15 Şubat 2020 04:50

Diyanet elini ekonomiden çek!

Paylaş

Diyanet, Ramazan döneminde orucu nelerin bozduğu konusunda vatandaşı aydınlatmak dışında başka ne iş yapar da her sene bütçede en yüksek payı kapar sorusunu lütfen sormayalım; çünkü üstüne vazife olmaması gereken her konuda verdiği fetvalarla insan teninden kul yontar o. Külliye’ye vekaleten yapılan bu iş elbette masraflıdır. Devlet de kaz gelecek yerden milyonları esirgemeyeceğinden, itibardan tasarruf olmaz!

AKP iktidarının neoliberalizm ile dindar muhafazakarlığın başarılı izdivacı olduğunu yazan akademisyenleri, ki onlar artık KHK’lı, haklı çıkaracak her şeyi yapıyor Diyanet. Çok çalışıyor. Parti kadrolarının bizzat yürüttüğü, vekalet ettiği, nemalandığı sermaye birikiminin zorlu yollarında kar küreyicisi olmakla görevlendirildiği için rejimin asli kolonlarından biri durumunda.

En son TOKİ’nin vatandaşa ucuza konut edindirme projesi kapsamında ‘sosyal’ ile konutu birleştirme rolü üstlendi Diyanet. Asgari ücretle, karı koca çalışıp da artırdıklarıyla, dişinden tırnağından dökülenlerle ev alamayacağı aşikar bir orta sıklet ‘sosyal’e faizli banka kredisi çekmenin caiz olduğu fetvasını çıkardı. Bir zamanlar faizin haram olduğunu söyleyen de aynı Diyanet’ti. Bazı banka içeriklerinin, merkez bankası yedek akçasının açık telafi etmek üzere hazineye aktarılabildiği, CHP’nin elinden İş Bankası hisseleri nasıl alınır hesabı yapıldığı bir sırada, yemelere doymayanlar için dini akideleri de yalayıp yutan bir diyanet ne kıymetli bir anahtardır. Lazım olan her kapıyı açar. Ekonomiyi döndürür. Bunun için fıkıh uydurur, hadis keşfeder, gerekçeler bulur. Diyanet-Din İşleri Yüksek Kurulu’nun ifadesi şöyle: “TOKİ’nin bu uygulamasında başka bir yolla konut alma imkânı tanımadığından, belirtilen niyet ve amaçlar doğrultusunda söz konusu projeden yararlanmak caizdir.”TOKİ sosyal konutlarının, yatay mimari övgüsü ve mahalle hayatının yeniden canlandırılacağı vaadi eşliğinde hazırlanan animasyonunda az katlı binalar, temiz yollar, yeşil alanlar, parklar var. Ara yollarda dolanan üç beş insan figürü faizli krediyle birkaç on yıl bankaya borçlanmış mutlu ‘sosyal’i temsil ediyor. Fakat animasyonda kuran kursları, mescitler vb. animasyonda görünmüyor. Ancak Diyanet’in bunu da düşündüğünü biliyoruz.  Çünkü Başkan Ali Erbaş kuran kursu işini sivil topluma havale etti: “kurslarda bir tuğlası olana cennetten ev verilecektir.”

Müminin kafası karışıyor doğrusu. Bir tuğla karşılığında cennetten mevkili sosyal konut mu ömür boyu ödemeli faizle dünyalık mı?

Vatandaşı bu içinden çıkılmaz diyaloga mahkum ederek inançlı emekçilerin zekasıyla dalga geçen Din İşlerinden sorumlu kurum, dini propagandaya alet edebilmek için personeline geçen yılın ilk altı ayında 4 milyar 149 milyon TL ödemiş. Yani bizlere, aptalmışız gibi davranabilsin diye Diyanet’in bir eli cebimizde.

Depremle ilgili ‘sosyal’ içerikli hiçbir önlem almayan, ‘dikkatli olun’ demekten başka bir şey yapmayan, ölüm korkusunu da biat ve beka seferine takviye etmeye uğraşan iktidar, Diyanet sayesinde felaketi kader kısmete bağlamış bulunuyor. İyi ki Diyanet var ama biz sadece bu kuruma abanmayalım; TOKİ evi için faiz caizdir diye fetva veren tek o değil. Tarikatlar, cemaatler, ama ayrıca okulda, yurtta, üniversitede din eyyamcıları bu fetvaların ardında kendi meşreplerine göre duruyor. Kuran kursuna bir tuğla karşılığında cennette ev vaat edenler ile Elazığ depremi üzerine, çocuk yaşta evlilikler yasak olduğu için evlerin yıkıldığını söyleyebilen akademisyen kılıklı riyakarlar birbirini pohpohluyor. Diyanetin sitesinde de vaktiyle çocuk yaşta evliliklerin savunulduğu, kızına hallenmenin dinen yerini soran babaya yanıt verildiği hatırlanırsa piyasada epey geniş ve gayet iktisadi bir saadet zincirinin oluştuğu görülür.

Başa dönelim, Diyanet’in, cemaatlere-tarikatlara dağılmış din pazarlayıcılarının, üniversitedeki ve medyadaki uzantılarının vatandaşın evini-evliliğini bu kadar köpürtmesinin, sebebi, herhalde her gün biraz daha alenileşen, dindar muhafazakarlığın kapitalizm ile izdivacını gargaraya getirmek olmalı. Şu anda Diyanet sömürü mekanizmasının en randımanlı aksamından başka bir şey değil. Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler diyecek halimiz yok.  Burada merkezinde dinle siyaset ayrılsın olan laiklik talebine ek yapalım. Çünkü yetmez o; Dinle ekonomi birbirinden ayrılsın. Diyanet de elini piyasadan çeksin; tuğlayla çimentoyla uğraşmasın. Yok, en iyisi kapatılsın.

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...