21 Mayıs 2020 05:00

Tek gerçekçi yol birlik ve ortak mücadele hattında hareket etmek

Paylaş

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısıyla, barolar, TTB, TMMOB gibi emek ve meslek örgütlerinin, kuruluş yasalarında değişiklikler yapılarak, iktidarın “arka bahçesi”haline getirilmeleri girişimine karşı tepkiler giderek artıyor.

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’ın, salgın hastalıkların nedenini “eşcinsellik ve nikahsız evliliklere”bağlayan açıklamasına tepki gösteren Ankara Barosuna karşı Cumhurbaşkanı’nın çağrısıyla açılan kampanyanın devamı olarak gündeme getirilen bu düzenleme için AKP grubu harekete geçirilmişti!

Öyle görünmektedir ki, bu konu haziran ayında toplanacak TBMM Genel Kuruluna gelecek.

Öte yandan TBB, TTB, TMMOB, Ezacılar Birliği, Diş Hekimleri Odası, TÜRMOB gibi odalar, Erdoğan-AKP iktidarının emek ve meslek örgütlerini ele geçirme ve tasfiye etmek amaçlı bu girişimine karşı olduklarını, bu yüzden de iktidarın bu konudaki çabalarına karşı duracaklarını yaptıkları açıklamalarla ilan ettiler.

BAROLARA OPERASYONA KARŞI 80 BARO BİRLEŞTİ

Geçen yıl “adli yıl açılış töreni”nin Saray’da yapılmasının barolar tarafından protesto edilmesinden sonra baroların bir sorun olarak gündeme getirilmesi; bu yıl da Ankara Barosunun hedefe konmasının arkasından gelişen tartışmalar gösteriyor ki Mecliste ilk düzenleme, “Avukatlık Kanunu”nun değiştirilmesi girişimi olacaktır.

Avukatlar ve baroları da bunun farkında olarak, hızlı hareket ediyorlar.

Nitekim koronavirüse karşı mücadele koşullarının ağırlaştırıcı etkisine karşın, bazı hukukçular ve barolar tarafından gösterilen tepki genişleyerek önce 53 baronun, önceki gün de tüm baroların imzaladığı ortak bir açıklamaya dönüşmüş bulunmaktadır.

80 baro başkanı yaptıkları açıklamada; “Avukatlık Kanunu’nda barolar ve seçim sistemlerine yönelik değişiklik girişimlerini doğru bulmuyor, bu girişimlerin durdurularak geri çekilmesini, ülkemizin gerçek gündemlerinin çözümüne dönülmesini talep ediyoruz” diyorlar.

Yani baro başkanları bu koşullarda, Avukatlık Kanunu’nda yapılacak herhangi bir değişikliği kabul etmiyorlar ve koşullar uygun olduğunda bir değişiklik yapılmak istenirse, bunun için de; “Avukatlarımızın ve barolarımızın ihtiyacı ve beklentisini karşılayacak, Avukatlık Kanunu hazırlanması aşamasında, asıl muhatap barolar ve TBB olmalıdır. Türkiye Barolar Birliği nezdinde, 80 baronun, uzmanlar ve akademisyenlerin katılımıyla bir komisyon oluşturulmalı, bu komisyonca hazırlanacak tasarı, kamuoyu ve ilgililerle paylaşılmalıdır. Doğru, adil ve hukuki olan budur”diyorlar.

AVUKATLIK KANUNU NEDEN DEĞİŞTİRİLMEK İSTENİYOR

Gazetemize konuşan Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan, son yıllarda yargıç ve savcıların HSK üstünden ağır bir baskı altına alındığına, şimdi de avukatların zapturapt altına alınmak istendiğine dikkat çekiyor. “Çünkü”diyor Sağkan; “Yapılmak istenen, seçim sisteminde bir değişiklikle barolara demokrasi getirmek değil; baroları susturmak, sindirmek, dönüştürerek insan hakları mücadelesinin dışına itme amacını taşıyor. Oysa Avukatlık Kanunu bize hukuk devletini, yargı bağımsızlığını ve insan haklarını koruma görevini veriyor.”

Nitekim son yıllarda giderek artan biçimde mahkemelerde Cumhurbaşkanı’nın işareti doğrultusunda karar alındığının, savcıların ve yargıçların önemli ölçüde bağımsızlıklarını kaybettiğinin, skandal mahiyetteki örneklerine tanık oluyoruz.

Yani yargının iki ayağının bugün artık, “yargı bağımsızlığı”nın hiçbir güvencesine sahip olmadığı artık tartışmasızdır.

Şimdi iktidar, yargının üçüncü ayağı olan savunmayı (avukatlığı) da etkisizleştirerek, yargıyı yürütmeye bağlama adımlarını tamama erdirmek istiyor! Ki, AKP sözcülerinin ve Cumhurbaşkanının “çoklu baro”, hatta “çoklu hukuk”(*) hayallerini gerçekleştirmede, barolara yönelik operasyon önemli bir adım olacaktır.

İKTİDAR EMEK VE MESLEK ÖRGÜTLERİNE RAĞMEN GİRİŞİMİNİ SÜRDÜREBİLİR Mİ?

Peki iktidar; ülkedeki 80 baronun tamamının, TTB, TMMOB, TÜRMOB, Diş Hekimleri Odası, Eczacılar Birliği gibi yüz binlerce üyeye sahip emek ve meslek örgütlerinin karşı çıktığı bir operasyonu Meclis gündemine getirebilir mi?

Hele de böyle, “Her şeyden önce birlik ve bütünlüğe ihtiyacımız var”diye bağırılıp çağırılan bir dönemde?

Eğer Türkiye az çok demokratik değerlerin geçerli olduğu bir ülke olsaydı, bu soruya güvenle, “Yok canım iktidar böyle bir adım atmaz” diyebilirdik. Ancak bugün tek adam tek parti yönetiminin geldiği yerde, bu sorunun yanıtı böyle verilemez. Tersine bugün daha olası olan; iktidarın, mevcut baro ve emek-meslek örgütlerinin yönetimlerini daha yüksek sesle suçlayarak, amaçladığı operasyonu başlatmaktır!

Bu yüzden de iktidarın hedefe koyduğu bütün meslek ve emek örgütleri, kendi içlerindeki birliği sağlamak, açıklamalarında ifade ettikleri bir ortak mücadele hattına girmek durumundadırlar.

Çünkü iktidarın, koronavirüse karşı mücadeleyi kendisi için fırsata dönüştürme hamlesinin bir yanının da, emek ve meslek örgütlerini etkisizleştirip kendi “arka bahçesi”haline getirmek olduğu tartışmasızdır.

Hele de artık bu örgütler açıkça hedefe konmuşken!

(*) “Çoklu hukuk sitemi”: Herkesin kendi istediği hukuka göre, isteyenin şeriata isteyenin de laik hukuka göre yargılandığı bir hukuk sistemi.

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...