17 Mayıs 2015 09:05

Genç meslektaşlara...

Paylaş

Elif YILMAZ*

Mesleğe muhabirlikle başladım, polis-adliye-belediye vs derken yazı işlerine geçiş o geçiş. 20 yılı aşkın meslek hayatımda her meslektaşım gibi görmediğim pek bi şey kalmadı sanırım. Can Kozanoğlu’nun ‘Yalan Yıllar’ kitabında kendisi için dediği ‘Hiç büyük gazeteci olamadım’ sözü (ki burada bi parantez açmalıyım. (Gönüllerde büyüksün Can abi!) Bu arada gençler, bu kitabı illaki okuyun) aynen benim için de geçerli. O yüzden Can abinin dediği gibi; ‘Tanık oldum’ derken, öyle devlet büyüklerimiz, meslek büyüklerimiz ile ilgili şeyler falan değil. Ama biz marabalar o büyük hikayelerden her zaman daha gerçek olaylar yaşar, tanık kimi zaman da sanık oluruz. Zaten ‘Büyüklük’ mevzusu bizim memlekette pek de nitelikli bi şey değildir. O yüzden ‘büyük gazeteci’ olmak gibi bi kariyer planı kanımca gereksizdir. Her neyse; neticede diyeceğim o ki, bizim mesleğin defoları bu memlekette bi hayli fazladır. 18’lerimde girdiğim meslek hayatımda yıllar içinde çok şey değişti. Değişmeyen net tek şey, arzuyla, hasretle, düşle attığım ‘Basın özgürdür’ sloganı oldu. Ancak, ‘Yeni Türkiye’de bu sloganı daha bi tapınarak attığım da trajik bi gerçek. Şimdi bu girişten, gelişmeye şu klişeyle dalacağım: ‘Meslek hayatımda ben böyle paçalarından akan iğrençlikle olimpik havuz yapılan başka bi dönem görmedim.’

MUKTEDİR-SEVİCİLİK

Bu klişe, vazgeçilmezliği sonuna kadar hak ediyor. Niye mi? Tarihte benzer örnekleri var elbet bu rezilliğin, ancak bu kadar lümpeni asla yok. O yüzden, bu dönem özgün haliyle, kesinlikle bizim mesleğin tarih sayfalarında yer alacak nadide bi dönem. Cumhurbaşkanı uçağının basın mabedi haline geldiği, kendilerine gazeteci diyen zehir saçan bi takım mantardan adam ve kadınların türediği bi dönem, bu dönem.
Gerçi basınımızda, muktedir sevicilik başlı başına bir basın tarihidir, ama böylesi toplu ‘aşk’ ayinine tanık olmamıştık. Gerçi burada ‘aşk’ kelimesinden faydalandığım için aşıklara özrü bi borç bilirim.

Bakmayın siz o şaşalı CV’lerine...

* Gazeteciler tutuklanırken ‘Gazetecilikten içeri atılmadılar’ diye başlık atabilecek kadar soysuz olan bu güruhun en önemli özelliği tek tip olmasıdır. Bi de böyle sefil haldeyken ‘sivil’ olduklarını falan iddia etmeleri de ayrı bi komedi dükkanıdır.

* Sürekli demokrasiden bahsederler. Kuyruklu yalandır. Demokrasi onlar için, kendi sıfırlanmış karakterlerini sakladıkları bi paravandır.

* Bugün ‘Doğru’ dediklerine iki gün sonra hep birlikte ‘Hayır’ diyecek kadar belleksizdirler. Malumunuz bellek, zaten ruh ve vücut kitle endeksi sıfır olanların zaten kaldırabileceği bi ağırlık değildir!

* Birbirlerinin ruhen ‘kopyala yapıştır’ı olduğu için, onlar için nüfus cüzdanlarında verilen adı da zikretmek gereksizdir. Çünkü, ‘Ad’ demek bi kişilik demektir en asgarisinden. Bu varlıklar, insanlık fıtratında bundan bile mahrumdur.

* Bu güruh, oturdukları yerden birbirlerinin ağızlarına bakarak iftira atıp, senaryo yazıp, kumpas kurup, sonra hep birlikte o çamuru memleketin dört bir yanına bulaştırma konusunda uzmanlaşmış yaratıklardır.
n Kanımca kendilerinin CV’sinde ne yazarsa yazsın, tek geçerli ihtisas alanları budır. Diğerleri fasa fisodur.

* 5N 1K gibi mesleğin en basit ve evrensel süzgeçleri bile yoktur bu yaratıkların.

* Ağaçla röportaj yapacak kadar şuursuz, fotosopla yalan yazacak ve savunacak kadar zavallılardır.

* Kabataş mevzusunda olduğu gibi iftiracı kimliklerinin dışında kindarlık ve ikbal hırslarıyla ülkede iç savaş çıkartacak kadar ateşlilerdir. İhanet edebilecek kimse kalmazsa kendilerine bile ihanet edebilirler.

* Yalanın limitlerini aşan muktedirin zorunlu olarak bi sınırı vardır. Kendilerine ‘gazeteci’ diyen bu güruhun işi de işte bu sınırları aşmaktır. İftira, itibarsızlaştırmanın askerleridir bunlar.

Bu hafta vaktim boldu

Ancak bi sorun var: Halkı salak yerine koymaktan hiç rahatsız olmayan bu güruh, muktedirin gücünü arkalarına aldıkları için her ruhsuz gibi öyle kibirle doludurlar ki... Asıl kendilerinin bi grup aptal olduklarının farkında değillerdir.

* Tetik çekmek için bile asgari bi zeka gerekir neticede. ‘Gez,göz, arpacık’ falan filan. Bunlarda atışlar o yüzden hep karavanadır...

Neticede bu şahsiyetsizler için kalem oynatmak da aslında zaman kaybı... dır da, bu hafta bol vaktim vardı... İyi pazarlar gençler...

 * Gazeteci

ÖNCEKİ HABER

Biz konuşuruz, Ak Parti yapar

SONRAKİ HABER

"Ali Babacan, Erdoğan’a partiden ayrılacağını söyledi" iddiası

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa