Balıkçılık karaya vurdu

Balıkçılık karaya vurdu

Her geçen gün artan maliyetler yüzünden zor durumda kalan balıkçılar, devletin balıkçıyı desteklememesi sonucunda 5 yıla kadar balıkçılığın tamamen biteceğini söylüyorlar.

Balıkçılık karaya vurdu
Muzaffer Özkurt
Her geçen gün artan giderler ve azalan gelirler karşısında hiçbir destek görmeyen balıkçılar, yakında balıkçılık mesleğinin yok olacağını söylüyorlar. Balıkçılar, bellerini büken zamlar nedeniyle her geçen gün biraz daha karamsarlığa kapılıyor. Yıllardır gerekli önlemler ve koruma alınmadığı için yok olan balıklar, balıkçılık mesleğini bitiriyor. Bu sorunlar üzerine konuştuğumuz Erdek Balıkçılar Cemiyeti Başkanı Volkan Erer 20 senelik balıkçı olduğunu söyleyerek söze başlıyor.
"Bizim bölgemiz Marmara Bölgesi. Bu çevreler ve bizim zorumuz trollerle. Bizim çalışmalarımız bu yönde ama ne yapacağımızı bilmiyoruz. Bunun önüne nasıl geçilecek bilemiyoruz" diyen Erer şunları dile getiriyor, "Bunun önüne ne sahil güvenlik geçiyor, ne su ürünleri geçiyor ne de biz balıkçılar geçebiliyoruz. Şurada bir gırgıra başvurduk güzel başvurduk. Denizin ortasında bir savaş yaşandı. Burada gırgırcılık bitti. Bunu kendimiz yaptık. Ama trol hâlâ devam ediyor." Bir balıkçının asgari 8 saat çalıştığını ifade eden Erer, şöyle devam ediyor: "Ancak 12 saat çalışan ve hatta sabaha kadar uyumadan çalışan balıkçılar da var. Balıkçıların masrafları dendiğinde büyük balıkçılar için mazot, küçük balıkçılar için ise ağdır" diyen Erer, bir ağın en az 60-70, bazı ağların ise 100 milyon liraya kadar çıktığını söylüyor ve devam ediyor: "Trol atıldıkça her gün bir iki ağ gidiyorsa gerisini siz düşünün."
Tatbikat ağ parçalıyor
Askeri tatbikatlar yüzünden de ağ kaybettiklerini belirten Erer, bu konudaki mağduriyetlerini şöyle anlatıyor: "Mayın tatbikatı yapıyor, su altı tatbikatı yapıyor. Bunlar yüzünden de ağ kaybediyoruz. Gelir olmadan sürekli olarak giderimiz oluyor. Bunun önüne nasıl geçilir bilmiyorum." Erer, tatbikatların Ege, Akdeniz veya Karadeniz'de de yapılabileceğini dile getirerek şunları söylüyor: "Burada bize gösteriyorlar tatbikatı. Ne yapmak istediklerini de bilmiyoruz. Bu yüzden oralara ağ atamıyoruz. Kıyıya yakın yerlere ağ atmak zorunda kalıyoruz. Buralarda da balık yok. İşimiz zor."
Her geçen gün mazotun pahalılandığını ve maliyetlerin arttığını anlatan Erer, "Büyük balıkçılar için de geçerli. Hergün 300-400 milyon liralık mazot yakıyorlar. Bunu çıkardıktan sonra ancak kâra geçebilirler. Mazot artık otomatik olarak artıyor. Bu konuda yapacak ve düşünecek bir durumumuz kalmadı. Her sabah benzinciye gittiğimde mazotun üstüne yüz bin, iki yüz bin lira zam geldiği söylenince artık hangi bakana gidiyorsa bilmiyorum 'selam' yolluyoruz" diyor. Erer, mazota zam yapıldıkça zam yapanların kulaklarını çınlattıklarını belirterek ekliyor, "Hiç değilse sabah sabah deşarj oluyoruz."
Tekneye bakım yapamıyorlar
"Teknelerin bir takım bakımları var. Biz mart, nisan gibi tekneleri karaya çekeriz. Bu zaman, bazıları tepeden tırnağa bir bakım yapar ki bu 200-300 milyon lirayı bulur. Herkes bütçesine göre bakım yapıyor. Bir zehirli boya 8-9 milyon lira. Biz kayıklarımıza en aşağı 2 zehirli boya kullanıyoruz. Boyası var, makinaların bakımı var. Biz bu sefer her sene yapmamız gerek bakımı 4-5 yılda bir yapmak zorunda kalıyoruz. Her yıl sadece zorunlu olan zehirli boyayı yapıyoruz. Ufak tefek tamirlerini yapıp denize atıyoruz tekneyi" diyen Erer, bunun sebebini şöyle açıklıyor: "Aslında fazla bir para değil ama denizden bir gelir olmadığı için ağır geliyor bize."
'Balıkçı bataklığa batmış'
Erdekli olarak ithal balık alınması karşısında yüreğinin parçalandığını söyleyen Erer, her tarafı deniz olan bir ülkede Norveç uskumrusunun satılması karşısında, "Bize, balıkçılar olarak iyi olsun. Başımızdakilere daha da iyi olsun" diyor. "İnsanlar ithal balık almasın diyemiyoruz, çünkü benim tuttuğum balık 5 milyon lirayken, Norveç uskumrusu bir milyon liraya satılıyor. Adamın canı balık çekiyor, parası da yok, tabii ki onu alacak. Fiyatların bu kadar yüksek olmasının nedeni maliyetimizin yüksek olması. Balık fiyatının yüksekliği bizden kaynaklı değil. Balıkçı bataklığa batmış kafasına kadar, bir de üstten bastırıyorlar. O durumdayız" diyen Erer, zamanında koruma yapılmadığı için balıkların öldüğünü ve çeşitlerinin azaldığını aktarıyor. "Eskiden 60-70 çeşit balık vardı. Şimdi 5-6 çeşit balık kaldı. 5 sene sonra Marmara Denizi bitecek. 5 seneyi bile bulmayacak" diyen Erer, balıkçıların işsiz kalacağını belirtiyor ve şunları anlatıyor: "Bu kadar balıkçıya devlet nasıl iş bulacak. Bunu sadece Erdek için konuşmuyorum. Bu bölgede çoğunluk balıkçıdır."
Bu koşullar altında balıkçıya ve balığa 'öl' denildiğini belirten Erer, devletin kendilerine destek olmadığına dikkat çekiyor. "Devletin bize bir tek desteği var, o da Ziraat Bankası'nın verdiği su ürünleri kredisi. Bunun haricinde hiçbir şey vermiyor. Onun faizleri de yeni düştü 62'den 49'a. Verdiği para da çok cüzzi bir rakam. Onunla ancak bir yıl içinde üç tane ağ yapabiliyoruz. Eskiden bunun geri ödemesi 5 yıldı. Onu da düşürdüler. Bir yıla çektiler. Bu bizi zorluyor. Eski sisteme dönse daha iyi olur.
Küçük balıkçıya askeri bölge yasağı
Erdek'in arka tarafında askeri bölge olduğunu söyleyen Erer, "Burası NATO bölgesidir" diyor ve devam ediyor: "Bizi oraya oltacı olarak sokmuyorlar. Ama gırgırcıları sokuyorlar. Bunun önüne geçilmeli. Neden yapmıyorlar anlamıyorum. Yasaksa girmeyelim. Yasak iki tane oltacıya, üç tane ağcıya. Gırgıra yasak yok. O bölgede gırgır görünce ya da bir askerin bavulla dışarıda balık sattığını görünce tahrik oluyoruz ve gidiyoruz. Bu sorunlar çözülmeli. Bunları yukarıdakiler düşünmeli, bizim düşünecek bir durumumuz kalmadı."
Bu koşullar altında balıkçılığın geleceğinin belli olmadığını belirten Erer, balıkçıların artık denizden karaya çekilmek zorunda kaldığını ifade ediyor. "Bunun için zorunluyuz. Karada yapabileceğimiz iş arıyoruz. Bu imkânı yaratabilirsek hemen bırakacağız balıkçılığı. Balıkçılık süratle bitiyor" diyerek balıkçılık mesleğinin Erdek Körfezi için ancak 5 sene daha sürebileceğini söylüyor.
www.evrensel.net