15 Şubat 2015 07:39

Gerçekten halkın takımı: FC United of Manchester

Manchester United tribünlerinden ayrılarak, 2005 yılında ‘FC United of Manchester’ (FCUM) futbol kulübünü kuran 3500 taraftar, takımları için yeni bir stadyum yaptırıyor. Pek çok takım için yapılan ‘halkın takımı’ tanımlamasını gerçekten hak eden kulübün direktörü Andy Walsh, bizi stadyumda misafir ederek, kulüplerinin hikayesini anlattı.

Paylaş

Arif BEKTAŞ
Çağdaş CANBOLAT
Londra

Manchester United tribünlerinden ayrılarak, 2005 yılında ‘FC United of Manchester’ (FCUM) futbol kulübünü kuran 3500 taraftar, takımları için yeni bir stadyum yaptırıyor. Pek çok takım için yapılan ‘halkın takımı’ tanımlamasını gerçekten hak eden kulübün direktörü Andy Walsh, bizi stadyumda misafir ederek, kulüplerinin hikayesini anlattı.

FCUM’UN kuruluş hikayesiyle başlayabiliriz...
2005’de Glazer ailesi Manchester United kulübünü satın aldı. Uzun bir süredir taraftarlar, kulüp içinde karar sahibi olabilmek için kampanya yürüttü. 1990’lı yılların sonlarında Rupert Murdoch’un kulübü satın almasını engellemek için mücadele ettik ve bunda başarılı olduk.
Rupert Murdoch’un kulübü satın almasını engellendikten sonra ben, dönemin Manchester United CEO’su Peter Kenyon’la konuştum ve kendisine ısrarla yönetimle konuşmasını, taraftarların yönetimde söz sahibi olması için gerekenin yapılması gerektiğini ifade ettim. Kendisi o dönem bu önerime güldü ve böyle bir şeyle ilgilenmediğini söyledi. Kenyon, şirketlerin kulübü satın alma girişimini destekliyor, M. United’in kağıt üzerinde çok zengin bir kulüp olduğunu söylüyordu... Birkaç yıl sonra Glazer ailesinin kulübü satın almasıyla bu gerçek oldu.
2004 ve 2005’de Manchester United içerisinde önemli miktarda hissenin sahibi olan JP McManusu ve John Magnier’i temsil eden kişilerle görüşme içindeydik. Taraftarların kulüp içerisinde yeterli hisseleri alıp, Glazer ailesinin kulübü satın almasını engellemeyi istedik fakat başarısız olduk ve Manchester United Glazer ailesinin eline düştü.

Taraftarlar Glazer ailesine karşı ciddi mücadele vermiş görünüyor...
Taraftarlar yapabileceği her şeyi yaptı. Sadece İngiltere’de değil dünya futbol tarihinin en büyük gösterilerini organize ettik ve on binlerce insan stadyuma giden Warwick Caddesi’nde yürüdü. Bunlar olaysız geçen ve büyük heyecanla başlayan yürüyüşlerdi. Glazer ailesinin sonunda kulübü satın alması ise büyük olaylara yol açtı ve taraftarlar stadyumu işgal etmek istediler. Glazer ailesinin kulübe girişini engellemeye çalıştılar, binaya girdikten sonra çıkışını engellediler. Ama yüzlerce polis, taraftarları dağıttı. Bu tür protestolar İngiliz stadyumlarında hiç görülmemişti. Glazer ailesi, kulübü 800 milyon pound borçlandırdılar ve bizce kulübün ruhunu sattılar.

Futbol kulüpleri ve taraftarlar, büyük şirketler için para kazanmanın bir aracı mı?
İngiltere’deki kulüplere baktığınızda Manchester United’da Glazer, Liverpool’daki Hicks, Cardiff’deki Tan, Hull’daki Allam ve yurt dışına baktığınızda Fransa’da PSG için bu şirket sahipleri kulüpleri ele geçirerek taraftarlardan ve kulüpten kendileri için gelir sağlamak istiyorlar.
O yüzden bizim elimizdeki tek silah kendi paralarımızı Glazer şirketine vermemekti. Daha önemlisi bu yönetim biçimine karşı durdu.

FC United of Manchester’a gelecek olursak taraftarların sahibi bir kulübü kurmak ve yönetmek zor olmadı mı?
Tabi ki taraftarların sahip olduğu, geleneksel bir futbol kulübünü yönetmek zorlu bir iş. Bizim için en iyi seçim taraftarların önceliğini sağlayan bir seçim yapmaktı, bunu yaptık. Bizim için mesele taraftarların çıkarlarını her şeyden önce koymak. Jock Stein’ın dediği gibi; ‘taraftarsız bir futbol anlamsız olurdu.’

Kulüp içi işleyiş hakkında bilgi verir misiniz?
Jock Stein’in sözü üzerinden çalışıyoruz. Biz şuan kooperatifiz, bu kulübün her üyesinin bir oy hakkı var, üyeler yönetimi seçiyor, yönetim ise çalışanları seçiyor. Bizler 6 milyon sterlinlik bir tesis kurduk, yapay bir antrenman tesisi kurduk, yerel kulüpler için futbol sahası yarattık. Bunları inşa ettik, neden? Çünkü biz farklı bir kulübüz. Çünkü taraftarların sahip olduğu ve yönettiği bir kulübüz. Bu eşsiz bir duygu sıradan halkın bir araya gelerek ne yapabileceğini gösteriyor.

Peki, futbolcuların ücretine gelirsek...
Bizim kulüpte part-time çalışıyoruz. 24 kişilik ekipten 8 oyuncu kadrolu yani kontratlı çalışıyor, yani oynasalar da oynamasalar da maaş alıyorlar, diğerleri sadece oynayınca alıyor.
 
Ne kadar ücret ödeniyor?
100 veyahut 150 pound haftalık ödeniyor, bu herkes için geçerli.
 
Takımınızdaki oyuncular farklı takımlarda oynayıp, daha fazla kazanma şansına sahipler. Neden takımda kalıyorlar?
Birçok oyuncumuz burada aldığı paradan daha fazlasını kazanabilir. Bazıları başka takımlarda iyi paralar ödenirken bu takıma gelmeyi tercih ettiler. Bu oyuncular bizim teknik direktörün futbol bakış açısına ikna oldular. Futbol kariyeri kısa bir süreç. Çünkü bir maçta sakatlık yaşama ihtimalin var ve futbol kariyerin hemen bitebilir. Bu yüzden bu kısa süreçte iyi bir tecrübe yaşamak istersin ve hedef sadece para değildir. Önemli olan futbolun tadını çıkarmak ve iyi bir tecrübe edinmek. Burada iyi bir tecrübe edinebiliyorsun.
İnşası daha tamamlanmayan sahamızın kale arkasında 2.000 - 2.500 taraftar kapasitesi olan bir tribün inşa ediliyor. Bu tribün iki yıl önce batmış olan ve dünyanın en eski takımı olan Northwich Victoria takımına aitti ve biz bu tribünü kurtardık. Bu eski tribünü, ülkedeki en yeni olan stadyuma ekledik. Dünyanın en eski stadyumunun bir parçası olan bu tribünü buraya getirmemiz dünya futbol tarihi için çok önemli. Bu bizim önceliklerimizi gösteriyor. Önemli olan en yüksek ödemeyi yapmak ve ya sadece futbol maçı kazanmak değil.
Her oyuncu beyaz çizgiye girdiğinde yenmeyi hedefliyor, her taraftar stadyuma girdiğinde kazanmak istiyor. Ama bunu doğru bir şekilde yapmak gerek. Herkese hedefin sadece kazanmak olmadığını göstermek istiyoruz.

Bütün bu tesislerin giderlerini, futbolcuların ve çalışanların maaşlarını nasıl ödüyorsunuz? Günümüzde pek olmayan bir örnek, siz nasıl yapıyorsunuz?
Taraftarların kulübe bir bağlılığı ve kulübü finans etmek için bir kararlılıkları var. Bu tesislerin 6 milyon pound tutarı var ve 3 milyonunu sıradan insanlardan topladık. Kulübe nakit bağışlar vardı, para toplama kampanyası yürüttük, mesela halka hisseler açtık. Bir kooperatif olarak “bir hisse bir oy” demokratik yapı anlayışının önüne geçmiyor ve bunu güçlendiriyor. Bu sadece futbol için yapılmış bir şey değil. Bu tesislerde atletizm, badminton, masa tenisi, ağırlık kaldırma, jimnastik, ragbi ligi ve toplantı salonları için de olanak sağlıyoruz. Manchester’da halka açık böyle bir tesis yok ve topluma açık hisselerin güzelliği de bu. Çünkü sıradan halka paraların nasıl kullanılacağına dahil bir yönetme gücü veriyor.

Manchester United’dan herhangi bir destek geldi mi? Mesela Alex Ferguson’dan?
Kulübümüzün kuruluşundan itibaren Manchester United takımının bazı eski oyuncularının desteğini gördük. FC United kurulmadan önce Sir Alex Ferguson ile iyi ilişkimiz vardı ve medya patronu Rupert Murdoch kampanyasında Murdoch’u durdurabilmek için bizlere destek oldu. Glazer ailesinin Manchester United futbol takımının hisse devir işlemleri döneminde tavrını koydu ve uzak durdu. Haziran 2005’de konuştuğumuzda Manchester United’dan istifa etmesini teklif ettim. Çünkü Londra şehir finansörlerinden aldığımız bilgilere göre, Alex Ferguson ve Genel Direktör David Gill istifa edip uzaklaşırsa Glazer anlaşması çökerdi. Bunları Ferguson’a açıkladım ve ‘siz çekilirseniz Glazer’lar çöker, hisse fiyatları düşer ve böylelikle bizler de kulübün pay sahipliğini edinebiliriz’ dedim. Kendisi özel sebepler göstererek kabul etmedi. Aldığı kararlardan dolayı saygı duyuyorum. Bu onun kişisel kararıydı. Biz farklı karar aldık ve geri dönmeyecektik. David Gill’e ulaşmaya çalıştım ama telefonlarıma cevap vermedi.

Futbolculardan bir destek geldi mi peki?
Eski oyuncular derneğinden birçok futbolcu, bize destek veren yorumlar sundu ve etkinliklerimize katıldılar. Eski menajer Wilf  McGuiness yapılan etkinliklerimizde konuşmalar yaptı. Allen Gowling, Willy Morgan, Andy Richie, Lee Sharp gibi futbolcuların hepsi FC United’in etkinliklerine katkılarını sundular. Mesela Eric Cantona çok destek verdi. Zaten biliyorsunuzdur baş rolde oynadığı “Hayata Çalım At” (Looking For Eric) filminde bir FC United taraftarını anlatıyor. Herkese bu futbol kulübünü anlatıyor, taraftarların tutkusunu, desteğini.

ANTIFA TRİBÜNLER İLE İLİŞKİLER

Yakın olduğunuz kulüpler var mı, ilişkileriniz ne şekilde yürüyor?
Taraftarların sahip olduğu ve geleneksel yönetim biçimiyle işleyen futbol kulüpleri ile çok iyi ilişkilerimiz var. Takımın sahipleri bizimle bu konuda hem fikir. İngiltere’de büyüyen bir hareket var ve Avrupa’da da buna benzer bir büyümeden bahsedebiliriz. FC United of Manchester takımı olarak bizim kardeş takımımız, taraftarların sahip olduğu; Exeter United. Yanı sıra AFC Wimbledon ve Premier League’de yer alan Swansea City futbol kulübünün %20’sinden fazla hissesine sahip olan taraftarlardan öğreniyoruz. Taraftarların sahip olduğu ve yönettiği Enfield Town’dan öğreniyoruz. Güney kıyısında olan ve taraftarın sahip olduğu Lewis kulübü var, Scarborough FC, Chester FC, Wrexham FC ve bu tür kulüplerin sayısı artıyor.

St. Pauli takımı ve tribünleriyle de iyi ilişkileriniz olduğunu biliyoruz...
Birkaç yıl önce St. Pauli ile dostluk maçı yaptık. Leipzig ve Babelsberg ile de maç yaptık. Almanya, İsviçre ve İrlanda içinde bir çok kulüple de futbol karşılaşması yaptık. Bu konuda çok şanslıyız. Çünkü benzer görüşlere sahip kulüplerden davet alıyoruz. Bu ülkede ve Avrupa’da da dostluk maçları yaptık. Kore’ye bile gittik; Bushong adında bir takımla karşılaşma yaptık. Taraftarların asıl takımına bir şirket tarafından el konuldu ve taraftarlar Seol’da kendi takımlarını kurdular. Biz bu kardeş takımlarla çalışıyoruz ve onların tecrübelerinden öğreniyoruz, onlar da bizim tecrübelerimizden öğreniyor.

FCUM tribünlerinde de homofobiye ve faşizme karşı pankartlar görüyoruz?
Bizim gurur duyduğumuz geleneksel antifaşist bir duruşumuz var. Eşcinseller için eşitlik mücadelesi veren Stonewall adında bir gurupla çalışıyoruz. Bu sorunlara herkesin dikkatini çekmeye çalışıyoruz. Bu mesajları herkes algılamaya hazır değil ve böylece dikkat çekiyoruz, çünkü bazıları futbol kulüplerinin sadece futbolla uğraşması gerektiğini düşünüyor.

Tribünlerinizde “İşçi sınıfı için futbol” pankartı da açılıyor...
Bu taraftarlarımızın hayal kırıklığının dışa vurumu. Premier Lig maç bilet fiyatları 60, 70, 80 pound arasında değişiyor. Dördüncü lig maç biletleri bile 20 veya 25 pound. Amatör futbol kulüp maç biletlerinin de 15 – 20 pound olduğunu görüyoruz. Taraftarlar içerisinde buna karşı büyük bir itiraz var ve bizim de buna karşı itiraz etmemiz gerekir. Bizler diğer kulüplerin taraftar gruplarıyla beraber çalışıyoruz. Kulüp olarak Birleşik Krallık içerisindeki ‘Futbol Taraftar Federasyonu’nun ve “Futbol Direct” grubunun üyesiyiz. Bu iki federasyon sadece İngiltere değil Galler, Kuzey İrlanda ve İskoçya’daki futbol taraftarlarını da bir araya getiriyor. Böylece taraftarları ilgilendiren sorunlar için kampanya yürütülüyor.

Nasıl kampanyalar?
Mesela maç bilet fiyatların artışına yönelik kampanyalar yürütülüyor. Futbol Taraftarlar Federasyonu şuan Premier Lig maç biletlerinin en fazla 20 pound olmasını öneriyor. Televizyondan ve sponsorlardan gelen gelirleri hesapladığımızda hiç bir ücret almadan kulüpler 5 yıl öncesinden veya 10 yıl öncesinden daha fazla kazanç elde edebilir ama bunu yapmak istemiyorlar ve fiyatları hep yükseltiyorlar. Premier Lig Teknik Direktörleri, eskiden Alex Ferguson ve bu sezon Jose Mourinho dahil, taraftar atmosferinin iyi olmadığından yakınıyorlar. 60 veya 80 pound ödeyenler takım için ayağa kalkıp tezahürat yapmak istemiyorlar ve takıma destek vermiyorlar. Çünkü onlar eğlendirilmek istiyor. Her hafta 60 veya 80 pound maç için ödeme yapanlar, haftalık 40.000,£50.000 veya 200.000 pound para alan futbolcular beni eğlendirmeli diye düşünüyor. Onlar ayağa kalıp şarkılar söylemek istemiyor. Taraftarların kızgın olduğu konu futbol maçları işçi sınıfından uzaklaştırılıyor olması.

ALTYAPIYI GELİŞTİRECEĞİZ

Bundan sonrası için hedefleriniz neler?
Stadyumu bitirdikten sonra tabi ki başka hedeflerimiz var. Kızlı-erkekli genç futbolcular için kalıcı, sürdürülebilir eğitim programı yapmayı hedefliyoruz. Bu sene oluşturduğumuz bir futbol akademisi var. Hem akademik eğitimi veriyoruz hem de genç oyuncuları bir araya getirip daha genç bir takım kuruyoruz. Başka küçükler futbol takımları olan akademilerle beraber çalışıyoruz ve bir de küçükler takımımız var.
Daha küçük yaşta futbol oynamak isteyen çocuklarımız için takımlar oluşturacağız. Genç ve kadın futbol takımlarındaki genç futbolcuları antrenör olmaları için eğitimlerini verip küçükler takımlarını eğitmelerini destekleyeceğiz. Kuzey Manchester’da örgütlü bir toplum yaratmaya çalışıyoruz, yerel okullarla, toplum örgütleriyle, iletişim içerisindeyiz. Bu futbol kulübü kendi taraftarlarından oluşuyor ve bu taraftarların daha geniş çevreye verdikleri olumlu etkiyle birlikte sosyal değişiklikler de yaratacak.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Twitter yasakları ve şeffaflık

SONRAKİ HABER

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı: Doğalgaz, olması gerekenden yüzde 59 daha ucuz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa