09 Ocak 2015 05:06

Şairlerin Cemal Süreyası

Pek çok şair, İkinci Yenicilerin önemli ismi Cemal Süreya için kurdu cümlelerini.

Paylaş

Sevda AYDIN
İstanbul

“Senin bir havan var beni asıl saran o
Onunla daha bir değere biniyor soluk almak
Sabahları acıktığı için haklı
Gününü kazanıp kurtardı diye güzel
Bir çok çiçek adları gibi güzel
En tanınmış kırmızılarla açan
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil”...

Bu dizeler Cemal Süreya denilince ardından hemen bahsi geçen Üvercinka’dan. Süreya’nın 58 yıllık ömründen en gizli, en açık, en cüretkar ve belki de en aşık olan şiiridir...

Bugün Cemal Süreya’nın ölümünün 25. yıl dönümü. Adına Türkiye’nin pek çok yerinden çeşitli etkinlikler düzenlenecek. Şiirleri okunacak, paylaşılacak. Herkesin bir Cemal Süreya’sı var. Öyle ki sosyal medya sitesi olan twitterda sadece 10 dakikada 60 ayrı Cemal Süreya şiiri paylaşılıyor. Kimi özlediğine, kimi nefret ettiğine sesleniyor yıllardır onun dizelerine. Can Yücel'i dinlersek 25 yıldır aşk yok memlekette...

Bugün de pek çok şair Cemal Süreya için kurdu cümlelerini. Sennur Sezer, Haydar Ergülen, Hakkı Zariç, Deniz Durukan, Melek Özlem Sezer ve Mustafa Köz bugün evrensel için yazdılar kendi Cemal Süreyalarını.

CEMAL SÜREYA ESKİMEDİ

SENNUR SEZER: Cemal Süreya, genç insanımızın bütün özelliklerini (utangaçlık dahil) koruyarak aşk ve cinsellik üstüne yazdı. Şiiri sınıfsal özelliklerini koruyan bir coğrafyanın şiiriydi. Bu yüzden eskimedi.

BİR SÖZCÜK  ÇANI: CEMAL SÜREYA

MUSTAFA KÖZ

“Bu hükümet / Pir Sultan’a pasaport vermiyor, / Onu anladık./ Yunus Emre’ye de / Basın kartı vermiyor, / Onu da anladık. / Ama bu hükümet / Ferman çıkarmış / Karacaoğlan’ı / Otobüse bindirtmiyor.”

Şiirin adı “Hükümet” ve Cemal Süreya, şiiri Özal hükümetinin baskıcı düzenini yermek için yazmış. Yıl 1989. 2015’e girdiğimiz şu günlerde geçen onca yılda ne değişmiş? Hiçbir şey. Yine aynı baskı, aynı zulüm.

Bazı şairler, bugünü yazarken yarını da söylerler. Cemal Süreya’nın öngörüsü pek çok şiirinde aynı işlekliği, kıvraklığı gösterir. Umutkâr ve özgürlükçü bir şiirdir onun şiiri. İronik, erotik, lirik dilinin yanı sıra…”Özgürlüğün geldiği gün /  o gün ölmek yasak.” demesi de bundandır. Bu dizelerin Gezi Direnişi’nde duvarlara yazıldığını da biliyoruz.

Süreya’nın aşk ve özgürlük şiirleriyle gençliğin çok sevdiği bir şair olması boşuna değil. Onun dili, direnişle yeniden üretildi. 25. ölüm yıldönümünde de şairin yeniden yeniden okunarak çoğalacağına inanıyorum.

CEMAL SÜREYA ‘YARDIMSEVER’ BİR ŞAİRDİR

HAYDAR ERGÜLEN: Cemal Süreya, bilerek ya da bilmeyerek bir ‘yapboz’u tamamlamaya uğraşıyordu, sanki bütün hayatı da onun parçalarını aramakla geçmiştir, hem hayatı hem yapıtı bu arayışa dahildir, ve elbette aşkları da. Bunca arayış, telaş içinde yine de olağanüstü sakin bir şiir yazmış olması da olağanüstü bir şeydir. Cemal Süreya hakkında düşünmek hiç bitmeyecek bir şeydir. Bunu isteyerek yapmanız gerekmez her zaman, hatta çoğu zaman farkına bile varmadan onun, şiirinin, hayatının, çocukluğunun, yapıtlarının, arkadaşlarının, zamanının hakkında düşünürken bulursunuz kendinizi. Ama tek başınıza bulmazsınız. Ne tuhaf hemen Cemal Süreya da yanınızda beliriverir, onunla ilgili düşündüğünüzü sezmiş ve işinizi kolaylaştırmak için yardıma gelmiştir. Cemal Süreya ‘yardımsever’ bir şairdir, yazarken de yaşarken de ve şimdi onu düşünürken de.

O bizim kimimizdi diye düşünüyorum şimdi. En iyi yanıtı kendisinin vereceği bir soruydu bu aslında. Bir Fransız aktörü olabilirdi, bir İtalyan aşık, bir İspanyol gezgin ya da bir Arap şair. Oyuncuydu ya, çocuk olamadığı için yapbozu sonradan bulan ve onun parçalarını arayan bir çocuk oyuncu. Bana kalırsa en değerli parçasını bulmuştu oyunun ve her şeyini onun üzerinden kuruyordu. Ama bunu korumak, mülkiyetine geçirmek ne kelime, sürekli olarak alan açıyordu, hem şair, hem aşık hem de çocuk olarak oyun kurmak isteyen birinin yapacağını yapıyordu ve bir ‘haz öznesi’ olarak kendini vermenin, feda etmenin hazzıyla yaşıyor ve yazıyordu.

ŞİİRLERİNDE SÜRGÜNÜN HÜZNÜ HEP DUYUMSANIR

DENİZ DURUKAN: Cemal Süreya, Bu Bizimki adlı şiirinde aşkı “yasa dışı, işgalci ve kökü dışarıda” diye tarif eder. Bu anlatımda sadece aşkın ve sevişmenin betimlemesini yapmaz, çocukluğundan kalma o duygunun; maruz kaldığı sürgünlüğünün acısını da alttan alta duyumsarsınız. Hem özel yaşamında hem de şiirlerinde o yaranın hep kanadığına şahit olursunuz. Sanırım onun şiirinde beni en çok acıtan oradaki sızı olmuştur. Erotizmin sınırlarında dolaşan, ele avuca sığmayan, ironisi ve coşkusu yüksek şiirlerinde dahi o hüzün kendini hep hissettirir. Camdan şiirinde dediği gibi “Tıpkı benim gibi/oturuyor boşluğum/ bir eli alnında/benim gibi…”

Her zaman saygı ve minnetle…

DİRSEKLERİ GÖKYÜZÜNÜN BUĞULU MASASINA DAYALI

HAKKI ZARİÇ: Devletin saklamaya çalıştığı yüzünü yazdı Cemal Süreya. Aşkın sözcükleriyle, ayakta durmanın ve ısrar etmenin şiirini yazdı. Bir Zaza’nın evinden koparılıp Bilecik’e, oradan yatılı okula, karanlık koridorlara açılan kapılarını gösterdi bize. Mektuba, denemeye, dergiciliğe bir başka biçim verdi. Adını eksiltti evet ama yazdıklarıyla hayatı dolu kıldı. İyi bir şair kuşkusuz. İyi bir çevirmen, çocukları unutmadı. Tanışmayan insanlar için bile daima iyi bir arkadaş. Dirsekleri gökyüzünün buğulu masasına dayalı. Barikatın bu yanında!

CEMAL SÜREYA ÖNCÜL BİR AŞK TEORİSYENİDİR

MELEK ÖZLEM SEZER: Kıvrak zekasının, yaratıcı ve yenilikçi dil yapısının, verdiği estetik hazzın yanı sıra toplumsal cinsiyete dair tavrı nedeniyle de Cemal Süreya bana göre henüz aşılamamış bir yerdedir. Onun şiirinde kadın bölünmez, aşkıyla, cinselliğiyle özgür ve eşit olduğu gibi aynı zaman da akıldır, siyaset de dahil olmak üzere hayatın her alanında etkindir. Erkek ise klasik erkek değer yargılarının kalıplarına yüz vermez, üzerine kadın gömleği geçirmekten çekinmez. Öncül bir aşk teorisyenidir. Kadınlar onun şiirinde yalnızca şiiri, hayatı ve aşkı değil, kendini de sevmeyi öğrenir. Benim için Cemal Süreya okuyup da coşkuya kapılamamak, yaşlanmakla eş değerdir.  

CEMAL: ATLAS OKYANUSU’NDA FIRAT’IN SALI

GÜLTEN AKIN: İkinci Yeni onunla da bir bayrak dikmiş oldu.

MELİH CEVDET ANDAY: Şiiri bütün fazlalıklardan kurtarmak istiyor, usun özgürlüğünden ne güzellikler doğabileceğini gösteriyor.

CEYHUN ATUF KANSU: Soylu duyarlığın şairi.

ORHAN KAHYAOĞLU:İnsan denen karmaşık varlığa bütün yüzleriyle kucak açan ilk şair Cemal Süreya’dır. Klasikleşmiş toplumcu gerçekçiliğin hiçbir zaman kavrayamadığı noktalardan biri de budur.

TOMRİS UYAR: Şiiri çok iyi bilen, iyi yazmaktan korkan, mükemmellikten kaçan bir şair…Tanıdığı kaç kişi varsa, o kadar Cemal Süreya vardır. Hepsi değişik. Belki temel ögeleri aynı kalıyor: politikaya, edebiyata, espriye tutkusu, çalışkanlığı, dürüstlüğü… Çok değişken biri. O yüzden ben bir tane Süreya biyografisi düşünmem. Üç tane yazılabilir. Üç tane apayrı.

ÜLKÜ TAMER:

Cins Şair

Tanrı binbirinci gece şairi yarattı,

Bin ikinci gece Cemal’i,

Bin üçüncü gece şiir okudu Tanrı,

Başa döndü sonra,

Kadını yeniden yarattı.

Cemal: Atlas Okyanusu’nda Fırat’ın salı

Zap suyunda Alp Çiçeği

BİZİ BİR KAMYONA DOLDURDULAR...

Asıl adı Cemalettin Seber  1931’de Erzincan’da doğdu. Altı yıl sonra 1937’de ailesiyle birlikte Dersim isyanı sürgünlerinden oldu. Şair daha sonra bu sürgünü şu dizelerle anlattı: Bizi bir kamyona doldurdular / Tüfekli iki erin nezaretinde / Sonra o iki erle yük vagonuna doldurdular / Günlerce yolculuktan sonra bir köye attılar / Tarih öncesi köpekler havlıyordu / Aklımdan hiç çıkmaz o yolculuk, o havlamalar, polisler / Duyarlığım biraz da o çocukluk izlenimleriyle besleniyor belki / Annem sürgünde öldü, babam sürgünde öldü

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve İktisat Bölümünü bitirdi. Maliye Bakanlığında müfettişlik, darphane müdürü, Kültür Bakanlığında yayın kurulu danışma üyeliği, Orta Doğu İktisat Bankası yönetim kurulu üyeliği görevlerinde bulundu. Yayınevlerinde danışmanlık, ansiklopedilerde redaktörlük, çevirmenlik yaptı. Papirüs dergisini üç kez çeşitli aralıklarla çıkardı. Pazar Postası, Yeditepe, Oluşum, Türkiye Yazıları, Politika, Yeni Ulus, Aydınlık, Saçak, Yazko Somut, 2000’e Doğru gibi yayın organlarında şiir ve yazılarını yayımladı.

İLK ŞİİRİM YAYIMLANINCA GÜNLERCE UYUYAMADIM

İlk şiiri “Şarkısı Beyaz’ 8 Ocak 1958’de Mülkiye dergisinde çıkar ve o günü şöyle anlatır: “İlk şiirim yayımlanınca günlerce uyuyamadığımı anımsıyorum.” 1958 yılında Yeditepe Şiir Armağanı’nı kazanan ‘Üvercinka’ adlı kitabıyla okuyucuyla buluştu. Göçebe adlı eseri ise 1966 Türk Dil Kurumu Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü. İkinci Yeni’nin güçlü kalemi oldu. Kendine özgü ve şaşırtıcı söylemi, dildeki ustalığı ve hep yenilikçi imgeleriyle şiirimizin en güzel örneklerini verdi. Kitaplarından bazıları: Üvercinka (1958; Yeditepe Şiir Armağanı) Göçebe (1965; 1966 TDK Şiir Ödülü) Beni Öp Sonra Doğur Beni (1973) Sevda Sözleri (Uçurumda Açan ile birlikte toplu şiirleri: 1984) Sıcak Nal ve Güz Bitigi (1988; Behçet Necatigil Şiir Ödülü) Sevda Sözleri (Bütün şiirleri: 1990, ö.s; YKY 1995)

Şiirle, dergicilikle geçen ömründe, denemeleri, günlükleri, portreleri ve çevirmen kimliğiyle de var oldu. 9 Ocak 1990’da, yaşamını yitirdi.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

YPG’li Rezan Yöyler’ in cenazesi Diyarbakır’ a getirildi

SONRAKİ HABER

İstanbul Havalimanında koronavirüs tedbiri: Termal kamera sayısı ikiye çıkarıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa