüşlerinin ardından mahkeme heyeti ara kararını açıkladı. Sanıklardan Seyfettin Çakar ve Mükerrem Selçuk'un gıyabi tutukluluk hallerinin devamına karar veren mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar için istenen tahliye taleplerini de reddetti. Heyet, Hüsnü Gülen ile Alaattin Çakıcı'ya savcılığın mütalaasına karşılık esas hakkındaki savunmalarını hazırlamaları için süre vererek, duruşmayı erteledi. Çakıcı, duruşmanın ertelenmesinden sonra sıkı güvenlik önlemleri altında Kartal Özel Tip Kapalı Cezaevi'ne gönderildi.
www.evrensel.net