15 Şubat 2015 07:49

Bereketli topraklar üzerinde bir Kürt

Yazar ‘Kürt’ unvanını yalnızca Zeynel için kullanır. Burada ‘Kürt’ sözcüğü bir ulusa ait olmaktan çok bir tutumu belirtir. Bu, Zeynel’de somutlaşan, sert, gözünü daldan budaktan sakınmayan, eşkıyayı bir tutumdur. Bu, yabancısı olduğu bir dilde konuşmaya mecali olmayan ama kesin eylemle ortaya çıkan radikalizmdir.

Paylaş

Aydın TAN

Romanı ilk kez lise yıllarında okumuştum. Romanda aklımdan çıkmayan bir tablo ve bir karakter kalmıştı. Kürt Zeynel’in dut ağacının üstünde, gecenin karanlığında yanan harmanı ruh dinginliği ve vecd içinde izleyişi bütün benliğimi doldurmuştu. Romanın bütün trajedi ve gerilimleri bu sahnede boşalıyordu. Nevrozda Yumuktepe’nin kulesinde lastik yakmak belki de bu sahnenin yenilenme girişimiydi… Kürt Zeynel sadece beni etkilememişti. Roman hakkında yazan bütün eleştirmenler olumlu ya da olumsuz bu karakteri değerlendirmişlerdir. Daha ötesi Kürt Zeynel, devletin de dikkatini çekmiş, Kenan Evren “Adam işten atıldı diye gidip harman yakıyor, fabrikadan atılan da fabrikayı mı yaksın” diyordu. Muhtemelen romanı değil de filmi izleyen birileri meselenin önemini fısıldamışlardı. Sonra film yasaklandı.
Bereketli Topraklar Üzerinde, Orhan Kemal’in en önemli romanlarından biridir. Roman üç arkadaşın Sivas’ın Ç. Köyünden çalışmak için Çukurova’ya inişleriyle başlar. Çukurova’da öykü açılarak kapitalistleşmenin bütün sonuçlarını toplayan bir genişliğe ulaşır. Roman bir insan mahşeridir. İflahsızın Yusuf, Köse Hasan, Hidayetinoğlu, Fatma, Kılıç Usta, Kürt Zeynel… Romanı kahramanlar üzerinden okunacak olsa muhtemelen bu kahramanın Pehlivan Ali olması gerekir. Romanda dönemin Çukurova’sında bütün çalışma alanları ve onların koşulları betimlenmiştir. Bu farklı alanlar Pehlivan Ali’nin serüvenleriyle ilişkilenmiş ve birbirine bağlanmıştır. Zeynel romanın sonlarına doğru ortaya çıkar, romanda ilkel sınıf tepkisini ve bireysel başkaldırıyı temsil eder. Birden güçlü bir etki ile romanın merkezine oturur. Sanki o ana kadar bütün anlatılanlar, Kürt Zeynel’in ortaya çıkışını hazırlamak içindir. Bütün içinde önemsiz ve sıradan olan bu kişi nasıl bu kadar güçlü bir karakter etkisi sağlıyor?..
Kürt Zeynel kimdir? Zeynel’in geçmişi hakkında bir bilgi yok. O da diğer işçiler gibi çırçır fabrikası, çapa, patöz koltukçuluğu, oradan oraya dolaşan bir işçidir. Yakın arkadaşı Halo Şemdin’dir. Halo Şemdin kırk yaşlarında, Türkçeyi hiç denecek kadar az bilen bir Kürt’tür. Zeynel için çok rahatlıkla kendini feda edebilir. Ama Zeynel, harman yakmaya giderken de diğer zamanlarda da onu geride tutar hep kendi öne atılır. Zeynel, hiç evlenmemiştir ama Irgatbaşının kızı Selvi ile geçici bir muhabbeti olmuştur. Esrar içer. Kızdı mı ağzı açılmadık küfürler eder üstelik Allah’ı kitabı da karıştırır. Irgatbaşı ile eski arkadaşlıkları vardır. Haftalıkları kesilince birlikte harman yakmışlardır. Irgat başının deyimiyle “bir şey değil, oğlan sakar, gözünü budaktan sakınmaz.” İşçilere nasıl göründüğünü ise Pehlivan Ali’nin ‘Zeynel yiğit uşak, yiğit uşaktan kimseye kemlik gelmez” sözünden anlarız. ‘Kendisinin şu sözleri onun hayat ile ilişkisini gösterir. Canımı yaktılar, canlarını yaktım. Harman mı yaktım deli kafam kızarsa yine yakarım. Vururum Gavurdağına, oradan da atlarım Suriye’ye ardımdan bekleyenim mi var?’
Bütün öfkesi haksızlık karşısındadır. Hidayetinoğlu İle Ali harmana yeni geldiklerinde onların aç olduğunu anlayıp kaşığını ve ekmeğini veren odur. Hafta sonu Adana’ya giderken aç kalan Hidayetinoğlu ile Ali herkesten ekmek isterler, kimsede ya yoktur ya da vermezler. Zeynel onlara ekmek verir. Sorumluluk duymadan, hendeklere götürdüğü Irgatbaşının kızı Selvi’nin kerhaneye düştüğünü öğrenince onu kerhaneden kurtarmayı düşünür. En çarpıcı bölüm ise ispiyoncu Kemal Cesur karşısındaki tutumudur. Hendeğe yıkıp sustalıyı boğazına dayadığı Kemal Cesur ‘bunu birkaç kuruş fazla almak ve gelecek hafta da çalışabilmek için’ yaptığını söylediğinde bütün öfkesi söner. ‘Karşısında küçülen adama acımıştı Zeynel. Bütün bu iki yüzlülük, yokluktan kurtulabilme umuduyla, para içindi.’
Romandaki tek Kürt Zeynel değildir. Şemdin, Irgatbaşı, Halo Cafer… Yazar ‘Kürt’ unvanını yalnızca Zeynel için kullanır. Burada ‘Kürt’ sözcüğü bir ulusa ait olmaktan çok bir tutumu belirtir. Bu, Zeynel’de somutlaşan, sert, gözünü daldan budaktan sakınmayan, eşkıyayı bir tutumdur. Bu, yabancısı olduğu bir dilde konuşmaya mecali olmayan ama kesin eylemle ortaya çıkan radikalizmdir. Radikal olan yalnızca Zeynel değildir. “Baba Kürtler” en kölece bağlanmada, Irgatbaşı rezillikte, çıkarcılıkta hep radikaldir. Ama baba Kürtler bile önüne doğruyu gösteren biri çıkınca haksızlık karşısında başkaldırırlar.
Kürt Zeynel, kendi ulusunun kaderini temsil eder. Yani radikalizme yazgılı bir ulus ve onun kaderini yaşayan kahraman… Romanda Zeynel’in geçmişi yoktur. Çünkü bu toprakların kadim bir halkı olan Kürtlerin kamusal alanda geçmişi silinmiştir. Zeynel için sınır Gavurdağları’dır. Oradan Suriye’ye atlar. Kendisi Beyrut sürgününü yaşamış Orhan Kemal başka ülkeye atlamanın ne demek olduğunu çok iyi bilir. Ama Zeynel başka bir ülkeye gitmemektedir. Onun için o kadar rahattır. Dolayısıyla dört parçaya bölünmüş ülke Zeynel’e dört ülkede dolaşma özgürlüğü sağlar. Zeynel’in dil coğrafyası Gavurdağları’ndan sonra başlar. Eleştirmenlerin sordukları, Zeynel’i diğerlerinden ayıran özellik, burada saklıdır. O, bütün bir tarihin öfkesini kuşanarak yaratmak ve yakmak ikileminde yaşayan bir kahramandır. Bu yönüyle 1970 yıllarının devrimci kuşağının erken habercisidir.
Zeynel, temsil ettiği bu özelliklerle yaşayan bir kahraman olarak hayattan romana atlamış ve oradan bizim hayatımıza karışmıştır.

ÖNCEKİ HABER

Parçalanıp yeniden toplanma vaktidir

SONRAKİ HABER

Hami Aksoy: Barış Pınarı Harekatı'nı sürdürme hakkını saklı tutuyoruz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa