Küreselleşme ve sendikalarda erime

Küreselleşme ve yeni liberal ideoloji, Üçüncü Dünya Ülkeleri'nde; sendikal örgütlülüklerle birlikte, kamu hizmeti anlayışını parçalayıp, insanları işsizliğe itti, gelir dağılımını daha da bozuyor.

Küreselleşme ve sendikalarda erime
Hasan Harmancı
1980'li yıllardan başlayarak, teknolojik ve bilimsel gelişmeleri arkasına alan liberal ideoloji, ulusötesi kurumlaşmanın altyapısını, ideolojik donanımını dünyaya dayatarak, milyarlarca insanın daha da yoksullaşmasına, işsizliğin artmasına ve güvensizliğin koşullandırılmasına yol açtı. Ülkeleri, toplumları, ekonomileri sarsan; değerleri, alışkanlıkları ve yapıları altüst eden bu gelişme "küreselleşme" olarak adlandırılıyor.
Türk Harb-İş Sendikası eski Merkez Yönetim Kurulu tarafından yayınlanan "Küreselleşme ve Üçüncü Dünya Sendikaları" adlı yayında "Küreselleşme ve bunun arkasına gizlenen yeni liberal ideolojinin, Üçüncü Dünya Ülkeleri'nde; sendikal örgütlülüklerle birlikte, çalışan insanlara cansuyu veren kamu hizmeti anlayışını nasıl parçaladığı; insanları nasıl işsizliğe ittiği ve gelir dağılımını nasıl daha da bozduğu" gözler önüne seriliyor.
Kitapta uluslararası sermayenin ana hedefi, "devleti küçültmek, kamu hizmetini yok etmek, toplumsal güvenceleri dışlamak, emeği esnekleştirmek ve örgütsüzleştirmek" olarak özetleniyor. Henk Thomas, Lahey'deki Sosyal Araştırmalar Enstitüsü ile işbirliği yapan uluslararası bir ekibin, 1985 yılından sonrasını kapsayan çalışmalarını kitapta derlemiş. Asya, Latin Amerika ve Afrika'da 50'yi aşkın ülkedeki durum incelemesi, alan çalışması, daha önce yapılan çalışmalar ve uygulama önerilerini kapsayan 17 monografiden oluşuyor kitap.
Sendikaların eriyişi
Henk Thomas kitapta, "İstihdam, çalışma koşulları ve emek örgütlenmesi alanındaki küresel sorunlara bakıldığında sendikacılığın günümüzde de yaygın bir biçimde benimseneceği, sendikal hareketin geçen yüzyıldaki kadar geniş bir kabul göreceği ve pek çok görevle karşı karşıya bulunduğu ve geçmişteki kadar meşru bir kurum olabileceği" görüşünü dile getiriyor. Thomas çözümlemesini, "Sendikalarda, üstlenilecek rol ve olasılıklar konusunda açıklık olmadığı ve bir şaşkınlık yaşandığı ortadadır. İşçilerin çıkarlarını savunmada, bağımsızlık ve demokrasi savaşımında yüzyılın büyük bir bölümünde önemli bir toplumsal kurum olma özelliğini neredeyse kaybetme tehlikesi ile karşı karşıyadır" diye sürdürüyor.
Sendikal hareketin içinde bulunduğu derin kimlik bunalımını, sendikaların, emek-pazar sorunlarına eğilmekte başarılı olamayışına bağlayan kitapta, sendikal hareketin, geleneksel muhalefet rolüne fırsat tanımayan yeni endüstriyel örgütlenme ve yönetim uygulamalarının günümüzde küresel ölçekte benimsenmesinin de neden olduğuna dikkat çekiliyor.
Bekleyen tehlikeler
Sendikaların rolünün aşınmasında belirleyici olan temel etkenin, sanayide yeniden örgütlenme ve yeni yönetim stratejileri ve işgücü piyasalarının istikrarsızlaşması olduğu tespitinin yer aldığı kitapta, sendikal hareketi çok zor koşulların beklediği; ayrıca her şeyin Üçüncü Dünya Ülkeleri'nde etkin ve rekabetçi bir ekonomik yapının kurulup kurulamamasına bağlı olduğu belirtiliyor.
Kitapta, sendikaların önündeki tek tehlikenin tabanlarını yitirmek olmayacağı, yeni insan kaynakları yönetimindeki uygulamalarla yönetimlerin işçilerin desteğini kazanma konusunda sendikalarla rekabete gireceğinin de altı çiziliyor. Kitapta, özellikle ulusal konularda sendikaların artık söz sahibi olmamaları gibi büyük bir riskin söz konusu olduğu, sanayileşmenin küresel ve bölgesel düzeyde enformel ekonomideki mikro- girişimlere ve ev-atölye işlerine kaymakla karşı karşıya olduğu savunuluyor.
Öte yandan bütün kıtalarda daha büyük ticari blokların oluşma olasılığına dikkat çekilerek bunun gerçekleşmesi halinde, merkezi sendikaların toplu pazarlık görüşmelerinde etkin güç oluşturmalarının giderek daha da zorlaşacağı kaygısına yer verilen kitapta örnek olarak, Asya, Afrika ve Latin Amerika'daki sendikaların durumlarının belirsiz bir zemine kaydığı, sendikal hareketin ekonomik, sosyal ve siyasal bakımdan güç kaybına uğradığı gösteriliyor.
Kitapta, sendikal hareketin alışageldiği deneyime, üye tabanına ve kurumsal çerçeveye büyük oranda uymayan yeni koşullara uyum sağlayabilmesi için "stratejik sendikacılık" adı verilen yöntemle, öteki toplumsal kuruluşlarla ittifak yapılmasının ve var olan ittifakların daha da güçlendirilmesinin zorunlu olduğu belirtiliyor. Kitapta, sendikal hareketin önündeki sorunların "en az sanayi devriminin ilk günlerinden beri yaşanılan sorunlar kadar" büyük olduğu dile getiriliyor.
Sendikalarda kadın sorunu
Sendikaların yalnız "erkeklerin çıkarlarını koruyor görüntüsü"nden kurtarılması gerektiğinin de altı çizilen kitapta, bunun için kadınlara yöneticilik verilip, üyelerinin haklarını dile getirme olanağı sağlanması isteniyor. Kadın işçi liderlerine olan geleneksel yaklaşımın çelişkili olduğuna da dikkat çekilen kitapta, kadın birimlerinin sendikal faaliyetlerin dışında tutulup yalıtılmaması gerektiği belirtiliyor.
www.evrensel.net