22 Şubat 2015 09:39

Bir Tarsus masalı

Paylaş

Nazan KESAL*

Oğlum, bir süredir bebekliğine geri döndü sanki. Masal dinlemeden uyumuyor. Geçen gece, pencereden yağan karı seyrederek sessizce dinledi anlattıklarımı:

‘’Güzel oğlum…  Bir  zamanlar bir ülke varmış. Üç tarafı denizlerle çevrili, bereketli topraklara sahip, her mevsiminde dört mevsimin yaşandığı asude bir ülkeymiş burası… 

Bu güzel ülkenin pek güzel şehirleri varmış. Tarsus da bu şehirlerden biriymiş. Yüzlerce yıl, başta Asur olmak üzere; Pers, Hitit, Roma ve Osmanlı’ya ev sahipliği yapmış bu şehir. Özgür bir kentmiş Tarsus. ‘’Özgür bir kent’’ cümlesi tuhaf gelebilir şimdi sana, lakin, ben de kitabelerin yalancısıyım.

Bilim ve üniversite kentiymiş Tarsus ve burada yaşayanlar, felsefeye, kültüre, bilime değer veren insanlarmış.

Özgecan da  işte onlardan biriymiş. Psikolojiye meraklıymış Özgecan. Hayallerinin peşinden koşan, akıllı, güzel, su damlası gibi bir gençmiş.

Özgecan, özgürlüğü bilen, hayata kıymet veren bir anneyle, babanın da biricik kızlarıymış. Barışa, sevgiye ve bilgiye duyulan inançla büyütülmüş bu kız çocuğu. Barışa, sevgiye ve bilgiye inanmayanlara inat.

Bu güzel şehrin kalesi o zamanlar bir düzlük üzerinde kuruluymuş. Çevresi beşyüz adım daire biçiminde iki kat sağlam bir kaleymiş. Üç kapısı olan bu kalenin üzerinde arslan, kaplan ve yırtıcı kuşların suretleri yer alırmış. Canlı zannedermiş görenler bu acayip mermer taşından yapılmış eserleri. Özgecan aklından hiç çıkaramamış çocukken gezdiği bu kale resimlerini… Avının üstüne konmayı bekleyen yırtıcı kuşları. Yırtıcı kuşlar… Karanlıktan beslenen katil kuşlar. 

Özgecan, günün birinde bir leş kargasının onu parçalayacağını, yakacağını, masum bedenini kurban edeceğini hiç aklına getirmemiş. Tarsus kalesi koruyamamış işte, henüz yirmisindeki bu güzel kızı. Masum Özgecan, soğuk bir kış gecesi evine değil ölüme yapmış yolculuğunu. Katilinden başkası duymamış sesini.

O güzel ülkenin asude şehri Tarsus, kurban vermiş Özgecan’ı. Herkes ağlamış, üzülmüş. Özgecan gelmemiş geri. Kalpsizler, yeni avları için çoktan havalanmışlar, karışmışlar sürülerine.

Bir zamanlar bir Özgecan yokmuş…’’

Masalın ortasında çoktan uyumuştu oğlum. İçimde, yiten Özgecan’ların acısı, yavaşça yatırdım yatağına.    

*Oyuncu

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Kelimelerin gücü adına!

SONRAKİ HABER

Alışılmışın dışında kadınlar: Uçuyor Bunlar

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa