11 Mart 2020 00:24

Dış politikada nafile çabalar

Paylaş

AKP iktidarı da dış politikada geldiği yerin vahametini kabullendi. Şantaj politikasının işe yaramadığını anladı. Türkiye gibi bir ülkeden ve bizim iktidarımızdan vazgeçemezler, sonuna kadar isteklerimizde direnelim politikasının tutmadığını, Türkiye’den vazgeçemeseler dahi AKP iktidarından vazgeçilebileceğini gördü.

Putin, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Konseyi Başkanı Charles Michel’le görüşmeleri durumu toparlama çabaları.

İktidar, kuvvetli bir askeri güçle M-4 yoluna kadar girip Esad’ı tehdit edersek Rusya ve Suriye gözlem noktaları arkasına çekilir diye hesapladı. İşin içine Rusya girerse ABD, AB ve NATO devreye girer Rusya’yı durdurur, AB ve NATO devreye girmezse Türkiye’deki sığınmacıları Avrupa’ya sürmekle onları korkuturuz diye planladılar. Olmadı. Rusya blöfü gördü. ABD, NATO ve AB, Rusya karşısında AKP iktidarını desteklemedi. ABD, AKP iktidarı tek başına Rusya’ya saldırsın ve perişan olsun dercesine “Siz Rusya’ya karşı yürüyün, bütün mühimmatınız bizden” diye sırt sıvazladı. NATO, sözlü destek ile yetindi. AB sığınmacılar şantajını kabul etmedi.

AKP iktidarı Rusya’nın nazlanmasına bakmadan Putin ile görüşmekte ısrar etti. M-5 üstüne çekilerek ve Rusya-Suriye silahlı güçleri ile ateşkes sağlayarak Suriye’deki zor durumunu şimdilik çözdü. AB’ye sığınmacı şantajı da tutmayınca bu sefer alelacele Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Konseyi Başkanı Charles Michel’le görüşmeye gitti. Hem onlara hem de NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’e birinci elden, yüz yüze sitem etti. Bizi Rusya’nın karşısında yalnız bıraktınız, dokuz yıldır sizin için Suriye’de çok riskler aldık ama bizi hiç desteklemediniz mealinde hayal kırıklığını anlattı. Hiç olmazsa sığınmacıların masrafları için para verin, 2016 yılında yaptığımız anlaşmanın şartlarını da yerine getirmediniz altı milyar avro vermediniz dedi. Verdikleri paranın altı milyar avroya tamamlanmasını istedi. Muhtemelen onlar da AKP sözcülerine hak verdiler. Suriye politikalarını koordineli sürdürmelerini tavsiye ettiler ve 2016 anlaşmasının koşullarına Türkiye’nin uymadığını, paranın hükümete değil sığınmacıların ihtiyaçlarını karşılayacak sivil ve bağımsız örgütlere vereceklerini kabul ettiklerini, böyle örgütlere paralar verdiklerini ama anlaşmanın koşullarına Türkiye’nin uymadığını, bunun için kalan parayı veremediklerini, koşullar uygun olduğunda kalan parayı da vereceklerini, hatta Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu anladıklarını ve ilave para da verebileceklerini, bunun için tarafların anlaşma kurallarına uyması gerektiğini falan söylediler. Rusya seferinin Türkiye’de muhalefet tarafından bir hezimet ve teslimiyet olarak halka anlatılması nedeniyle zor durumda olan AKP iktidarı Avrupa seferinde de başarısız olunca, temsilcileri önceden kararlaştırılmış basın toplantısı dahi katılmadan apar topar Türkiye’ye döndüler.

Şimdi, sığınmacı krizi gündemden yavaş yavaş düşürülecek; iç politikada yeni kutuplaşma (Kanal İstanbul’u çatlasanız da patlasanız da yapacağım söylemleri, muhalefete hakaret dozunu arttırma, dava açma tehditleri, Meclis dışı muhalefete karşı operasyonlar, davalar vs. vs.) ve sertleşme taktiklerine başvuracaklar. Muhalefet partilerine iki yeni parti daha eklendi. Davutoğlu ve Babacan ile de bir hesaplaşma süreci yaşanacak önümüzdeki günlerde ister istemez. Bir taraftan da Ergenekon davası ile sindirdikleri güçler hareketlenmeye başladı. OdaTV ve iki Barış ile Ağırel tutuklamaları bunlara karşı bir hamle olarak gündeme geldi. Ama, AKP’nin baş aşağı gidişini bütün çabaları durduramıyor. Çırpındıkça daha da batıyor. Nafile çabalar.

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...